Bazen en ağır yalnızlık, iki kişiyle yaşanır. Sevgiyle başlar, suskunlukla biter bazı hikayeler. Yaşanmış bir hikayeden ilham’la yazılmış bu roman; bir evliliğin duvarlarında yankılanan suskunlukları, bastırılan haykırışları ve görmezden gelinen acıları anlatıyor sevmenin yetmediği anlamının unutulduğu, susmanın Çığlık’tan daha çok yankılandığı bir hayatın hikayesi bu… İlk yıllar ne güzeldi diyen bir kadın Suskunluğu suskun çığlığıyla ne olur dinle beni diye yalvaran bir adamın Geçkalmış pişmanlığı. Aralarına giren kara bir gölge… Uzaklaşan bedenler… Yabancılaşan ruhlar… Ve sonunda… Yalnızlıkta iki kişilik olabilir dedirtecek kadar derin bir hikayeye dönüşüyor… Sahi, evlilik iki kalp arasında başlayan ama zamanla iki yabancıya dönüşen bir yolculuk mu? İki kişi bir ömre yetmediğiğinde, yalnızlıkta çift kişilik mi olur? İki kişilik yalnızlık, her satırı bir yara gibi her sayfası bir itiraf…
Alfa yayınları
Alıntı
"Gözlerimde akacak yaş kalmamıştı! Bu dönemi, ürkmüş gözlerle, tam bir uyurgezer gibi geçirdim sanırım. Bir gün biter mi bu, diye soruyordum yalnızca kendi kendime..."
Sayfa 328 - yapı kredi yayınları. haziran, 2026.·Kitabı okuyor
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hüzün kapını çalınca açmayagör! Ne gecende gam biter, Ne gözünde nem, Ne de çayında dem!
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Şiir
Bitmek ne kadar özel bir kelime, öyle değil mi? İki zıt anlam taşıyor. Hem son bulmak hem de başlamak için kullanılıyor. Çiçek de biter, ömür de biter. Biri doğumdur, diğeri ölümdür.
Sayfa 64 - Yediveren·Kitabı okudu
Yeryüzündeki karınca tükenecek değil ya… O kadar çoklar ki, hiç karınca ölmekle biter mi ki?
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Nedir vahşet? Kırılan bacaklar , akan kanlar , öldürülen masumlar mıdır ? Yoksa 80 yaşına kadar toprağıyla iç içe yaşamış bir adamı son günlerinde bir barakada yaşamaya mahkum etmek mi ? Yatılı bölge okullarına giden 'dilbilmez' bir çocuğa dayakla adam edeceğini sanmak mıdır yoksa vahşet ? Ya da 4. sınıftan okulu bırakıp pamuk tarlalarında ölümüne çalışmak zorunda kalmak mı ? Vahşet nerede başlar , nerede biter ? Bizler ' konuşabilenlerimize ' hangi hudutları çekecek , hangisini içeride , hangisini dışarıda tutacağız ? Bu sınırlara kim karar verecek ?