Puan vermedi·400 syf.·
2026 37. kitabı
Başlarını büyük keyifle ve ilgiyle okudum. Ortaları ve sonları, aksiyon türünde klasik Hollywood filmi tadındaydı. Başlarda merakla okuduğum kitap, sonlarda ilgimi kaybettiğim ve nihayet bitti dediğim kitaba dönüştü. Dipnotlarda güzel bilgiler var. O notlardan çok şey öğreniliyor. Mesela MİT müsteşarı Fuat Doğu, Fethullah Gülen'in ilişkili olduğu Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda rol oynayan Ruzi Nazar'la yakın dostlarmış. Ve Fuat Doğu, Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda aktif rol almış. Veya Sabri Yirmibeşoğlu'nun halkı galeyana getirmek için kontrgerillanın bazı şeyler yaptığını itiraf ettiğini öğreniyoruz. Çatlı, Yazıcıoğlu ve ülkücülerin iç karışıklıkta nasıl kullanıldığını okuyoruz... Bu ve benzeri bilgiler açısından kitap iyi ki okudum dedirtti. Olumsuz intiba bırakan şeylerden biri; öğrenci ve öğretmenlerin de diğer kesimler gibi, siyasetle ilgilendiği cümlelerin çok olması. Toplumu, ülkeyi felakete sürükleyen yaklaşımlardan olduğunu düşünüyorum, özellikle öğrenci ve öğretmenlerin siyaset yapmasını. Siyasi slogan ya da pankart, öğrenci ve öğretmenle nasıl bağdaştırılabilir? Ordu gibi eğitim camiası da uzak olsun ideolojiden ama mümkün değil. Din gibi siyaset de insanı sömüren kavramlardan diye düşünüyorum. Kitapta sol cenahın masumiyeti, sağ kesimin şiddet yanlısı olduğu vurgulanırken, tarafsızlığı koruyamamış olduğu söylenebilir. Tıpkı Yedi Güzel Adam dizinde Dersim olayıyla Cumhuriyet'e saldırılması gibi. Sol görüştekiler hiç mi silaha sarılmadı hiç mi şiddet uygulamadı hiç mi hırsızlık ahlaksızlık yapmadı? Hayır diyenler, modern masallar dinlemeye devam etsin. Ne sağ ne sol, iki kesim de boyunu aşan ölçüde pisliğe batmış. En güzeli apolitiklik ve çöplükten uzak durmak diye düşünüyorum. Bölen, parçalayan, çürüten vs vs siyaset değil mi?
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,103 okunma
10/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Novelini burada bulamadım ama onu okudum harika bir konusu var okurken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu ne muazzam bir şeysin diye diye okudum. Bir romanın oyunun vs. içine düşmeli konular tam bana göre olsa gerek. Kesinlikle okuyun asla pişman olmazsınız çizimleri de harika ekrana ekmek banası geliyor insanın.
Villains Are Destined to Die, Vol. 1Gyeoeul Gwon · D-C Media · 2021238 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sabahattin Ali'nin Gözünden Anadolu ve Anadolu İnsanı
8/10
·128 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali’nin öykülerinde Anadolu’yu ve oranın insanını okumak, benim için sadece edebi bir yolculuk değil; adeta o toprakların kokusunu, tozunu ve sızısını iliklerine kadar hissetme deneyimi oldu. Yazarın her bir metinde insan psikolojisinin en kuytu köşelerine sızması, bunu yaparken de toplumsal adaletsizlikleri tokat gibi yüzümüze çarpması inanılmaz etkileyici. Karakterlerin o çaresizlikleri, verdikleri o sessiz hayatta kalma mücadeleleri ve sistemin katı çarkları arasında nasıl unufak oldukları satır aralarında öyle bir canlılıkla anlatılmış ki, insan her öykünün sonunda derin bir sessizliğe gömülmekten kendini alamıyor. ASFALT YOL Sabahattin Ali’nin bu öyküsünü bitirdiğimde boğazımda gerçekten çok ağır bir düğüm kaldı. Hani hayatta bir şeyi çok istersiniz, bütün kalbinizi, tüm iyi niyetinizi ortaya koyarsınız da sonunda o canla başla yaptığınız şey dönüp en çok sizi vurur ya; işte tam öyle bir hikaye bu. Okurken sadece sıradan bir yol yapım hikayesi değil, idealist bir insanın o temiz hayallerinin sistemin çarkları arasında nasıl paramparça olduğunu izledim resmen. Öğretmen köye ilk geldiğinde içi umutla, enerjiyle dopdolu. Kendisinin de köylü kökenli olmasıyla gurur duyuyor, hatta dürüstçe "içimde yabancı bir yere gidiyorum hissi yoktu" diyor. Buradaki psikoloji aslında hepimize çok tanıdık: "Ben onlardan biriyim, beni anlarlar, bağ kurabiliriz." Bu inanç, öğretmenin hayattaki en büyük dayanağı aslında. Kamyonun o bozuk yollardaki sarsıntısından sersemlemiş olsa bile, kafasında köylüyle kuracağı o sıcak köprü var. Ama daha ilk günden muhtarın o umursamaz bir tavırla "beş on gün dinlen hele" demesiyle, o aşılmaz soğuk duvarı ilk kez hissetmeye başlıyoruz. Köylü için okul ya da eğitim hayati bir ihtiyaç değil, sadece hayatın (harmanın, tarlanın) arasında
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 17. kitabı
