10/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2026 243. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 07:38
(Işıklar yeniden yandığında, Heja Ağa, kasrın avlusunda tek başınadır. Mazgallardan birinin önünde durmuş, ellerini arkasında kavuşturmuş, dışarıyı seyretmektedir. Dimdiktir. Bir süre fotoğraf donukluğu. Sessizlik. Az sonra bir ulak girer. Bir süre sessiz, korkak durur. Konuşmaz. Az sonra Heja Ağa başı- ni usulca ondan yana çevirir. Bambaşka biri olmuştur.) ULAK- Yıkanmıştır, duası okunmuştur. Buyurursan huzura getireceklerdir ağam. HEJA AĞA - (Az sonra) Getirsinler! (Ulak çıkar. HejaAğa yeniden dışarıyı seyreder. Gene ses- sizlik. Az sonra dört köylü kişi, omuzlarında bir taht, üstünde bembeyaz kefenle Fasla Kadın'ın ölüsünü getirirler. Kısa bir süre dururlar eşikte. Heja Ağa döner bakar, başını sallar. Dört köylü kişi, az önce Bedirhan Ağanın ölüsünün bulunduğu yere koyarlar cesedi. Geri geri çekilirler. Heja Ağa yaklaşır.) HEJA AĞA- Herkes çekilsin huzurdan! Ağlayıcı Kadınlar da gelmesin! Onların iniltili dudaklarına düşürmem anamın taziyesini. Hiç kimse gelmesin! Buyruğumdur bu. Herkesçe biline! Bu avluya her kim ki bir adım atar, alnının çatından vururum onu. Tek başıma tutacağım anamın taziyesini. Bir başıma ve sessiz. Havar ki gayrı acılarımı sak- layacak bir ıssızlık bulamam. Haydi herkes çekilsin huzurdan!
Hayata Dair
TaziyeMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 2012351 okunma
Araf..
10/10
·118 syf.·
2026 115. kitabı
Seni düşünüyordum, Susana. Yeşil tepelerde. Rüzgârlı havalarda uçurtma uçururduk tepelerde, aşağılarda kalan köyün sesleri gelirdi kulaklarımıza, rüzgâr uçurtmanın ipini çekelerdi. “Koş, Susana.” Yumuşak ellerin ellerimi yakalardı. “Gevşek bırak ipi." Rüzgâr nasıl güldürürdü bizi; ip parmaklarımızdan kayarken birbirimize bakardık; bir kuşun kanatları çarpmış gibi usulca kopardı ip. Kâğıt-kuş yukarlardan taklalar atarak düşerdi, toprağın yeşili içinde eriyene kadar saçaklı kuyruğunu sürürdü ardından. Dudakların ıslaktı, çiy tanelerini öpmüştüm sanki. Seni düşünüyordum. Orada deniz-yeşili gözlerinle bana bakışını. Susanna, ne kadar uzaklardasın sen, bulutların üstünde, ta uzaklarda, tepelerde gizlenmişsin. O’nun büyüklüğünde, O’nun bağış dolu Kutsal Yüceliğinde saklısın, seni bulamam artık, göremem. Orada sözlerim erişemez kulaklarına." Damlaların düşüşünü gözlüyordum Susana, şimşeğin parıltısında her soluk bir iç çekişiydi, her düşüncem sen." --- Ne yazsam az kalacak, ne desem eksik... Ne dökülür ki kelimelere; yaşayanlar mı, ölenler mi, anılar mı, geç kalınmış bir intikam isteği mi yoksa aşk mı? Comala’da bu ayrım çoktan silinmiştir. Ne gerçeğin ayakları yere basar burada, ne de büyünün kanatları vardır; anlatılan her şey, sıcaktan kavrulmuş taşın ve toprağın kendi kendine mırıldanmasıdır belki de bir yerlere sinmiş, saklanmış yankılar vardır. Zaman, dağınık ilerler, ileri geri akmaz, evet. Ama belki de hiç akmaz. Her fısıltı, her çığlık ve her susuş, o hiç geçmeyen, her an yeniden doğup aynı yerde can veren sonsuz bir şimdinin içinde gizlidir. Ne geçmiş gömülebilmiştir ne de gelecek bir umuttur; her şey şu anda asılı kalmıştır. Adem’in dünyaya bırakılması gibi bırakılır Juan Preciado bu coğrafyaya. Kimse karşılamaz. Tekinsiz, kurak ve ölü bir
1000Kitap
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,289 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Akıp gidiyor ama tam olarak hikayenin içinde değilim.
