Ünlü psikiyatr Jung, bir Kızılderili şefiyle görüşür. Kızılderili şefinin tespiti çok ilginçtir: "Siz beyazlar hep huzursuzsunuz, hep bir şey arar gibisiniz. Aradığınız ve bulamadığınız nedir?" Arayıp bulamadığımız hayat amacımızdır. O olmadığında huzursuz, arar dururuz..
Sayfa 30 - Elma Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Atalarının günahları, gelmiş geçmiş en renkli ve yetenekli bu insan türünün ayağına pranga olmuştu.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Konser Ekibi
(Mısır Üs Kampı) Toplanıyorlar etrafta... Alacakaranlığın içinden; gri-mavi kumların üzerinden, Alçak sesle mırıldanan adam sürüleri sese doğru akıyor içeriye, — Bir piyanonun tıngırtısı ve gümlemesine... düm-te-düm... Bir lambaya çekilerek, geliyorlar Çadırlarının parıldayan hatlarından dışarı, hışırdayan kumların üzerinden. O şarkıları söyleyin bize, kendi memleketimizin şarkılarını, Sizler, beyazlar içinde şakıyan hanımefendiler. Loşluk gizliyor yüzlerimizdeki açlığı, Gecenin içinden yükselen bu yüzlerden duvarı, Gözden bu kadar uzakta kalan yerlerin Anılarını saklayan bu gözleri. Yorgun ve neşeli, şarkı söylüyor hanımefendiler; ve kahverengili adam Eğiyor gri şapkasını; fiyakalı, zayıf ve solgun, Tuşları tıkırdatıyor... şehirden bir oyuncu parçası işte... "Tanrı seni eve kavuştursun"; ve sonra "Uzun, upuzun bir yol"; "Beni çağırdığını duyuyorum"; ve "Dixieland"... Yavaş söyleyin... şimdi nakarat... teker teker. Duyuyoruz onları, içiyoruz; konser bitene dek. Sessizce, askerlerin gölgeli kütlesinin dikilişini izliyorum. Sessizce, dağılıp gidiyorlar, parıldayan kumların üzerinden.
“Beyazların (erkek olarak da okunabilir) görme-görmeme, düşünme-düşünememe ve Duygulanma-duygulanmama biçimleri ve beden dilleri Siyahlarlarla(kadınlar olarak da okunabilir) olan tarihsel ilişkileri içerisinde oluşturulmuş ve tam tersi Siyahlar (ve kadınlar) içinde söylenebilir. Beyazlığın (ve erkekliğin) getirdiği güçsüzlükler, imtihansızlıklar ve dezavantajlar sayesinde vardır.; Başka bir değişle, birileri güçsüz ve dezavantajlı bırakıldığı için diğerleri güçlü ve avantajlıdır. Eşitsizlik, her iki iktidar ilişkisinde de (ırksal ve cinsel) damgasını vuran temel fenomendir. Eşitsizliğin bir ucundaki beyazlar (ve erkekler) üçlerini Eşitsizliğin diğer ucundaki siyahların (ve kadınların) güçsüzlüğüne borçludur. “
Sayfa 31
Avustralya'ya gelen ilk beyazlar, İngiliz ceza sistemindeki aşırı kalabalığı önlemek amacıyla gemilerle ve ayaklarında zincirler ile bu ana karaya yollanan mahkumlardı. Hatta bu suçlulara göz kulak olmaları için buraya yollanan muhafızlar bile kraliyet mahkemelerinin gözden çıkartıp feda ettiği adamlardı. Bu insanların tutukluk halleri sona erdiği zaman beş parasız ve yeni yaşama alıştırma çalışmaları yapılmadan sokağa atıldıklarında vahşileşiyorlar ve hınçlarını kendilerinden daha güçsüz durumda buldukları yerlerden çıkartıyorlardı.
Sayfa 172 - Dharma Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan yasa ve norm­ları, kimi insanları sahip, kimileriniyse köle yapmıştır. Siyahilerle be­yazlar arasında ten rengi ve saç tipi gibi birtakım biyolojik farklar vardır, ama bu farkların zeka veya ahlakla ilgisi olduğuna dair herhangi bir ka­nıt yoktur