Damızlık Kızın Öyküsü
Daha ilk sayfalarda şu soruya takıldım: Bir toplum özgürlüğünü nasıl kaybeder? Margaret Atwood'un önsözü, Damızlık Kızın Öyküsü'nü yalnızca bir roman olarak değil, tarihin farklı dönemlerinden toplanmış bir ihtimaller bütünü olarak okumam gerektiğini hissettirdi. Kitabı henüz bitirmedim ama uzun zamandır bir önsöz beni romanın kendisinden önce bu kadar heyecanlandırmamıştı.
SPOİLER VAR!!!
Açlık Oyunları:Rue.Çok masum ve çok tatlı birisiydi en çok ona üzüldüm keşke ölmeseydii😔Bunu haketmedii.
Diyarların Yazarı Bu kitapta en çok geri getirmek istediğim karakterler Lin, Andros ve Nyx.Lin'le Andros olsun istemiştim ama olmadıı,zaten Lin'in geçmişinden dolayı olamazlarmış(Yağmur abla videosunda bahsetmişti)Nyx'i kendime çok benzetiyorum ve aramızda bir bağ var.Hâla öldüğüne inanamıyorum🥺
Cinder Peony.Cinder'ı destekliyordu bir nebze de olsa onu anlayabiliyordu.Tam ilacı getirmişken ölmesi de çok üzdü,yaşına göre davranıyor ve annesine de benzemiyordu ölmese de iyi olurdu.
Cambaz Gökhan.KESİN bir şey buldu onun için öldü.Ölmesi hakkında çok teorim var birisi de bu.Çok zeki birisi,(evin içinde en zeki olanı hatta)bir şey bulsa bulsa o bulurdu ve o da öldü😭.Hiç beklemiyordum...Okurlar olarak hep kalbimizde yaşayacak😔
Powerless (A)Dena.Çok ağlattı...Onun Mak ile bir geleceği olmasını isterdim.Pae onu hep kalbinde yaşattı,Dena ve Pae gibi bir dost lazım herkese.
Sissoylu - Son İmparatorluk Kelsier.Çok zeki bir adamdı onun satesinde isyan başladı ve sürüyor,(seriyi bitirmedim)tüm karakterlerin ona ihtiyacı var.Hâla geri döneceğine dair umudum var😅
Bu kadardı okuduğunuz için teşekkürler🫶
istanbullu gelin’in ilk bölümünde süreyya’nın çantasından çıkardığı Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabı hakkında.. 😄
diziyi sezonunda izlemeyip yıllar sonra izleme kararı aldım. ilk bölümde süreyya’nın metroda bu kitabı çantasından çıkarıp okuması bu karakterle ilgili ipucu veriyor diye düşündürmüştü.
oysa ilk bölümdeki süreyya ile ilerleyen bölümlerdeki süreyya arasında o kadar fark var ki..
estés’in anlattığı “vahşi kadın” bağımsız görünen kadın değil, iç sesini kaybetmeyen kadındır.
ilk bölümde gördüğümüz kendi ayakları üzerinde duran, hayatını kendi kurmuş süreyya ile aşık olduktan sonra önce yaşadığı şehri, sonra kendi dünyasını, alışkanlıklarını, hatta zaman zaman kimliğini geride bırakan süreyya bambaşka iki insan gibi ama değil de..
gün geçtikçe kurtlarla koşmayı bırakıp sürünün içinde yer edinmeye çalışırken kendi merkezinden uzaklaşmış gibi.
diziyi de kitabı da henüz bitirmedim. ama hikayenin aşk hikayesinden öte bir yerlerde olduğu, senaristin o sahneye bu kitabı rastgele kondurmadığı belli.
acaba süreyya da bunca kaybolmuşluğa rağmen iç sesini yeniden duyup kendini bulabilecek mi?
estés sık sık, “insan bazen tamamen tükenmez; sadece özünü besleyen şeylerden uzak düşer.” diyerek kaybettiğimiz parçalarımızı fark etmemiz gerektiğinin üzerinde duruyor.
bu yüzden bir yerden sonra işler süreyya eleştirisinden uzaklaşıyor ve usul usul “peki ya ben?” sorusuna dönüyor.
kabul görmek pahasına kendimden ödün verdim mi?
sevilmek uğruna istemediğim şeylere evet dedim mi?
yapmak istediklerimi erteledim mi?
iç sesim bir şey söylerken ben bambaşka bir yol seçtim mi?
kurtlarla koşan kadınlar, çok uzun zamandır sormadığım soruları yeniden sordurdu.
Çok tatlı bir fikir olduğunu düşündüğüm için hemen yazmak istedimm.
