Yaşam dayanılmaz bir biçimde donuk, aptaldı ve onun ağzındaki tadı kötüydü. İç dünyasının aynasına, boydan boya bir kara perde gerilmişti. Hayal, hiçbir ışığın girmediği karartılmış hasta odasında yatıyordu.
Modern dünya, kentleşen dünya yanıt verdiğimiz işaretlerle dolu. Neyin işaret edildiğini anlamadığımızda huzursuz oluruz veya işaretler belirsiz olduklarında ve onları yorumlamakta zorlandığımızda.. Aşık olduğumuzda, kıskançlık ateşiyle tutuştuğumuzda işaretleri bekler halde oluruz. Bilmek isteriz, neye tutunacağımızı bilmek isteriz. Bir yüzü okumaya çalışırız, boydan boya çözebileceğimiz, hiçbir şey saklamayan bir açık kitap gibi olmasını isteriz. Bir yüzü okumak, düşünceleri okumak -Ne düşünüyorsun? sorusuna verilecek bir aldatıcı yanıtı engellemenin tek yoludur- düşleri okumak..
onlara benzeyemem bana benzemezler
bu tren götürse de aydınlıklarına
karanlığım kalacak onların yanına
orgların ormanında şenlik geceleri
boya diye sürecekler gözkapaklarına