Karanfiller -Ahmed Hâşim'le birlikte.. güller- ve Yahya Kemal.. mor menekşeler- Yunus ve peşinde Karacaoğlan çetesi. Aman Allahım, adam çıldıracaktı; ve, caktı'sı lâf, çıldırmıştı: Bir tekme, bir şangırtı, bir şungurtu.. bekçi düdükleri ortalığı birbirine katarken bizimki tabanları çoktan kaldırmış, iki saçak ötesinde bir saçak altında soluk soluğa -ve biraz da aptal- ne oldu diye düşünüyordu. Ve elinde bir tek gül bile yoktu üç saat sonra işine gitmek için yollara düşecek sarışınına vermeye.Hayır, hem de yüz bin kere hayır: Bir broş veya pırlanta bir yüzük değil, sadece bir demet gül.. veya ne bileyim ben, bir deste menekşe işte. Onlar, hem de öyle öbek öbek ve vitrinde dursun da, vitrinlerde dursun da o, sarışınına daha dinç, daha güçlü dünyaların yarınki anasına bir tekini götürmesin ha? Nasıl basılmaz tekme o camlara, siz söyleyin?Adam o geceyi her hatırlayışında çocuksu güler ve; "gangsterliğim de vardır benim" derdi. Şimdi ise heyyi hey diye bağırmak istiyordu.. ciğerlerinin bütün gücüyle.
“B u...” diye başladı Tamsyn, sonra yutkunup tekrar denedi. “Bu da neydi?"
Ta ki kütüphanedeki gül ağacı sehpanın bir parmak kadar üstünde duran antika vazoyu görene dek.
"Hayalet"dedi Bovven. Tamsyn iri kahverengi gözlerini ona çevirdi, dudakları aralandı.
Bovven iç çekerek taburesine gömüldü. “Yani bir düğüne katılacağız, bir broş çalacağız ve üstüne üsdük burası hayaletli."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
DADININ SESİ – (Avaz avaz.) Bırakın, gireceğim! Reis Beyin yüzüne bağıracağım! Benim oğlum kendisini öldürür, sinek bile öldürmez! Onu ben büyüttüm, ona ben süt verdim! Kaatil olamaz benim oğlum! Yalan, yalan! Bırakın beni, tutmayın, Allahtan korkun!..
REİS BEY – (Mübaşire.) Polis sustursun!
(Mübaşir, seğirterek dışarıya çıkar. Tıs yok... Mahkûm ayakta, yüzüne ellerini gömmüş, ağlıyor.)
REİS BEY – (Daktilo Kıza.) Aynıyle yazınız! (Daktilo Kız hazırlanır ve elleri tuşlarda, bekler.)
REİS BEY – Sanık, Kumarhane Garsonu Veli Özbudak’tan evvelki şahitlerin...
(Yazı makinesi işliyor. Durak...)
REİS BEY – (Dikte etmekte devam ederek) ...Bitirim yerinde ele geçen broş, İzmit seyahat ve telefonu hakkındaki beyanlarına cevaben özetle dedi ki... Satırbaşı... Bir...
(Yazı makinesi işliyor...)
Işıklar kararır
"Geçip gitmekle yetiniriz, sonra gayet yavan bir hayatın sonuna geldiğimizde aşk hayatımızdan geriye bir iki evlilik, kiralık kasada duran gül şeklinde saten bir broş ve kaloriferle bir ömür sürmüş kavgalar kalmış olur."
Ayrıca patenlerim eskidiği için yeni profesyonel patenler de istemiştim. Alman destanları kitapları (Yunan değil), saç kurdeleleri, uzun çoraplar ve Hella'nın doğum günü hediyesine benzer bir altın broş da isteklerim arasındaydı. Ancak babam, İsa'nın tüm bunları çok pahalı bulacağını söyledi. Dora ise bir korse istiyordu. Zararlı oldukları için alacağını düşünmüyorum. Babamın hediyesi olan masa örtüsü hazır ve kesilmeyi bekliyor. Annemin kitap kılıfı hazır değil. Dora'ya küçük bir manikür seti vereceğim. Ah, asıl en çok istediğim şeyi unuttum. Günlüğümü saklamak için kilitli bir kutu. Dora da aynı zamanda uzun çorapları ve üç tane kitap istiyor. Geçen gün başıma kötü bir şey geldi. Günlüğümün bir sayfasını ya ortalıkta bıraktım ya da kaybettim. Eve geldiğimde, Dora "Bunu mu kaybettin? Ders notların sanırım." dedi. Başta dikkat etmesem de kağıda bakınca ne olduğunu anladım ve onların ders notlarım olduğunu söyledim. Dora da "Ah, pek öyle görünmüyorlar. Dua et de bunu anneme göstermiyorum. Ayrıca yazı yazmayı bilmeyenlerin günlük tutması da lüzumsuz. Çocuklara göre bir şey değil." dedi. Sinirlerim tepeme bindi. 'Lovvabo' da yazım yanlışım var mı diye kağıda baktım. Sadece ilk a yerine yazılmış bir o harfi ve tek v yerine çift v ile yazılmıştı o kadar. Sayfada onunla alakalı bir şey yazmadığı için şanslıydım. Yazım hatalarımın kırmızı kalemle altını çizmişti. Kendini ne sanıyor, sanki bir öğretmen! Şımarık! Aslında en iyisi kilitli bir kitap olurdu. Hep kilitli tutabilirdim, kimse okuyamaz veya yazım hatalarımın altını çizemezdi. Çok hızlı yazdığım için böyle hatalar yapmam normaldi.