Günadydındındındın
8/10
·104 syf.·
2026 89. kitabı
Cimri kitabını okurken bir yandan güldüm, bir yandan da “Bu kadar da olmaz!” dedim. Kitabın baş karakteri Harpagon, parayı o kadar çok seviyor ki sanki insanlarla değil, altınlarıyla duygusal bir ilişki yaşıyor. Kitap boyunca çocuklarının mutluluğunu, aşklarını ve hatta kendi itibarını bile para uğruna ikinci plana atıyor. Harpagon’un cimriliği bazen sinir bozucu olsa da çoğu zaman çok komik durumların ortaya çıkmasına neden oluyor. (Düğün yemeği verileceği diyaloglar mükemmeldi :)))))))) Özellikle para sandığı kaybolduğunda verdiği tepkiler beni en çok güldüren bölümlerden biri oldu. Kitabın en sevdiğim yanı, üzerinden yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ güncelliğini korumasıydı. Çünkü günümüzde de Harpagon’un modern versiyonlarına rastlamak mümkün. Molière, insanın para hırsını öyle güzel eleştirmiş ki hem eğleniyorsunuz hem de düşünüyorsunuz. Kısa ama keyifli bir klasik okumak isteyenlere tavsiye ederim. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir soru kaldı: Harpagon günümüzde yaşasaydı telefonunu şarja takar mıydı? Puahahahahah Neyse Tiyatro diyalog seviyorsanız çok eğlenceli,şahsen sevmediğim halde çok çok eğlendim. :))))) Gittim beeennn
Alıntı
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202228bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:05
Bu kitapta beynimizin nasıl çalıştığını eğlenceli anlaşılır ilgi çekici ve çocukların anlayacağı bir dilden anlatılıyordu. Kitapta beyinin görevleri anlatılıyordu. Yazar günlük hayattan örnek vererek daha kolay anlamamızı sağlıyordu. Kitapta ilginç bilgiler verildiği için kitabı merakla okuyabilirsiniz. Bununla birlikte beyincik ve omurilikte anlatılıyordu aynı beyin gibi. Bazı sayfalarda çok fazla değişik bilgiler veriliyordu buna değişik dememin sebebi hayatımda hiç duymadığım kelimeler bundan dolayı okuduğum gibi o sayfadaki bilgileri unutuyordum onun için kitabı çok dikkatli okumamız lazım. Bilim kitaplarını seven herkese bu kitabı tavsiye ederim. Ha birde unutmadan bu bilgiler bize okuldada anlatıldı fakat hiç ayrıntılı değil sadece omurilik şöyle yapar vb. Şeyler diye öğretmişlerdi.
Şu Acayip BeyinTarık Uslu · Uğurböceği Yayınları · 2019299 okunma
Ruh haliniz ne kadar süre farklı kaldı?
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 05:40
Kitap hakkında söylenecek, yazılacak, konuşacak çok şey var. Bazen Selimmi, Turgutmu, olduğunuzu anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Modern aynı zamanda Postmodern bir bakış açısının, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu kadar iyi bir örnek olarak karşımıza çıkması, aynı zamanda da bir kişinin düşüncesinin (kendisi), iç sesinin (olrik), yanında hayali bir karakterin olması ve diyalogları, beyinin düşünce hızında konudan konuya geçmesi inanılmaz bir kitap olmasının sebeplerinin başında geliyor. Hepimiz de karanlık bir taraf var mı? Herkesin bir Olrik'i var mı? Kadın erkek açısından bu kitap farklı etkiler bırakabilir mi? Bu konularda da siz sevgili okuyucuların fikirlerini öğrenmeyi çok isterim. Tutunamayanlar Oğuz Atay
Duygu ve Düşünce
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475,1bin okunma
8/10
·304 syf.··
2026 32. kitabı
Merhabalarr, Bu kitabı geçen yıl okumuştum ve 2025 favorilerimden olmuştu. Romantik komedi ihtiyacımı giderebilmek için tekrar okumak istedim çünkü ilk okuduğumda o kadar keyif vermişti ki! Ve şaşırtıcıdır yine aynı keyifle okudum çünkü Wes karakteri gerçekten mükemmel bir erkekti. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Liz romantik fimlere ve müziklere aşık olan bir lise son öğrencisidir ve annesinin kaybını bunlarla doldurmaktadır. Komşusu ve aynı liseye gittikleri Wes ile de sürekli park kavgası yapmaktadılar. Bir gün Liz’in çocukluk aşkı Micheal liseye geri döndüğünde, ona ulaşma biletinin Wes’te olduğunu düşünerek Wesle anlaşma yaparlar : Liz’e yardımcı olursa otopark yeri Wes’in olacaktır. Birlikle Micheal projesine başlarlar ve bu süreçte yakınlaşırlar. O kadar tatlı oldular ki şuan bile sahneleri düşündükçe sırıtıyorum. Özellikle partide bir kız Liz’in elbisesine kusunca Wes’in kendi kıyafetlerini vermesi, kıyafetin belinin bol gelmesiyle düşmemesi için belinden tutması, Liz’in burnuna top gelince kanamayı durdurmak için tişörtünü çıkartıp vermesi, Gizli bölgelerinde geceleri yaptıkları konuşmalar. Sadece bununla da sınırlı değildi ve hem arkadaşlık hem de aile ilişkilerinde Liz yanlış şeyler yaptı ve bunları düzeltmesini okuduk. Çok gerçek hayattan olduğu için çok sevdim. Özellikle üvey annesi Helena ile bağ kurmalarını okumak çok keyifliydi. Her bölüm başında bir film alıntısı vardı ve ben böyle şeylere bayılıyorum. Bolca müziklerden bahsedilmişti. Kısaca çok keyif alarak okuduğum, içerisinde hiç smut olmayan, daha saf bir aşk, arkadaşlık ve ilişkiler hikayesiydi. Romantik komedi kitaplarını seviyorsanız kesinlikle okumalısınız! En azından Wes için durmayın, koşun ve okuyun :)
