Puan vermedi·168 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:35
Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi romanı, ilk bakışta masum bir çocuğun trajik sonunu anlatan bir taşra hikayesi gibi görünse de, aslında insanlığın en derin sorunlarını ve temiz kalma mücadelesini işleyen çok güçlü bir eserdir. Eser, Sovyet dönemi Kırgızistan’ı üzerinden, bürokratik yozlaşmanın ve doğadan kopuşun insan ruhunu nasıl çürüttüğünü çarpıcı bir biçimde gözler önüne serer. Romandaki karakterler zıtlıklar üzerine inşa edilmiştir. Orozkul karakteri gücü, acımasızlığı, köksüzlüğü ve mülkiyet hırsını sembolize ederken; Mümin Dede ise saf iyiliği, köklere bağlılığı fakat aynı zamanda zalim otoriteler karşısındaki çaresiz baskılanıp boyun eğmek zorunda kalışını temsil eder. Kitapta asıl dikkat çeken şey, bu sert gerçekliği "Boynuzlu Maral Ana" mitolojisiyle harmanlamasında yatar. Mitoloji, burada sadece masalsı bir unsur değil; halkın hafızası, vicdanı ve ahlaki pusulasıdır. Maralın katledilmesi, aslında modern insanın kendi geçmişini, kutsallarını ve doğasını kendi elleriyle yok etmesinin bir dışavurumudur. Çocuğun trajik sonu ise çok güçlü bir protesto olarak yorumlanabilir. Çocuk, yetişkinlerin dünyasındaki ikiyüzlülüğe ve vahşete uyum sağlamaktansa, saflığını korumak adına ölmeyi (veya kendi inancıyla balık olmayı) seçer. Eser, Türk kültür dünyasından bir parçayı da bize anlatıp bu hikaye üzerinden insanın yüzüne sert bir tokat gibi çarparken şu evrensel soruyu miras bırakır: Dünyanın hırsları uğruna daha kaç çocuğun hayallerini ve kaç maralın kutsallığını kurban edeceğiz? Her devirde güncelliğini koruyabilecek olan bu eser, insan kalabilme mücadelesinin en berrak aynasıdır.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,6bin okunma
BİR ÖMÜR NASIL YAŞANİR?
6/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:05
"İlk olarak İlber Hoca'yı rahmetle anıyorum." Kitabı almadan önce zengin, fakir, okumuş veya okumamış her türlü insanı kapsayacak bir söyleşi olduğunu zannediyordum. Pek de düşündüğüm gibi değilmiş. Kitabın bir kısmı maddi sıkınti çekmeyen veya aileden zengin olan genç bir kesme yazılmış. Yoldan geçen herhangi bir gence sorsanız "Londra'da hiç tiyatro izledin mi?" Genç ne cevap vereceğini şaşırır. Millet kendi şehrindeki lokantaya bile girerken otuzkere düşünüyor paramı bu aya dengeleyebilirmiyim diye. Belki bu kitabı 90'larda okusaydım bir ihtimal hayal kurma umudum olurdu ama bu devirde aklından geçirmek bile güç. Bu konuda kitap bana boş geldi... Parası zaten çok olan bir gencin de bu kitabı okuyacağına pek inanasım gelmiyor. Kitabın beğendiğim yönlerine gelirsek... Her okuduğumda sanki karşımda İlber Hocayla ben söyleşi yapıyormuşum gibi geldi. Onun sesiyle bu kitabı okudum ve bu çok hoşuma gitti. Yaşadığı olayları ve bilmediğim değişik bilgiler okumakta çok hoşuma gitti. Hoca zaten tarihçi. Tarihciden de Tarih dinlenir... Hocanın yaşadığı hayatla benim yaşadığım hayat asla bir değil ve de olmucak. Kendimi şey gibi hissettim. Zengin bir arkadaşın varda sorununu onu anlatıyorsun ve oda seni takmayıp.Babamda bana pembe araba değilde beyaz araba almış diye ağlıyor. Tek sorumuz bu mu yani diyorsunuz bazı bölümlerde ,ama en sevdiğim bölüm 7. Bölümdü. Okurken çok zevk aldım. Bazı yazarlari ve kitaplarida araştırıp. Kitapları sepetime ekledim....
