Orada olabilirlik, sıradanlık ve anlam yoksunluğu dışında hiçbir şeye inanmamaya yemin etmiş gibiydiniz. Bilinmeyen ve önemli olan her şeyi yadsımak zorundaydınız. Olağanüstü olanı da sıradanlaştırmanız gerekiyordu. Altında hiçbir şeyin yatmadığı yüzeysellikler, arkası gelmeyen başlangıçlar, tutarsız içerikler, giderek daralan bilgiler, sorun olduğu savunulan yanlışlar, insanı boğan dar görüşler ve sonu gelmez bir kısırdöngü olağandı orada.
Can Sanat Yayınları | Üniversite yılları·Kitabı okudu
Psikoloji
Kendini geride bırakmak, çok sürmeyeceğini bilse de onu boğan düşüncelerden uzaklaşmak ve yaşamayı beceremediği şu berbat dünyada kaybolmak için yürüyüşlere çıkardı sık sık.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayatın bizi boğan kısımları çoğu zaman annemizin babamızın kendi isteklerinin bize yansıması oluyor.
peki ama sürekli sevinç içinde olunabilir mi? Salıncakta sallanmanın anlamı hafifliğe ermektir, fakat bir noktada artık yorucu hale gelir. Dinlendirici olması düşünülen şey, zahmete dönüşür. Salınmak da seks gibi olabilir, fakat en güzel aşırılık gibi bu da neticede takatten kesilmeye varır. O kadar fazla hazza boğan şey, bir noktada artık zevk vermez. Hiçbir şey ve hiç kimse değildir bunun sorumlusu, basitçe, öylesine oluverir. Bedenen; yorgunluk bastığı için. Ruhen; iyi duygular da bir an gelip tavsayacağı için. Ve zihnen; sinapslar kayganlaştırıcı maddelerden mahrum kalıp düşünceler şevkini kaybetmeye başladığı için.
Bilimsel dağarcığımdan o zamanlar yaşadığım ve not aldığım şeyleri süzüp çıkarmak neredeyse kırk beş yılımı aldı. Gençliğimde, bilimimle bir şeyler yapabilmeyi amaçlıyordum ama sonra bu kızgın lav seline kapıldım ve alevlerin ısısı yaşamımı yeniden biçimlendirdi. Beni, üzerinde çalışmaya zorlayan ana madde buydu. Çabam bu kızgın maddeyi zamanımın dunya görüşüne ekleyebilmekti. İlk fanteziler ve düşler kızgın bazalt gibiydiler. Onun kristalleşmesiyle, işleyebileceğim taş ortaya çıktı. Sanırım bunu da başardım. İçsel resimlerimi izlediğim yıllar yaşamımın en önemli yılları oldu. Önemi olan her şeye, o süre içinde karar verdim. Her şey o zaman başladı; ondan sonraki ayrıntlar, bilinçdişından fışkıran ve başlangıçta beni neredeyse boğan malzemeye yaptığım eklemeler ve açıklamalardır. Bir ömür boyu sürecek bir çalışmanın ana malzemesi oydu.
… Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Sayfa 169 - #şekerportakalı #josemaurodevasconcelos #zeze·Kitabı okudu
Alıntı