"Evren, yaşadığımız gezegenin hiçbir noktasında, an'ın birebir yansımasına izin vermez. Bilim insanları, kişinin kendi yüzünü olduğu gibi ve an'da göremeyeceğini ispatladılar. Bir aynayı burnumuza kadar yaklaştırıp yüzümüzü görmeye çalışsak bile suratımızın an'daki halini değil ancak izdüşümünü, onu da birkaç mikro saniye öncesine tekabül etmiş olarak görebiliriz. Gökteki yıldızların bize ulaşan ışıklarının yüzlerce, belki de binlerce asır öncesine ait olacak kadar eski, hem de çok eski olduklarını bildiğimiz gibi. Ay'ın ve güneşin ışığının, karanlıkta yaktığımız mumun alevinin bile eski olduğu çoktan ispatlandı. Tıpkı hepimizin aslında zamanı dolmuş birer yıldız tozu olduğunu ispatladıkları gibi… "
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Toplum olayları gibi Halimcim, kitaplar da neyi bulmak için başvurmuşsak bize ona göre karşılık verirler.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Batı aleminin dünyada işlediği zulüm konusunda çok engin olan tarih bilgimiz, konu bize yaklaştıkça dumura uğruyor. Özgür insanlar, tarihlerini ezberleyerek değil, eleştirerek yaşarlar. Geçmişlerini özendikleri bir altın çağ olarak görenler, kendilerini aşmak yerine tarihin kıvılcımlarında eşelenmeye mahkûmlar."
Edebiyat
Babam yüzüme şöyle bir baktı: "Kızım, siz de mi yanlış düşünüyorsunuz?" dedi. "Ben daima Meşrutiyet taraftarı idim. Hatta padisahlığımın ilk zamanlarında o zamanki vükelâya bunu kabul ettirmek için ısrar etmiştim. Sonradan bunu kaldırmamız milletin çok büyük zararlara uğrayacağı anlaşılmasından dolayı idi. Maa-zallah devletimizin dağılmasına ramak kalmıştı. Beni Meşrutiyer taraftarı olmamakla itham edenler emin olsunlar kı yanıldıklarını anlayacaklardır. Kızım bunu iyi biliniz ki bu İkinci Meşrutiyeri kendi arzumla verdim. Eğer mâni olmak isteseydim." Burada biraz durdu, "Yapacak şeyi de pek ålâ bilirdim. Esasen Meşrutiyet in ilanından önce bütün devletlerin kanunu esasîlerini tercüme ettiriyor, bize en uygun olanını intihap etmek, bu suretle devleti dağılmaktan kurtaracak bir kanunu esasiye malik olmak, Meşrutiyer'i bu suretle ilan etmek istiyordum. Ne yapalım, Allah nasip etmedi." Burada gözleri doldu, "Milletimin başında tecrübeli bir baba gibi bulunmak, böylelikle vatanımın selâmeti uğruna çalışmak azm ü kararında idim. Düşmanlarım bu fırsatı bana vermediler. Türlü güçlükler ve iftiralar icat ettiler. Nihayet 31 Mart Vakası meydana çıkarıldı. Ben, meşruti bir hükümdarın yapacağını bir hatve aşmadım. Ne ileri, ne de geri gittim. Lâkin beni başka türlü başlarından def edemezlerdi. Ben takdire inanırım. Bu bize Allah'tandır. Eğer 31 Mart Vakası'nı ben ihdas etmiş olsaydım bu şekilde yüzüme gözüme bulaştırmazdım. Nasıl yapılacağını pek ålâ bilirdim. Tarih bu hakikati bir gün meydana çıkaracaktır. Bundan dolayı kalbim müsterihtir. Kızım! Şahsım için iki Türk ün, asker evladlarımın birbirini kırmasını, kan dökülmesini Allah hakkı için istemedim. Bana bu iftirayı yükleyenleri Allahım'a havale ediyorum."
Sayfa 174
Bize hep; "Kim zerre iyilik yapmışsa karşılığını görür, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa karşılığını görür" diye öğretmedi mi büyüklerimiz. Gökkubbe de hoş bir sada bırakamadıktan sonra neye yarar ki koca bir ömür.. Ölüm gelmeden hayatın, meşguliyet gelmeden boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden gençliğin kıymetini ne kadar biliyoruz?
Alıntı
Başarının karşısındaki en büyük tehdit başarısızlık değil, sıkıntıdır. Bize keyif vermeyi bıraktıkları zaman alışkanlıklardan sıkılırız. Sonuç, beklenir hale gelir. Ve alışkanlıklarımız sıradanlaşırken yenilik aramak için ilerlememizden sapmaya başlarız. Belki de bir egzersiz türünden diğerine, bir diyetten bir başkasına, bir iş fikrinden ötekine atladığımız bitmek bilmeyen bir döngüye kapılmamız bu yüzdendir. Motivasyonda ufacık bir düşüş yaşadığımız anda, eskisi hâlâ işe yarıyor olsa bile yeni bir strateji aramaya koyuluruz. Machiavelli'nin ifade ettiği gibi, "insanlar yeniliği öyle çok arzular ki iyi durumda olanlar bile bir değişiklik olmasını en kötü durumdakiler kadar çok ister."
Sayfa 253