Duygu ve Düşünce
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·115 syf.·
2020 648. kitabı
Shakespeare benim okumaktan çok keyif aldığım, çok beğendiğim usta bir kalem olmakla birlikte benim için yazardan öte bir dahi ve büyük bir sanatçıdır. Onun derin ve anlamlı cümlelerinin lezzeti bambaşkadır ve bana tiyatro okumayı sevdiren yazardır. Bana göre edebiyatın altın çağı 19. Yüzyıldır. Bu devirde kimler yaşamamış ki; bir çok okurun çok beğenerek okuduğu Alexandre Dumas, Dostoyevski, Tolstoy, Victor Hugo, Charles Dickens ve ismini sayamadığım bir çok edebiyat dünyasının yıldızı hep bu yüzyılda yaşamışlar ve yazmışlardır. Shakespeare bu saydığım yazarlardan hemen hemen 250-300 yıl önce yaşamış olmasına rağmen eserlerinin bugün bile beğenilerek okunması onun ne kadar büyük bir yazar olduğunu gösteriyor. Venedik Taciri dostluk, arkadaşlık, fedakarlık, hukuk ve aşk temelarının çok başarılı işlendiği, tragedya ile komedyanın iç içe geçtiği harika bir eser. Okuduğum diğer eserleri gibi bu eserini de çok severek ve beğenerek okudum. Bazı okur arkadaşların tiyatro okumaya mesafeli durduklarını görüyorum. Fakat Shakespeare okuyup, onun tadına varanların tiyatyo metinleri ile aralarına koydukları mesafeyi kapatacaklarına inanıyorum. Romeo ve Juliet, Hamlet, Othello, Macbeth veya Venedik Taciri; hangi eseri olursa olsun yeterki okuyun, kesinlikle çok beğeneceksiniz.
İnceleme
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Hayaller "Mai", Hayatlar "Siyah"
Puan vermedi·
Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil’in Türk edebiyatına kazandırdığı en devasa, en can acıtıcı eserlerden biri bana kalırsa. Servet-i Fünun döneminin o hüzünlü, içe kapanık ve hayalperest ruhunu o kadar iyi yansıtıyor ki, kitabı bitirdiğimde içimde garip bir boşluk ve Ahmet Cemil’e sarılma isteği kaldı. Eğer bu kitaba dair hissettiklerimi kendi kelimelerimle, içimden geldiği gibi dökecek olursam, ortaya tam olarak şunlar çıkıyor: Hayaller "Mai", Hayatlar "Siyah" Kitabın adı zaten bütün hikayeyi özetleyen muazzam bir metafor. Mai" (Mavi), Ahmet Cemil’in o pırıl pırıl, umut dolu hayallerini, edebiyat aşkını, Lamia’ya olan temiz sevgisini ve geleceğe dair beslediği o saf inancı temsil ediyor. "Siyah" ise İstanbul’un o dönemki boğucu, acımasız ve gerçekçi yüzü. Ben hikayeyi okurken resmen Ahmet Cemil’le birlikte o mavi hülyalara daldım, sonra da o siyah gecenin karanlığında onunla birlikte dibe çöktüm. Yazar, idealist bir gencin hayalleriyle gerçeklerin çatışmasını o kadar çiğ, o kadar dürüst anlatmış ki, "Bu devirde de aynısı olmuyor mu zaten?" demekten kendimi alamadım. Ahmet Cemil, bugünün dünyasında da her köşe başında görebileceğimiz, hak ettiği değeri bulamayan o naif ruhlardan biri. Karakterlerle Kurduğum Bağ Ahmet Cemil: Ona kızamadım bile. Evet, bazen fazla pasif, fazla melankolik, hayata karşı fazla savunmasızdı ama o kadar temiz kalpliydi ki... Kız kardeşinin yaşadığı dram, annesinin yükü, kendi içindeki o bitmek bilmeyen edebi sancılar derken, karakterin o omuzlarındaki yükü resmen kendi sırtımda hissettim. Raci: Edebiyat dünyasının o kıskanç, zehirli, insanı aşağı çekmeye çalışan toksik yüzü. Günümüzde de sosyal medyada ya da iş hayatında her gün karşılaştığımız o "Raci"lerden nefret ettim ama varlığını da acı bir şekilde kabullendim. Dil ve Anlatım
