Davut

Davut
@c_engaver
Bilgisayar Mühendisi
Lisans
44 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
8/10
·115 syf.·
2023 1. kitabı
Sanırım okuyan çoğu kişinin ortak olacağı düşünce; Döngel DünyaDöngel Dünya ’nın aldığı öykü ödülünü hak ettiği olacaktır. Fakat, hem durum öyküleri hem ülkemizde öykü okuma oranı az olması nedeniyle maalesef okuyanı pek olmamış. İtiraf etmem gerekir ki; ödülleri takip ediyor olmama rağmen, okuma grubu listesinde olmasaydı yazarla sanırım daha geç tanışma durumunda kalacaktım. İyi ki grupla birlikte okuyarak bu zevkten mahrum kalmadım. Öykülerin çoğunluğunda tasvirler ve onların yaşattığı duygular ön planda olsa da metnin hazırlanışında — arka planda — post-modern dokunuşları yakalayabildim okurken. Büyülü gerçekçilik, üstkurmaca, parçalı ve lineer olmayan zaman akışı — 𝐵𝑎𝑏𝑎𝑚 𝑇𝑒𝑟𝑧𝑖 𝐵𝑒𝑛 Ç𝑜𝑐𝑢𝑘 öyküsü lineer olmayan zamanla yazılan bir öykü — gibi birçok teknik kullanılmış. Ayrıca zaman kipi kullanımı konusunda da çeşitlemelerde bulunmuş yazar: 𝐾𝑎𝑟 𝑌𝑎𝑛ığı öyküsünde olduğu gibi. Bütün bunlara baktığımda, tekniklerin öykülerin hiçbirinde sırıtmadan, göze batmadan, hissettirmemeye çalışarak tadında diyebileceğimiz bir şekilde uygulandığını görüyorum. Açıkçası bu maharet ister. Yılların verdiği yazarlık tecrübesi bunu gerektirir. Öykülerin genelinde 𝑣𝑎𝑟𝑜𝑙𝑢ş𝑠𝑎𝑙 düşünce planı öne çıkıyor bana göre. Bu da bütün öykülerdeki o gelgitlerin yani 𝑎𝑟𝑎𝑓𝑡𝑎 kalma halinin nedeni olarak düşünülebilir. Bu 𝑎𝑟𝑎𝑓𝑡𝑎’lık durumu alt katmanlarda hep bir hüzün tınısı ile devam ederken; gerilim, heyecan, merak ve gülme unsurları ile öyküler güzel bir şekilde harmanlanmış. Genel olarak sevdiğim ve başarılı bulduğum bu öykü kitabına dair olumsuz eleştirim, karakterlerin hep aynı felsefi düzlemde — 𝑣𝑎𝑟𝑜𝑙𝑢ş𝑠𝑎𝑙 — devam ediyor olması olur.
Döngel DünyaEthem Baran · İletişim Yayınları · 2019691 okunma
Reklam
7/10
·126 syf.·
2021 16. kitabı
İnsanlar; “Reading Slump” durumundan çoğunlukla ince ve görece kolay okunabilir kitaplara kaçarak kurtulmaya çalışıyorlar. Bu durum ben de biraz farklı işliyor; kitaplığımdaki en kalın kurgu kitabına yöneliyorum genelde :) Kim bilir belki de Paul Auster da öyle yapardı. Eğer o an istediğim kalınlıkta kitap yoksa, kalın kitapları araştırır ve satın almaya çalışırım. Böyle yapmadaki amacım; kalın kitap bitirmiş olmanın getireceği özgüveni kazanarak "okuma durgunlunğu”ndan kurtulmaya çalışmak. Birkaç ay önce yine böyle bir duruma düşmek üzere olduğumu hissettiğimde hemen, daha önce bir şekilde adını duyduğum fakat araştırmak için bir türlü fırsat bulamadığım 4 3 2 14 3 2 1 kitabını (merak edenler için çevirmeni ve yayımcısı ile yapılan bir söyleşi: youtube.com/watch?v=szi1pHA... ) araştırmaya koyuldum. Paul AusterPaul Auster ‘ın hiçbir kitabını okumamıştım ve açıkçası yazar hakkında kitapları dışında pek bilgim yoktu. Yine de bir yerlerde bir şekilde duyduğumu -bir dönem Türkiye’ye gelmeyi reddederek sansasyon yaratmıştı- anımsar gibiydim. İnternet üzerinde yaptığım araştırmalar ile wikipedia’da karşılaştığım “roman yazarı, şair, senarist, yönetmen” gibi tanımlamalar dikkatimi çekti. Ne iş olsa yapar gibi bir durum vardı :) Bu yorumumun, şu an incelemesini yazmaya çalıştığım Cebi DelikCebi Delik kitabını okuduktan sonra boş olmadığını düşünüyorum. İlk gençlik yıllarından itibaren yazma tutkusu peşini hiç bırakmamış olan yazar; bu bağlamda şiir, eleştiri, deneme, çeviri yazılar, tiyatro, polisiye roman, hatta hatta bir oyun yazmış ve iskambil kağıtlarına benzer kartlarla oynanan bu oyuna Action Baseball adını vermiştir. Aslında ömrü boyu yapmak istediği şey kendini geçindirebilecek kadar
Hayat
Cebi DelikPaul Auster · Can Yayınları · 2019465 okunma
8/10
·128 syf.·
2021 7. kitabı
