Yok beyaa, nerdeee:)
Hiç “büyük bir şair”in davet edildiği herhangi bir akşam yemeğine katılabildin mi, seni de mecburen aralarına aldılar mı? Masanın bir ucuna iliştiğin, konuşmaların hiç değilse bir kısmını duyabilmek için kulak kabarttığın, karşı çıkabileceğin, onaylamadığın bir saptamayla karşılaştığında tedirgin olup sustuğun, “bir şeyler kapma” ile eklenme arasında ister istemez ödün verdiğin herhangi bir “dost meclisi”?
Alıntı
Reklam
Olurmu beyaa, Dünya bizi kıskanıyor :)
Bedenlerimiz bir hapishaneden diğerine taşınırken,Boyunlarımız ağır bir esaretten kurtulup daha ağırının altına girerken, diğer milletler bize uzaktan bakarak gülüyor. Ne zamana kadar milletlerin bize gülmesine sabredeceğiz?
Alıntı
Bekarlık sultanlıktır beyaa
Şahsen, olan biten her şeyden sıyrılarak nasıl olduğumu düşündüğümde mutlu olduğumu fark ediyorum. Kimseye ihtiyaç duymadan her şeyi kendi kendime çözebiliyorum. Muhabbetim de iyi, hiç sıkılmıyorum. Mecburi şeyler dışındaki her fırsatta kendi yanıma kaçıyorum. Bakma ayrıldık diye mızıklandığım zamanlar oldu ama başından beri tek kişilik yaşamaktan her zaman memnundum. İnsanın hayatının tüm kararlarını başka hiç kimsenin etkisinde kalmadan, bir başkasının düşüncesini hesaba katmadan verebilmesi müthiş olay. Zaten aksinin doğamıza aykırı olduğunu düşünüyorum. Arada bir ilişki güzel şey olsa da yalnızlık kadar görkemli bir krallık olduğunu hiç sanmıyorum Osman.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Alıntı
Bir ısırık verseydin beyaa :))
Ne ve nasıl olursa olsunlar kemiricilerden hoşlanmıyorum. Ne kemirmek işime geliyor ne de kemirilmek.
Kırmızı olsun beyaa..
Yılanın, karayılanın sevdası beterdir. Sevdalı yılan kıpkırmızı uzun bir köze keser. Yılan kızlara sevdalanır. Karayılan sevdadan kıpkırmızı kesilir. Kız nereye, ne yana gitse yılan kıpkırmızı karşısında dikilir. Kıpkırmızı, mercan kırmızısı, nar zamanı, nar çiçeği kırmızısı... Bir yurtta, bir yolda, bir çalı arkasında, bir ören içinde, çadırda uyurken, düğünde oynarken, koyun sağarken, çocuk uyuturken yılan kıpkırmızı karşısına dikilir. Yeşil otların, derin suların, ulu ormanların, tozların, karanlık bataklıkların içinden karşısına çıkar, kıpkırmızı. Hiçbir şey yapmaz. Önce kuyruğunun üstüne dikilir, sonra kızın önüne boylu boyunca kırmızı köz gibi upuzun serilir. Elindeyse, yüreğin var ise öldür sevdalı yılanı. Yılan kırmızıyı, nar çiçeğini sever. Nar çiçeğine, kırmızı giymiş kızlara sevdalanır.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Edebiyat