İŞTE BENİM KİTAPLIĞIMDAN MEVSİMLER
İlkbahar: Çok fazla cıvıl cıvıl kitaplar okumadığım için bulmakta en çok zorlandığım mevsim bu olacak sanırım. Romeo ve Juliet aslında yaz hissiyatı da veriyor ancak sonda kavuşamamaları sürekli bir belirsizlikte olmaları bence ilkbahar gibi çalkantılı hissettiriyor. Yani bir anda güneş çıkıyor aniden fırtına çıkıyor ne hissedeceğini bilemiyorsun. Ve sonra da gökkuşağı... yani kısacası hem umut veriyor hem de üzüyor ilkbahar gibii. Aynı şekilde Martin Eden
Yaz: Zalim Prens, Lanetli Kral seriyi bitirmedim ama Elfhame büyülü bir yer olduğu için okurken sürekli kırlar, güneş, deniz ve aşırı parıltılı bir ortam canlanmıştı gözümde. Özellikle saraydaki kutlamalar, şenlikler tam yazdı benim içinn.
Sonbahar: Eveett sanırım tüüm kitaplar bana sonbahar ya da kış hissettiriyor. Eğer Kötü Olsaydık bu kitapta arka planda hep bir yağmur yağıyor gibi hissetmiştim. Atmosferi şömine ateşinde kitap okumak için birebirdi.
Kürk Mantolu Madonna bu kitap da öyleydi arka planda yaprak düşüyor ve ben ana karakterleri yaprakların altından geçerken seyrediyorum gibiydi.
Kış: Tabii ki Taht Oyunları Winter is coming gibi ikonikleşmiş bir alıntının olduğu bu kitabı koymasak olmazdı. Bu kitabı yaz sıcağında bile okusan sanki kar yağıyormuş gibi hissetmeye başlayabilirsin. Kış diye bir mevsim olmasaydı bu kitaba bakıp kış gibi hissederdin öyle bir kitap.
Harry Potter ve Sırlar Odası altın üçlünün bir araya geldiği kitap ve aşırı sımsıcak bir ortam. Zaten Hogwarts'ta kutlanan noelin bu listeye girmesi lazımdı. Harry Potter'ın bana hissettirdiği güven hissi hasta olacağımı kabullendiğim anda iyileşmek gibi.
Kitaplığım tamamen sonbahar ve kışmış gibi hissettim. Umarım okurken keyif almışsınızdır.
merhaabaalarr💕. Dünkü Inside Out paylaşımına yaptığınız o güzel, samimi yorumlar için çook teşekkür ederiiimm💘.Az önce kitaplığımla bakışırkenaklıma çok tatlı bir fikir geldi.✨
Kitaplığımızdaki kitapları sadece kapak renklerine göre değil de, bize gerçekten hissettirdikleri o mevsimsel duygulara göre ayırsaaak .Ben kendi okuduklarımdan bir liste yaptım, nedenini de içimden geldiği gibi yazdııımm💝
İlkbahar🪿: Çalıkuşu & Percy Jackson ve Yunan TanrılarıÇalıkuşu : Feride benim için tam olarak mayıs ayında açan o inatçı bahar dallarıı İçindeki o saf neşe, her şeye rağmen gururlu duruşu ve o eski zamanların taze havası bana hep çiçek kokularını hatırlatıyoo.Ne zaman masamda ders aralarında birkaç sayfa okusam içimi umut kaplıyorr tam bir bahar enerjisii.
Percy Jackson ve Yunan Tanrıları : Mitolojinin o hareketli yapısı ve melez kampının arkadaşlıkları bana hep kış uykusundan uyanma hissi veriyor. Hani nisan-mayıs aylarında hava hafifçe ısınır da içinizde tatlı bir kıpırtı başlar ya, işte tam o keşfetme arzusu.
Yaz: Scarlet , Kalpsiz & Harry Potter ve Azkaban TutsağıScarlet & Kalpsiz : Yazın o hiç bitmeyecekmiş gibi gelen uzun günlerinde, insanı bu dünyadan tamamen koparacak sürükleyici dünyalar arıyor gözler. Bu masalsı kitaplar tam olarak o boşluğu dolduruyoo. Zamansızlığı, o fantastik evrende kaybolma ve sürüklenme hissi benim için direkt yaz demek.
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı : Özellikle ilk kitaplardaki o Hogwarts trenine biniş heyecanı ve okulun bitişi, bana çocukluğumuzun o tasasız, ödevsiz upuzun yaz tatillerini hatırlatıyor. İçimizi ısıtan, çok tanıdık ve büyüleyici bir yaz güneşii
Sonbahar: Agatha Christie serisi& Klasikler
Agatha Christie serisi: Benim için sonbahar ritüeli tam olarak bu gizem hissi. Dışarıda ekim yağmuru yağarken, o sisli, sakin ve loş atmosfer Agatha teyzemleee katil kim aramaya çalışmaya o kadar çok yakışıyor ki🙃... İnsanı gündelik