“-izmler, idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri”
(…) bilgi edimlerinin hiçbirisine herhangi bir üstünlük tanıyamayız, hiçbirisini mutlaklaştıramayız. Bu, geçmişte bol bol denenmiş ve her zaman başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Birine üstünlük tanımanın, onu mutlaklaştırmanın sonucu, bizi bir felsefi “izm”e götürür. Her felsefi “izm”, kurguların, spekülatif metafiziklerin, fenomenlerden ayrılmanın kaynağıdır.
Sayfa 70·Kitabı okuyor
Birinci bölüm -..imandan şüpheye şüpheden inkara inkardan maddeciliğe geçer.. +O artık bir olmayanın veya bir olacağın peşindedir. +On dokuzunda putperesttir insan. Kozasını yırtmak ister. Kanatlarını tutuşturacak bir alev arar pervane. +.. misyonerlerin her aksiliğe meydan okuyan imanı.. +Ya batılı olacağız yahut batı kültürünün âzâd kabul etmez sömürgesi. +Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. +Beyin ile kol, nazariye ile aksiyon el ele vermedikçe toplum sıhhatte kavuşmaz. İkinci bölüm +Aydın olmak için önce insan olmak lazım. insan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz konuşur maruz kalmaz seçer. Aydın kendi kafasıyla düşünen kendi gönlüyle hisseden kişi. +Münakaşada zafer, mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir. +Sağcı ve solcu gibi sınıflandırmaları hiçbir zaman benimsemedim. Bunlar hakikati kapamaya yarayan uydurmaca mefhumlardır. Bilhassa sosyal sınıflara ayrılmamış bir ülkede sağcı solcu ne demek? Bu ülke 1-) Sihâm-ı kazâ 1.Babil +Kavga, insanla kader arasında değil artık insanla kelime arasında. +Avrupa'nın son 200 yıllık tarihi sonun zaferleri sağın hezimetleri tarihidir. +Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir. +İzm'ler idrakimize giydirilen deri gömlekleri. itibarları menşe'lerinden geliyor hepsi de Avrupalı. +Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız. Bütün ideolojilere kapıları açmak hepsini tanımak hepsini tartışmak ve Türkiye'nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek işte en doğru yol. +Vatanların yaşanmaz bulanlar vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır. +Şuuru felce uğratan bir zehir çağ-dışılık. +Cumhuriyet intelijensiyasının en acil vazifesi maziyi tasfiye ve hâli takviyeydi, takriri
Reklam
Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekâsı, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek “-izm”e teslimiyettir: Obskürantizme. ANLAMI: Karanlıkta kavga olmaz.” Bu cümle çok çarpıcı bir giriş: “Anlamadan, görmeden, bilinçsizce savaşılmaz.” Yani: Kavga (mücadele), ancak aydınlıkta –yani düşünceyle, bilgiyle– yapılabilir. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.” Bu benzetme iki anlam katmanı taşır: “Uçurumlar”: Toplumsal sorunlar, bilinmezlikler, tehlikeler. “Hırsız feneri”: Tehlikeli, bazen yanıltıcı ama yine de karanlıkta bir yön gösterici ışık. Yani Meriç’e göre ideolojiler mükemmel değildir, bazen tehlikeli ya da eğreti olabilirler, ama yine de kaosu anlamlandırmak için gereklidirler. İstemesek de onlara muhtacız.” Her ne kadar kusurlu olsalar da, ideolojiler olmadan düşünce düzeni kurulamaz. İdeoloji, tecrübenin, tarihin ve aklın birikimini içeren sistemli düşünce biçimidir. İdeolojiden tamamen bağımsız düşünce, çoğu zaman dağınık, kararsız ve köksüz olur. Kaosu kosmos yapan insan zekâsı, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş.” Kaos → Kozmos: Düzensizlikten düzene geçiş. Zekâ ve tecrübe → ideolojilerde somutlaşır. Yani insanlık tarihindeki düşünsel, siyasal, toplumsal tecrübeler, ideolojik çerçevelerle anlam kazanır. İdeoloji, ham tecrübeyi sistemli bilgiye dönüştürür. İdeolojiye düşmanlık, tek ‘izm’e teslimiyettir: Obskürantizme.” Obskürantizm nedir? Aydınlanma, bilgi, eleştirel düşünce karşıtı karanlık zihniyet.
