Tüm yasaklanmamış hazlar gibi özeleştiri ya da kendini suçlama
daima elimizin altında erişii ir durumdadır. Cevaplanması gereken
soru: Bu neden yasak değildir ve neden bir hazdır? Ve buradan devam
edersek: Kendi kendimizden nefretimizle nasıl bu denli büyülenmiş
durumdayız? Her zamanki gibi yaratıcılıktan yana kıt
özeleştiri karşısında neden bu denli etki altına girip çabucak aldanıyoruz?
...
Ben burada suçun -görünüşte meşrulaştırilmış kendinden nefretin - bir sığınak olduğunu öne sürmek istiyorum.
...
... kendini düzeltmeye yönelik bir yaklaşım gibi faydalı olmadığı zamanlarda
özeleştiri kendi kendini hipnozdan ibarettir. Bir büyü ya da küfür olarak yargıdır, konuşma olarak değil; bir emirdir, müzakere değil; dogmadır, aşıri yorumlama değil.
You should not serve your personal devil. That leads to superfluous pain. True joy is simple and comes and exists from itself, and is not to be sought here and there.
(Kendi şeytanına hizmet etmemelisin. Bu, gereksiz acıya yol açar. Gerçek mutluluk sadedir; kendiliğinden doğar ve var olur, orada burada aranacak bir şey değildir.)
pek çok iyilik yapıyoruz ama zihnimizin gerisinde fark edilme beklentisi taşıyoruz; bir takdir, bir menfaat... Başka pek çok ek kazanç umabiliyoruz. Burada çok önemli bir şey öğrenmemiz gerekiyor. Duru bir niyetle biri için iyilik yaparken kazancını sadece Allah'tan umar ve O'nunla konuşursak, o zaman Allah'ın bizim üzerimizdeki nimetleri hayal edemeyeceğimiz kadar artacak.
“Burada böyle kimse olmadan sessiz kalmak her şeye değer.Büyük kayalardan birinin üzerine oturup denizi izliyoruz. Uzun süre konuşmadan böyle duruyoruz...”
Sen iyi bir iş kadınısın biliyor musun, tek erkek fiyatına iki erkek almak istiyorsun, ama bu mümkün değil, bu pazarlık burada geçmez... Tanrı Şeytan'ı yaratmasa da onu da kendi parçası olarak sunsaydı, dindar olmak ne kolay olurdu değil mi? Ama öyle olmuyor işte... Tanrı Şeytan'ın kötülüklerine sahip olarak, Tanrı olamazdı, ben Halûk'a benzeyerek ben olamazdım, Halûk bana benzeyerek Halûk olamazdı... Hepimiz çekiciliğimizi bize benzemeyen insanların varlığına borçluyuz biraz...