Hepsi sessizce uykuya dalmış... Sevinç, ümit, aşk, fazilet, cesaret.. mezarlığım başka bir hayat patırtısının mahvolmuş kuvvetleriyle dolu... Halbuki henüz kefenlerimin hepsini sayıp bitirmedim...
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası, 7. Basım·Kitabı okuyor
Alıntı
Bana bak, şu gördüğün halimle ben de üniversite bitirmedim, hep geçici işlerde çalıştım, elli yaşımı bitirdiğimde ancak bir günlük gazeteye kapağı attım. Ama gerçek anlamda kaybeden biri olmaya ne zaman başladım biliyor musun? Kaybeden olduğumu düşünmeye başlayalı beri. Eğer bu konuya kafa yormasaydım, en azından bir eli kazanırdım.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hepsi sessizce uykuya dalmış...Sevinç, ümit, aşk, fazilet, cesaret..Mezarlığım başka bir hayat patırtısının mahvolmuş kuvvetleriyle dolu.. Hâlbuki henüz kefenlerimin hepsini sayıp bitirmedim...
Sayfa 30
Alıntı
Yemeğimi bitirmedim. Oysa annem, yemeğimi sonuna kadar yemeye alıştırmıştı beni. Doğru dürüst bir şey öğretmedi zaten. Göstererek de örnek olmadı. Ben de öğrenemedim. Erkekler gibi tükürmesini, sigara içmesini, havluya yüzümü silmesini, eşyayı tutmasını bilmiyorum bu yaşımda. İnsanlara para uzatmasını bilmiyorum daha; cüzdanımdan para çıkarmasını beceremiyorum. Ne işim var bu dünyada benim? Tabağımı uzatışım bile başkalarına benzemiyor. Oysa ne kadar çalıştım tabağıma bakmadan tabağımı uzatmaya. Annem de yerli yersiz şımarttı beni: başka türlü oluşumu yanlış yorumladı. Onun oğlu kimselere benzemezmiş. Çok duyduk bu sözleri başka annelerden de. Annem sorumludur. Hiçbir şey bilmeseydim, belki yeni baştan öğrenebilirdim. O kadar da saf kalamadım. Artık çok geç. On yedi yaşıma kadar beni yıkadı; bütün imtihanlardan önce, sabahlara kadar anlattığım dersleri dinledi. Yalnız başıma çalışma alışkanlığını edinemedim bir türlü. Ruh doktorları da bu satırları okusalar, bilgiç bir tavırla pis pis sırıtırlar. En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler: kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. Her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni. Kitaplar da büsbütün bozdu ahlakımı. İnanmak güzel şeydir, hayır, değildir. Erkek dediğin, cebinden dolmakalemini çıkarıp öyle bir adres yazar ki... Kaşığını alışkın bir hareketle çorba tabağının içine bırakır, kaşık hiç ses çıkarmaz tabağa düşerken. Sofrada konuşurken de söylediği sözlere kaptırmaz kendini. Bu nedenle bir hareket yapmaz: yemeği örtüye dökmez, bardağa çarpmaz. Bütün bunlardan önce, nişanlı bile olmadığı bir kızın akrabalarının evinde o kızla birlikte yemeğe kalmaz. Kalsa da kendini yiyip bitirmez bunu düşünerek. Belirsiz
İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Gülümseme en üst seviyesidir gözlerinin
Bir şey söylemek istedim,bulamadım. Kekeliyordum.Eliyle ağzımı kapattı ve: " Cevap vermeye mecbur değilsiniz" dedi.Sözümü de bitirmedim.Şunu ilave edeceğim: Aşk,zamanı unutturur.. Zaman da aşkı!. " Bundan nasıl bir mana çıkarmalıyım?" " Siz sabahleyin bana ağrılarım için ilaç tavsiye etmiştiniz.Ben de size kalp sızınız için bir formül verdim" Teşekkür ederim,düşüneceğim. İnsan yan yana ,baş başa kalıp uzun uzun,zevkle konuşacağı,konuşmazsa da beraberce susmaktan keyif duyacağı birinin kendinden ayrılmasından büyük ızdırap duyar.
Sayfa 148·Kitabı okuyor