Sayfa 95 - İletişim·Kitabı okudu
_Hayat, sürprizlerle dolu bir kumardır ve hayatın ne olduğunu sadece kumarbazlar bilir. _Eğer cesur değilsen samimi olamazsın, sevemezsin, güvenemezsin, gerçeğin peşine düşemezsin. O yüzden önce cesaret gelir. Ve diğer her şey onu izler. _Risk al. Belirsizlik deme; merak de. Güvencesizlik deme; özgürlük de. Bu güvencesizlik, hayatın özgürlüğüdür. _Seni köle yapan şey kendi korkuların. Korkusuz olduğun zaman artık köle değilsin. Korku dolu insanlar, bilinenin ötesine adım atamaz. Bilinen, bir çeşit rahatlık ve güvenlik verir. _Bütün huzursuzluğun, bütün sıkıntının nedeni zihnin kendisidir. Huzur, zihin olmadığında vardır. O yüzden zihinsel huzur diye bir şey var olamaz. _Talebin oluşmasını beklemeye gerek yok; talebi yaratabilirsin. _Sadece aptallar nasihat verir ve sadece aptallar nasihat alır. Bilge insanlar, nasihat vermekte gönülsüz davranır, çünkü bilge bir adam, bu dünyada bedava olarak verilen ve hiç kimsenin almadığı yegane şeyin nasihat olduğunu bilir. Öyleyse neden uğraşsın? _Bu dünyada, bedelini ödemeden hiçbir şey alamazsın. Önce tarlayı süreceksin ve ancak ondan sonra tohumu ekebilirsin. _Sahip olduğun şeyi kanıksamaya başlıyorsun. Sana, onu kaybetme ihtimalinin gösterilmesi lazım; ancak o zaman ne kaybettiğinin farkına varıyorsun. _Sırf daha büyük ve güçlüsün diye, kim olduğunu, iç dünyanda hangi mertebeye ulaştığını düşünmeden, onu kendine benzetmeye başlarsın. Sen sefalet içinde yaşıyorsun ve aynı şeyi çocuğun için de mi istiyorsun? _Sonsuzluktan geldiği için, binlerce yıl bile herhangi bir fark yaratmıyordu. *** _Cesaret, bütün korkulara rağmen bilinmeyene adım atmaktır. Cesaret, korkusuzluk demek değildir. Korkusuzluk, sürekli cesur ve daha cesur olunca ortaya çıkar. Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur. Korkusuzluk, cesaretin sonsuz olduğu zaman
Eğer kişi Jung'un kelimenin alışılmış anlamıyla yeni bir Gnostik "sistem" oluşturmuş olduğu beklentisi içindeyse, böyle bir beklenti kesinlikle hayal kırıklığıyla karşılanacakhr. Aslında Jung, bireysel gelişimin gerekli olduğu yerlerde tüm yöntemler bı­ rakılmalıdır derken, yeni Gnostisizmin çok önemli bir özelliğine giden yolu işaret etmiştir. O bireyselliği yegane, öngörülemez ve yorumlanamaz olarak düşünmüştür. Onun görüşüne göre, her in­ san sık bir ormanda yolunu zahmetle açarak ilerleyen bir kaşiftir. Kurulu bilgi sistemleri ve biçimleri, işaret direkleri kurmak ve tek kişilik keşif görevinin başladığı bu ormanın kıyısına giden keşfe­ dilmiş yollan göstermek dışında bir şey yapamaz. Bu yüzden, hem din ve yan dinsel bilimler hem de modern psikoloji Gnostik tarzdaki araşhrmada önemli, sıkça rastlanan durumlara işaret ede­ bilirler, ama gerçekte bunlar, yalnızca ruhun daha derin tabakala­ rıyla gerçek bir temas kuruldukça bırakılacak olan ruhun dilinin notlarıdır. Her sistemin tehlikesi, işaret ettikleri gerçekliklere işaret eden sözcükleri yanlış anlama eğiliminde olmasıdır. Sophia ya da Abraxas gibi Gnostik bir kökeni olan terimler ya da diğer yandan anima, animus ve gölge gibi psikolojik terimler kullanabiliriz, ama her durumda, kendimizi otantik Gnosisten mahrum ederek, bun­ ları adlandırıldıkları için bilinen bir şey olarak bir yana koymama konusunda son derece dikkatli olmak zorundayız. Hayat asla sta­ tik değildir, en azından içsel yaşam da, bu yüzden tanımlanabilir herhangi bir Gnosis ya da bireyleşmeden nihai başan olarak söz etmek uygun olmayacakhr. Bizler hep olmaya devam ederiz, ama olma süreci asla tamamlanmaz. Her sistem gerçeklik hakkında doğru ifadeler oluşturduğunu Va.rsaymaktan sakınmalıdır. Sem­ bollerini rasyonelleştirmeye ve bunları gerçeklik
Psikiyatri
Kan
İlkel inanç, gerekli ortam oluştuğunda "kan dökmek" şeklinde ortaya çıkacaktır. Çünkü kan dökme, yıkıcılıktan öte, bu yıkıcılıktan beslenme anlamını da taşımaktadır. Eline sadece bilgi verilmiş ama bilinçlendirilmemiş, duygu verilmiş ama duyarlı hale getirilmemiş insanlar, kendilerine pişirilip sunulan nesnel gerçeklere aykırı değerler uğruna, kan kokusu peşine düşmüş cellat gibi dolaşmaktadırlar aramızda. Bu cellatların boynundaki ipleri duruma göre gevşetip bırakanlar, terörü önlemek için başka "izm'ler uydurmakla zaman geçirmekteler.
Siyaset
Reklam
Reklam