Okuduğum ikinci Peyami Safa eseri oldu. Peyami Safa'nın kalemi hakkında şunu söyleyebilirim: Bazı dizi ve filmler vardır ya, izlemeye başladığımız esnada oyuncu kadrosu, kalitesi, hepsi çok iyi ve gerçekçi diye düşünürüz, Peyami Safa eserleri bana tam olarak o hissiyatı veriyor. Okurken yormuyor, dinlendiriyor. Üstelik yazar, bireysel hikayeler üzerinden toplumsal meselelere de çok güzel ışık tutuyor, kitabın birçok yerinde toplumun Batılılaşma isteğine değiniyor ve sık sık Doğu-Batı mukayesesine denk geliyoruz. Kitabın konusuna gelecek olursak; Neriman ve Şinasi'nin yedi yıldır süren aşk hayatı, Neriman'ın ilgisinin Macit'e kaymasıyla başlayan bir gönül karmaşasına evrilir. Neriman daha geleneksel, sakin bir hayat süren Şinasi'yi değil de ışıltılı ve Şinasi'ye göre daha modern bir yaşama sahip olan Macit'e gönlünü kaptırır. Bir yandan Neriman'ın kendi duyguları, bir yandan da Şinasi'nin varlığı ve babasının bu evlilik üzerindeki sessiz beklentisi... Daha fazla detay vermeden şunu söyleyebilirim: Neriman'ın, Şinasi'nin sunduğu o durağan hayattan bunalmasının ve bir anda Macit'in ışıltılı dünyasına, baloların o cezbedici büyüsüne kapılmasının nedeni, küçüklüğünden beri içinde bastırdığı o ışıltılı hayatı Macit'te bulmuş olmasıdır. . Çoğu kitapta olduğu gibi, Neriman'ın bu duygusal değişiminin, büyüdüğü çevrenin ve geleneksel değerlerin ağırlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Kitabın sonu ise pek tahmin ettiğim gibi bitmedi. Zihnimde farklı bir senaryo kurmuştum... Neyse, daha fazla spoiler vermeden yorumumu burada bitireyim.
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
Kan ma sakın
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:26
Neye kanmayalım? Van helsing ve arkadaşlarının iyi olduğuna kanmamalısın okurken. Onların kötülük dediği şey tamamen farklı ve bambaşka bir yaşam formunun doğası gereğiydi. Drakula hayatta kalmak için insan kanı ile beslenmek zorundaydı. İnsanlardan saklanıyordu evet çünkü kendisini açık ettiği zaman insanların onu yok edeceğini biliyordu empati yapan her insan drakula gibi davranıp hareket edeceğini gayet iyi bilir. Doğası gereği bir aslanı kötü saymıyorsan drakulayı da kötü bir karakter olarak sayamayız. Aksine insanlar bu hayatta kalma mücadelesi veren varlığı diğer bütün varlıklar gibi yok etme eğilimindedir. Çünkü homo sapiens istilacı bir türdür. Günümüzde olduğu gibi dünyadaki bütün yaşam formlarını hızla yok etmekteyiz. Kitabın hemen başlarında Drakula Alman bir şairin şiirinden alıntı yapar "Denn die totden reiten schnell" bu ölüler hızlı sürer anlamına geliyor, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın zamana kaçınılmaz olarak yenik düştüğünü simgeliyor. Kitabın sonunda da drakulanın hızlı bir şekilde uzun soluklu kaçması ve sonunda ölmesi kitabın başı ve sonu hakkında harika bir köprü kuruyor bu söz ile birlikte. Kitabın başından beri ve genelinde vurgulanan batıl inançlara ön yargı geliyor. Günümüzde bulunan merdiven altından geçme falan gibi şeyler yani. Burada yazar Bram StokerBram Stoker insanların ön yargısını sunuyor ve kitabın bir kısmında da anlatmak istediği batıl inanç olmasa bile insanlar kafalarındaki eski inandıkları bilgiyi daha sağlam ve güvenilir bir bilgi olmasına rağmen ona her zaman şüpheyle yaklaşmasıdır. Zamanında Albert EinsteinAlbert Einstein Isaac NewtonIsaac Newton'un dünyada kabul görmüş zaman mutlaktır ilkesini yıkıp zaman görecelidir dediği zaman dönemin aydın bilim insanları bile buna şüpheyle yaklaşmış. Aynı bizlerin de günümüzdeki batıl inançlara ya da batıl inancı olanların modern
Edebiyat
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 31. kitabı
Ayşe Kulin'in Son adlı kitabını bitirmiş bulunuyorum. Bu kitap, yazarın Kanadı Kırık KuşlarKanadı Kırık Kuşlar ve KördüğümKördüğüm romanlarında yer alan karakterlerin hikâyelerini tamamlayan bir devam romanı niteliğinde. Kanadı Kırık Kuşlar'ı okumadığım için o kısımdaki bağlantıları tam olarak yakalayamadım; ancak Kördüğüm'de tanıdığımız Esra'nın hikâyesinin burada devam etmesini keyifle okudum. Hikâye, Vural Komserin de yer aldığı etkileyici bir finalle son buluyor. Ayşe Kulin'in her zamanki akıcı anlatımı bu kitapta da kendini hissettiriyor. Üstelik adaşım olan Derya'nın hikâyesiyle başlaması benim için ayrı bir güzellikti. Karakterler sırayla sözü devralıyor, kendi duygularını ve bakış açılarını katarak hikâyeyi anlatıyorlar. Bu da romana farklı bir derinlik kazandırıyor. Ben kitabı çok beğendim. Özellikle Kördüğüm serisini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Ve itiraf etmeliyim ki, Aguli'yi özleyeceğim...
SonAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20184,380 okunma