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Duzah, ilk basta epey etkilendiğim bir kurgu çünkü her karakterin kendi hayatının başrolü olduğu gösterilmiş. Yan karakterler figüran muamelesi görmüyor. Başka bir karakteri, sadece basrolun gördüğü kadarıyla görebiliyoruz ama gördüklerimizden ibaret olmadığı belli edilmiş. Nasıl mı? İlk basta şu şekilde düşünmüştüm; kitaplar, her şeyi gerekli ayrıntılarla anlata anlata ilerleyenler ve başrolün o an yaptığı,gördüğü, düşündüğü şekliyle ilerleyenler olarak ikiye ayrılır. Bizim ki 2.oluyor yani hikayenin bir yerinden başlamış ve o andan itibaren bengi ne düşünürse ya da görürse biz de onu okuyoruz. Mesela, abisi uzaktaymış ama bengi onun nerede olduğu yada kaçtığı gerçeğini düşünmek yerine, onun hakkında sahneye göre değişen, daha farklı şeyler(geçmişten anılar vs) düşündüğü için ilk basta hayatta olup olmadığını bile anlamadık. Öyle bir konuşuyordu ki sanki ölmüş. Eh onu bırakıp gitmesi boyle bir etki bırakmış olabilir. Bilemiyorum, belki de bu yüzden bize hafiften ölü gibi gösterilmiştir. Sonuç olarak her şeyi şak diye göstermiyor. Ne zaman karakterler o olaya, bilgiye denk düşerse, o zaman görüyorsun. Yan karakterler için de aynı şey söz konusu. Basroller biriyle yan yana gelirler ve sadece onların gördüğü kadarını görürüz ama arka planda o karakterin yaptığı birçok şey olduğu, o an ki rolünden ibaret olmadığı anlaşılır. Yazar işin bu kısmını iyi yapmış. Artı olarak slow burn olmasına rağmen sıkmıyor çünkü karakterler 1.kitapta hep yan yana, 2.kitapta ise zaten ilişkileri sıkmayacak kadar ilerlediği ve gereksiz olaylara çok yer vermediği için sıkıntı olmuyor. Özellikle incelendiğinde bir sürü sıkıntı çıkması ayrı mevzu. İşin uzmanı olmadığım için YouTube(Jülide müşerref ç.) incelemesinde bahsedilenleri pek fark etmedim ama şunu söyleyebilirim; hikaye, yazarin
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025454 okunma
Yırtıcı Kuşlar Zamanı - Ahmet Ümit
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:55
Sevgili Başkomser Nevzat; hikayenizi büyük bir keyifle okudum. Hikayeniz çok içten, çok hayattan ve halktan olup gayet anlaşılır bir şekilde kaleme alınmıştı. 'Dostoveski'nin Kumarbaz'ı gibi bir çırpıda okunan bir roman oldu.Ama sıkı bir Ahmet Ümit okuyucusu olarak söylemek zorundayım ki çok sade bir hikaye gibi geldi bana. Benim için Ümit'i okumak; sayfa sayfa notlar almak demek, hiç duymadığım bilmediğim hatta gerçekliğinden şüphe duyup araştırdığım bilgileri ilk defa yazdıklarından öğrenmek demek, satırlar boyu kitabı çizmek demek, cinayeti bizzat yaşamak yaşarken çözümlemeye çalışmak demek, suçluyu asla bulamam düşüncesine rağmen bir çırpıda okumak demek, hemen okuyup bitirmeye çalışırken bir şeyleri kaçırmamaya dikkat etmek demek, mayhoş bir kafa karışıklığı demek, öylesine yazılmış bir roman değil de günlerce etkisinde kalınabilen bir roman demek, kısacası Ahmet Ümit demek benim için bir sürü hayal ve beklenti demek… Akıcı bir roman olmanın yanı sıra Türkiye'nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal sorunlarını ele alması ve 21. yüzyılını net bir şekilde anlatması, ilerleyen dönem okuyucuları açısından eşsiz bir öneme sahip. Onun dışında Ümit için bir hayal kırıklığı desem belki de çok büyük bir saygısızlık etmiş olabilirim haddim olmayarak ama "Kayıp Tanrılar Ülkesi"nden sonra duygu olarak; hafif bir burukluk oluştu diyebilirim… Ahmet Ümit
İnceleme
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,3bin okunma