Duygu ve Düşünce
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201634,8bin okunma
1/10
·236 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:46
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, yazarın üslubu çok çiğ. Sürekli kadınlara bir hakaret durumu var. Sürekli kadınlardan kal*ak, or...pu diye bahsetmesi midemi bulandırdı. Bir kerhaneden bahsederken oraya giden erkekleri çapkınlık ve zevk için gelen adamlar diye değerlendirip kadınlara bu şekilde hitap etmesi mide bulandırıcı… Zaten hep böyle değil midir? Namus sadece kadınadır, erkeğin elinin kirdir. O devirde de aynıymış, bugün de aynı… Kitap konusuna gelecek olursak on yedi yaşındaki Kalyopi'nin nasıl genel eve satıldığı ve sonrasında nasıl kurtarıldığını ele alıyor… Ama şu bir gerçek ki 200 küsur sayfa boyunca aynı sözleri dolandırıp dolandırıp duruyor yazar. Sevmedim, hikâyenin cazibesi kalmadı kadınlara ettiği hakaretlerden sonra. Son ana kadar kızdan şüphe duyarak başka erkekleri kapısına göndermesi de cabası… Kimse felsefe yapmasın, vay en çok eser vermiş yazarlardan falan diye… Hiç de öyle değil. Devrine göre çalkalamış bir adam. Okunur mu? Okunmaz. Sevdim mi? Hayır. Berbat. Üstelik o kadınlar kal*aksa, o kadınlara rağbet gösteren erkekler de bir numaralı pez..nktir bunu söylemeyi unutmuş zat-ı şahaneleri. Okumaya değmez, zaman kaybı.
Henüz 17 YaşındaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,434 okunma
Kayıp Coğrafya "Doğu Türkistan"
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:41
Bu kitabı okuyunca Doğu Türkistan'a dair ne kadar bihaber olduğumuz tokat gibi çarptı yüzüme. Nasıl bir baskı ve zorbalığa maruz kalıyorlarmış anladım. Çin'in asimile etmek için her türlü terör propagandası altında zorba eğitimleri, Uygurları ucuz işçilikte kullanmaları (karın tokluğuna), günlük hayatın içerisinde özgürlükleri bile kısıtlı, herhangi bir muhabbetten tutun İslami bir davranış, hal, tutum, şekile tahammülleri zaten olmayan Çin yönetimi ne kadar çok baskıya maruz bırakıyormuş meğer Uygur Müslümanlarını... O kadar üzücü ki maalesef bunlar yaşanıyor mu böyle bir devirde diye insan düşünmeden edemiyor. Anlatacak çok şey var ama siz okuyun anlayacaksınız demek istediklerimi zaten ziyadesiyle. Mutlaka okuyalım çünkü yazımında emeği geçenler hiçte kolay olmayan şartlar altında bizzat müşahede edip yaşayarak bu eseri bize sunmuşlardır, bizim de okuyup artık haberdar olmamız gerekiyor. Sonunda şunu söylemek istiyorum Allah nurunu elbet tamamlayacaktır, nice kendini yenilmez sananlar geldi geçti saltanatları çöktü ey Çin seninde sonun elbet gelecektir... Çöküşünü görmek nasip olsun.
Din
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,130 okunma