Puan vermedi·1062 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
spoiler içerir. bu kitapta ilişkiler ve evliliklerin yanında dönemin rusyasını okuduğumuz söylenebilir. dürüst olmak gerekirse, son sözde de bahsedildiği gibi rusça bilmeyen okurlar ve dönemin
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma
Bile isteğe…
seninle o kadar doluyum ki bir toz gibi kendiliğinden yağmak ayağının altında yavaşça başımı koymak hafifçe gölgene asılmak istiyorum
Telos yayıncılık·Kitabı okuyor
Alıntı
Anne
Hayatın en yorucu anları başkalarının zihninden geçen karmaşık ,kötücül, tahripkâr düşünceleri anlam vermeye uğraşmaktır. Ağır bir suçluluk duygusunun sizi ezmesine izin verirsiniz. Size ödetilen ağır bedeldir bu yorgunluk. Kendini cezalandırmak başkaları için kurban edilmeye razı gelmek nefretin kesinleştiğini bıçağı bile isteğe boynunu uzatmak. Annem kalbindekileri gizleyen bir kadındı. Sürekli aklını okumaya çalışmak beni bitkin düşürüyordu. Gizleme ihtiyacı duymadığı tek bir duygu vardı .NEFRET.
Sayfa 118 - Doğan kitap·Kitabı okuyor
Hayata Dair
FAALİYET DEYİNCE...
(...) Faaliyetler, “irâde-istek”in sonucudur; “istek-arzu”, faaliyetlerin sebebi. (...) Ama dahası var: Bu saydığımız duygu, düşünce ve irâde faaliyeti veya onlara dâir sayılabilecek şekiller, neticede gelir, bir tek muhtevâ faaliyete dayanır: O da, irâde faaliyeti… Öyle ya, eğer ben bilmeye dâir bir faaliyette bulunuyorsam, bu benim bilme isteğimin sonucudur; yahut benim bilme isteğim, bilme faaliyetinde bulunmamın sebebidir. Eğer bende içeride çay olup olmadığını bilme isteği olmasaydı, ben içeride çay olup olmadığını düşünmeyecek, gidip bakmayacak, yahut alıp içmeyecektim. Hattâ birisinden “gayrıihtiyarî–istemeden” işitsem veya durup dururken ansızın hatırlasam bile, omuz silkecek, onu bir bilgi olarak karşıma almayacak, yâni bilmeye dâir bir faaliyette bulunmayacaktım. İnsan istemeye istemeye öğrense bile, öğrendiğini bir bilgi olarak karşısına aldığı her seferinde, bunun bir bilme isteğinden ileri geldiğini anlar. İşitmek veya ansızın hatırlamak ihtiyara bağlı birer faaliyet olmasa bile, işittiğini veya hatırladığını bilmek, muhakkak ihtiyarîdir, isteğe bağlıdır. Bunu daha güzel fenomenoloji ile anlayabiliriz: İhtiyarî olmayan faaliyetler, fenomenolojinin de kapsamı dışında, “tesadüf” ve “tabiîlik” kategorisindedir; şuura âid değildirler… Şuura dönük bir bakış, tenkidî bakış (refleksiyon) olmadan, bunlar faaliyet sayılamazlar. “Faaliyet” deyince, mutlaka bir yönelme, hedefleme, şuura alma ve kısacası “irâde” söz konusudur.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996), ‘Bilgi ve Düşünce Faaliyeti’ Hakkında Mülâkat, (Mülâkat soruları, Salih Mirzabeyoğlu’nun KÜLTÜR DAVAMIZ –Temel Meseleler- isimli eserinin 3. basımının 93–96 sahifelerinden iktibas edilmiştir.)
Akademya Yazıları
1930’lar, kitle iletişim araçlarının (özellikle radyo ve sinemanın) altın çağına ulaştığı ve propagandanın basit bir "bilgilendirme" mekanizmasından çıkıp total bir "psikolojik ve
Tarih