“ ‘Peki dünyanın en büyük yalanı ne?’ diye sordu delikanlı, şaşkınlık içinde.
‘Ne mi? Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın
Bu akşam, o çok sevdiğim, pembe kapaklı, üzerinde pırıldayan yıldızları ve büyülü değneğiyle bana umut vadeden kitabımı bitirdim. Sayfaları çevirdikçe içimdeki "ev yapımı mutluluk tarifleri" birikmiş, kalbim o hafiflemeye başlamıştı. Kitabı usulca kapattım, derin bir nefes aldım ve kafamı kaldırdığımda adeta zaman durdu.
Karşımda, o tatlı pembe kapağın aksine, alev alev yanan, turuncu ve kızıl tonlarıyla gökyüzünü bir kor gibi kucaklayan bu muhteşem şehir manzarası vardı. Elektrik telleri ve binaların siluetleri bu ateş denizinin içinde asılı kalmış, güneş son bir kez şehri selamlıyordu. O an anladım ki, kitaptaki o "sihirli değnek" aslında dışarıda, o pembe dumanların içinde değil; tam da bu anın, bu manzaranın ve bu farkındalığın içinde saklıymış. Kitabım bana mutluluğu kendi ellerimle nasıl yapacağımı öğretmişti ama o akşam gökyüzü bana, hayatın kendisinin de bazen en güzel tarif olduğunu gösterdi. Kalbimdeki hafiflik ile gözümdeki bu büyü birleşti ve içimden o son cümlenin sıcaklığı geçti:
"Kendi sihrini kendin yaratmalısın, çünkü hayat bazen sadece senin ona nasıl baktığından ibarettir."
#SermingYaşar #EvYapımıSihirliDeğnek #HayatımınSihri #GökyüzüBüyüsü #MutlulukKendiEllerimizde
@lafeynaesmanur
Merhaba arkadaşlar, bu sefer de sizlere tıpkı ahududu reçeli veya sıcacık bir tatlı gibi hissettirecek güzel bir kitapla geldim. Hayatın karmaşasından, yaşanan kötülüklerden ya da sayısız dram
Modern kültür tarihi kurucularından Kültür tarihçisi Johan Huizinga’nın eseri Homo Ludens’ten bahsedeceğiz. Bu kitabı ilginç yapan çok detay var, ki sanırım en önemlisi insanın varoluşunu yansıtma
Yeşim Türköz insan oğlunun yaradılıştan biri çeliştiği ve çözemediği duyguları öyküler ile içimize işliyor ama bu tatlı masallar uykuya daldıracak türden değil aksine gerçekleri yüze vuran öykülerdir.
Hayattan istediğimiz şeyler vardır, mesela geri gitmiş yılları geri istemek, delicesine cesur olmak, sadece sevilmek, sonsuz şans ve mutluluk , huzurun karşılığında şöhret, bitmeyen hırs, hemen büyümek ve her şeyi keşf etmek gibi, bunları kim istemez ki. Ama gerçekten hayattan istediğimiz şeyler hayatın bize vereceği en iyi şeyler midir?
Olması gereken duyguları reddetmek gibi bir niyetim yok, okuduğumuz onca kitaplar, kişisel gelişim yolculuğu, kendimizi keşf etmek ve verdiğimiz bu çabaların hepsi neden?
Sebebi şudur ki, hepimizin koklamak istediği güller vardır ve o güllere ulaşmak için kendimizi unuturcasına çabalar ve yoldaki papatyaları hiç umursamadan ezeriz en nihayetinde ise gülle visal anında kokusunu içimize çekmeyiz bile, çekemeyiz ki… bunu öğrenmemişiz.
Şimdi Kendi büyü dükkanınıza müşteri olarak uğrayın ve ihtiyar amcanın karşısında oturun ve düşünün, hayattan en çok istediğimiz şey gerçekten bize vereceği en iyi şey midir?