Benim avuçlarımdan süzülen, işte o kaynaktan aldığım sudur, ve bu suyun eğer bulanık bir tarafı varsa nefsime, nurânî özü de O'na aittir.
Bugünün, yeşillikler ve pırıltılar içinde suyu arayan ceylan gençliği o pınara koşsun!..
Bugünün derdi bu, ruhumuzun kaybolması. İşin acıklı tarafı da onu olmayan yerlerde aramamız. Konfüçyüs bu meseleyi harika bir şekilde özetlemiş gibi, şöyle der: "En zor şey, karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır, özellikle odada kedi yoksa.
İhtiyârlıkta dünya zevkleri azalıp güç kuvvet gidip, arzulara kavuşmak imkânı ve ümitleri kalmadığı zamanda, pişmanlıktan, âh etmekten başka bir şey olmaz. Çok kimselere bu pişmanlık zamanı da, nasip olmaz. Bu pişmanlık da tevbe demektir ve yine büyük nîmettır. Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz. İhtiyârlık, herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa, kuvvetsizlik, hâlsizlik zamanında, faydalı iş yapılamaz. Bugün, güç kuvvet yerinde iken, hangi özürle, hangi sebeple, bugünün işi yarına bırakılabilir?
Tamirden sonra on kubbesiyle birdenbire meydana çok
vazıh bir cümle gibi çıkan bu bedestende bugün türlü
kazılardan gelen Hitit eserlerinin daima şaşırtıcı plastikleri,
bugünün sanatına o kadar yakın üsluplarıyla toprak altında
asırlarca süren uykularından henüz uyanmış gibi bakan
gözleriyle seyretmek beni daima düşündürmüştür. Yaşanmış
hayat unutulmuyor, ne de büsbütün kayboluyor, ne yapıp yapıp
bugünün veyahut dünün terkibine giriyor.
Aynı gökyüzünün dünyanın tüm ülkelerini kapsamasına olanak var mı. Tüm yüzyılların,tüm özgürlüklerin,tüm savaşların..tüm yoksullukların ve acıların hala var olduğu bugünün dünyasını aynı gökyüzünün bürümesine olanak var mı.