10/10
·265 syf.··
2026 6. kitabı
Montaigne'nin duygulardan, düşüncelerden, devletlerden birçok farklı temadan düşüncelerini anlattığı bu eseri ben çok beğendim ve keyifle okudum. Birçok yerini çizdim, hemen hemen her sayfası alınta olacak şekildeydi. Bazı katılmadığı düşünceler olsa da hala zamanımıza hitap eden yerleri vardı. Kitapta en cok beğendiğim diğer tarafta insanın kendine ve bireyselligine olan deginmeleriydi bununla ilgili en çok beğendiğim kısım; İnsan Hali Benim tek düşüncem, kendimi incelemek. Başka işim de yok zaten Oturaklı neyim var? Her an sendeleyip düşebilirim. Gözlerim bir şöyle Bakıyorum da öyle zayıf yanlarım var ki, dilim söylemeye zor varıyor. Oturaklı neyim var? Gözlerim bir öyle görüyor, bir böyle. Aç olduğumda başka biri oluyorum, yemekten sonra başka. Keyfim yerindeyse, hava da güzelse, kötü kişi değilim. Ama bir şey canımı yakmasın, asık yüzlü, sinirli, yanına yaklaşılmaz bir adam olurum. Aynı atın yürüyüşü bir rahat gelir bana, bir rahatsız. Aynı yolu bir uzun bulurum, bir kısa. Aynı biçim bir hoşuma gider, bir gitmez. Bir gün her işe yatkınım, bir başka gün hiçbir şey gelmez elimden. Bugün sevindiğim şeye, yarın üzülebilirim. İçimde durmadan değişen, bir yerlere sığamayan bir sürü duygu... Kara kara düşünceler, derken bir öfke; ağlamaklı bir hâldeyken, birden bire coşkulu bir sevinç... Kitapları karıştırırken, birden durup bakarım. Dün içinde güzellikler bulduğum, etkilendiğim bir yer, bugün bir şey söylemez olmuş bana. Eviririm, çeviririm, orasını burasını okurum boşuna. O sayfalar boşalmış, yabancılaşmıştır artık benim için. Kendi yazdıklarımda bile, her zaman ilk hissettiğim, düşündüğüm şeyleri bulamam. Burada ne demek istemişim, derim. Değiştiririm çoğu kez ve yitirdiğim ilk anlamın yerine, ondan değersiz bir yenisini koyduğum olur. Aynı yolda bir gider, bir
DenemelerMontaigne · Ema Kitap · 201765,8bin okunma
5/10
·333 syf.··
2026 2. kitabı
·
252 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 21:33
“Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, Çünkü doğru yol yitmişti. Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor!” (1.Kanto) ..ve böyle başlıyor Dante, kendi cehenneminin düşsel gezisini anlatmaya.. Kitabın çoğu yerinde ustam diye bahsettiği ve bu gezide kendisine eşlik eden Vergilius ile birlikte bir gün boyunca cehennemin dokuz katını ve o katlarda ayrı suçlardan ötürü cezalarını çeken kişileri ziyaret etmektedirler. Karşılaştıkları bu kişiler arasında siyasetçiler, din adamları, krallar, filozoflar ve daha birçok ünlü kişiler yer almakta.. Cehennemden çıkmadan önce ise Lucifer’i (şeytan) görürler. Dante özellikle bu bölümde gördükleri karşısında dehşete düşer; “Nasıl buz kestiğimi, güçten kesildiğimi sorma bana ey okur, bunu yazamam, Çünkü yeterli sözcükleri bulamam.” diyerek gördüğü manzaradan duyduğu rahatsızlığı anlatmaya çalıştığını görürsünüz son bölümde. Kitabın çevirisi, bölümlerde bahsedilen kişilerle ilgili çevirmenin yazmış olduğu notlar ve yine anlatılan kişileri tasvirleyen resimlerle birlikte oldukça başarılı ama bir solukta okuyup geçemeyeceğiniz bir kitap. Dante’nin pek de objektif olmayan bir tarafla bu eseri yazdığını anlamamak da mümkün değil. Çünkü ziyaret esnasında acı çekenler için üzüldüğünü ama içlerinden sevmediği birilerini gördüğünde de acımasızca alaycı bir tavır gösterdiğine şahit oluyorsunuz.
Edebiyat
İlahi Komedya - CehennemDante Alighieri · Oğlak Yayınları · 20103,987 okunma