Filmlerden Daha GüzelLynn Painter · Artemis Yayınları · 20251,966 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 00:00
Bu kitabı her elime aldığımda içimde tarif edemediğim bir sızı uyanır; çünkü bilirim ki Bir Delinin Hatıra Defteri, alelade bir çıldırma hikayesi değil, unvanların ve sınıfların insan onurunu nasıl un ufak ettiğinin hikayesidir. Romanın kahramanı Poprişçin, müdürünün odasında sadece kalem yontmakla görevlendirilmiş o dokuzuncu dereceden küçük memur, aslında aklını kaybetmeden çok önce toplumun o kaskatı duvarlarına çarparak ruhunu kaybetmeye başlıyor. Üstü başı eski olduğu, statüsü yetmediği için sürekli aşağılanan, evindeki uşağı Tuva tarafından bile ciddiye alınmayan bu adam, bir de gidip genel müdürün kızı Sophie’ye aşık olduğunda hayat onun için iyice çekilmez bir hal alıyor. Sophie’nin düşürdüğü o dantelli küçük mendili koklayarak avunmaya çalışması, onun o asil dünyasına ait kokularda teselli araması kalbimi sızım sızım sızlatıyor. İşte tam bu kırılma noktasında, o katı ve acımasız gerçeklikle baş edemediği an zihni ona acıyor ve onu korumak için hayal dünyasının kapılarını açıyor. Sophie’nin küçük köpeği Meggy ile bir başka köpeğin birbiriyle mektuplaştığını sanması ve çamurlu sepetlerin içinden o hayali mektupları çalmaya çalışması, aslında o korkunç yalnızlığından ve dışlanmışlığından kaçıp sığınacağı bir rüya arayışından başka bir şey değil. Günlüğündeki tarihlerin yavaş yavaş delirmesi, "Nisanın 43. günü" ya da "Mavi Ayın 1. günü" gibi tuhaf satırlara dönüşmesi, artık bizim dünyamızın kurallarıyla oynamadığının en hüzünlü kanıtı. Kendini İspanya Kralı VII. Ferdinand ilan ettiği, o eski üniformasını kesip biçerek kendine derme çatma bir kral pelerini diktiği o an ise alelade bir delilik şovu değil; onu ezen bu uyduruk sisteme karşı kalbi kırık bir adamın kendi içine kurduğu o gizli krallıkla aldığı en büyük intikamdır. En sonunda __"İspanya’ya
Alıntı
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · İndigo Kitap · 202117,6bin okunma
"Bir Köy Hekimi" ve Kafkaesk Kavramı
10/10
·88 syf.··
2026 85. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:48
Bir Köy Hekimi'ni elinize aldığınızda topu topu 88 sayfalık, belki iki saatinizi alacak bir metinle karşılaşırsınız. Ancak o iki saat, kafanızın içinde çok daha uzun sürer . Kitap bitince sanki karmakarışık bir rüya görmüş gibi uyanırsınız; ne tam uyandınız ne de rüyanın içindesinizdir. Kafka'yı anlamak için bir felsefe altyapısı şart değildir; ama bu tür metinlere alışkın olmak, en azından onlarla barışık olmak gerekir. Çünkü Kafka size bir hikâye anlatmaz, bir his dayatır. O his de şudur: Bir yere ulaşmaya çalışıyorsunuz, çabalıyorsunuz, ama bir türlü ulaşamıyorsunuz; üstelik neden ulaşamadığınızı, sizi neyin engellediğini de tam olarak anlayamıyorsunuz. Kafka'yı konuşurken Albert Camus'yu es geçmek mümkün değildir. Her ikisi de varoluşun temel çelişkisiyle yüzleşir: İnsan anlam arar, evren anlam vermez. Ama bu noktada iki yazar birbirinden ayrılır. Kafkaesk Nedir? Kafka'nın bu tarzı o kadar özgün ve sarsıcıdır ki edebiyat dünyası bu kâbus mantığını, çaresizliği ve labirent benzeri çıkmazları tanımlamak için onun adından bir kavram türetilmiştir: Kafkaesk (Kafkaesque). Bir durumun Kafkaesk sayılabilmesi için sadece karanlık olması yetmez. Bireyin, kurallarını asla öğrenemediği devasa bir sistemin (hukuk, devlet, bürokrasi) içinde mantıksızca sıkışması; suçunu bilmeden derin bir suçluluk duygusu yaşaması ve kurtulmak için çabaladıkça daha da derine batması gerekir. Tıpkı bir rüyanın içindeyken o mantıksızlığın bize son derece normal gelmesi gibi, Kafkaesk dünyada da tüm absürtlükler hayatın olağan akışıymış gibi yaşanır. Alegorik Yazın ve Kafka'nın Çok Katmanlı Dünyası Edebiyatta bu tarz metinlere alegorik ya da parabolik yazın denir. Yazarın yüzeyde anlattığı şey, aslında asıl anlattığı şey değildir. Yüzeyde basit, hatta bazen absürt
Bir Köy HekimiFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20184,477 okunma