Dinin siyasete alet edilmesiyle cemaat, tarikat kavramlarının içleri boşaltılırken, büyük çoğunluğu dini, ilmi ve fenni eğitim amacından saptırıldı, salt dini eğitim odaklı, biat kültürüne tabii örgütlenmelere dönüşerek muhafazakar zihinlerin rant yuvası haline gelirken ve çağın getirdiği aydınlanma ve gelişmeden uzaklaşan, Cumhuriyet’e, laikliğe düşman nesiller yetiştirme gayretine girdi. 
Beşinci aydan sonra yalnızca " bilmem" zikrine devam
ettim. Tapduk Sultan'ım bana biat vermiş, " Biz ümmlyiz
ve senin aklında sorular var. Soruyla dervişlik olmaz; teslimiyet gerektir; bu yüzden hiç nesnen kalmayana dek
sorulardan kurtul; zahirini terk eyle, dimağını ant. Bundan böyle 'Bilmem!..' çek ve 'Bilmem!' lafzı senin virdin
olsun. Ta o güne kadar ki sana 'Adın nedir?' diye sorulsa 'Bilmem!' diyesin," buyurmuştu
Utanç verici bir biat kültürümüz var. Boğaziçi Üniversitesi gibi başka ibret verici bir örnek de siyasi partiler. Hepsinin yapısı diktatörlük. Bir yandan da memlekete demokrasi diye sesleniyorlar. Kim inanır. Ama inanıyoruz. Masallarını içselleştirdik, kurtuluşu kişilerin kendilerini de kandırdıkları yalanlarında aradık. Rakip partinin başkanına yüklenmek kolay. Sıra kendi partinin başkanına gelince boynunu büküyor, düğmelerini ilikliyorsun. Türkiye'de muhalefet olmak da utanç verici!
Yüzbaşı Romel Rangel, konuşmamız boyunca ben ne zaman "Chavez" diye söze başlasam, düzeltiyor:
"Başkan Chavez!"
Bundan hiç bıkmıyor, ben kaç kere "Chavez" diyorsam; o da o kadar kez "Başkan Chavez" diye tekrar ediyor üzerine basa basa. Liderine tapan bir adamın iktidara biat etme gösterisi değil bu. Siz sadece "Chavez" dediğinizde bu yaşanan devrime karşı olduğunuz, devrimin meşrutiyetini tanımadığınız anlamına geliyor.
Chavez'in "Başkan Chavez olarak düzeltilmesi gibi ne zaman "ülkenin yaşadığı değişim" diye başlasam söze, yine özel bir vurguyla belirtiyor:
"Değişim değil Sinyorita, devrim!"