Henrik Ibsen’den okuduğum ilk eser “Yaban Ördeği”. Bu tiyatro metnini okuma nedenim; Dag SolstadDag Solstad’ın okumayı düşündüğüm Mahcubiyet ve HaysiyetMahcubiyet ve Haysiyet romanında anlatılıyor olması. Henrik Ibsen kitabın arka kapak yazısından da anlaşılacağı üzere hayatında ve ürettiği eserlerinde “Doğrucu Davut” olmayı ön planda tutmuş. Bu eserinde ise, gerçeğin mutlaka ortaya çıkmasında ne gibi sonuçlar olabileceğini; bir nevi kendisini de eleştirerek anlatmaya çalışmış. Kitabın konusu öz olarak şöyle: Av sırasında vurulup şaş kaza yaralı kalan, sonra da bir köpeğin dişleri arasından dahi kurtulmayı başaran bir “yaban ördeği” ve bu ördeği çok seven bir kız çocuğu. “İdeal” olanın peşinde koşan, yılmaz bir arkadaş; diğer tarafta insanların “hayat yalanları”nı sürdürmesinde psikolojik anlamda daha sağlıklı olacağını düşünen ve bunun için insanlar üzerinde etki kurmaya çalışan bir doktor. Bu ikisi arasında ezilen bir “baba”. Hayatta şu anki konumunuzu oluşturan veya yakınınızda olan başkalarının sizin hayatınız üzerine oluşturduğu “sahte gerçeklerin” çırılçıplak ortaya çıkmasını, bedeli ne olursa olsun ister miydiniz? Belki bu “sahte gerçekler”, sizi tatmin etmeyen ama en azından sade ve mesut yaşamınızı devam ettiren “hayat yalanları”dır. Bu düzeni bozmak istemezdiniz belki de kimbilir? Peki böylesi bir hayatın mutluluğuna “yalan” mı demeliyiz sizce? Bu sorulara cevap arayan Ibsen, “Yaban Ördeği”ni farklı yorumlamaları da olabilecek şekilde bir metafor olarak kullandığı eserinde; cevap bulmaktan ziyade daha çok sorular sordurmayı istemiş. Yazının başında bahsettiğim Mahcubiyet ve HaysiyetMahcubiyet ve Haysiyet romanını okumak isteyenler, romanın öncesinde bu eseri okurlarsa iyi olacağı kanaatindeyim.
Yaban ÖrdeğiHenrik Ibsen · Mitos Boyut Yayınları · 2015786 okunma
8/10
·523 syf.·
2020 109. kitabı
Kitap yazarı Brian Greene Columbia Üniversitesi’nde Teorik Fizik ve Matematik alanlarında çalışmaları olan, Süpersicim Kuramı öncülerinden biridir ˹¹˺. Evrenin Zarafeti kitabı temelde Sicim Kuramı’nı ˹²˺ anlatmakla beraber, süpersicimler, uzayın dokusu ve evrenin yeniden tanımını Sicim Teoremi üzerinden yapmaktadır. Doğrudan Sicim Teoremini anlatmaya başlamadan önce Özel-Genel Görelilik Teoremi ve Kuantum Fiziğinin temellerini anlatmaktadır. Çünkü Sicim Teorisi bu kuramların gelişmesinden sonra ortaya çıkmış ve Klasik Fizik ile Kuantum Fiziğinin arasındaki boşluğu doldurmaya aday olmuştur. Peki nedir bu boşluk? Kozmolojik seviyedeki çalışmalarda Belirsizlik İlkesi ˹³˺ −yani parçacığın konumu ve hızının aynı anda bilinememesi− bir raya oturtulamamaktadır. Bu yüzden Sicim Teorisi geliştirilmiş ve bu duruma bir açıklama getirmeye çalışılmıştır. Özetle Sicim Teorisi; uzay, evren, karadelik gibi kozmolojik tanımları yeniden ve boşluk bırakmayacak tarzda anlatma gayretidir. Kitap anlatımı akıcı olmakla birlikte, bazı temel ve ileri seviye matematik ve fizik bilgisi gerektirmektedir. Temel seviye bilgiye sahip olan da ileri seviye bilgiye sahip olan da bilgisi ölçüsünde mutlaka önemli çıkarımlar elde edecektir. Brian Greene anlatımını yaparken günlük hayatta hemen herkesin karşılaşabileceği örnekleri vererek, açıklamak istediği konuyu daha kalıcı hale getirmektedir. Bunu şöyle örneklendirebiliriz; uzman olduğunuz bir konu hakkında 8 yaşındaki bir çocuk size o alanın terminolojisi ile ilgili bir soru sorduğunda o konuyu o çocuğun anlayabileceği şekilde anlatabiliyorsanız büyük ölçüde uzmanlık alanınıza hakimsiniz demektir. İşte Brian Greene de kitabında kendince bu yolu izlemiş, ilgisi olup da alanı fizik olmayan kitlelerin konuları anlayabileceği sadeliğe getirmeye çalışmış.
Bilim
Evrenin ZarafetiBrian Greene · Tübitak Yayınları · 2008299 okunma
Yer Altından Notlar’ın uzak akrabası: “Yabancı”
8/10
·112 syf.·
2020 107. kitabı
“Yabancı” toplumda karşılaşabileceğiniz, belki de yakın çevrenizde temas halinde olduğunuz; empatiden yoksun, delilik ile akîllik sınırlarında dolaşan insanların portresidir. Nedenini o’na sorsak: “Bunda benim bir suçum yok. Zaten bunun bir anlamı da yok, ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.” diye cevap verirdi herhalde. “Yabancı” görünürde akîldir. Fakat olgular arasında silik bir bağ kurması, o an ne hissediyorsa onun için o kadar ifade etmesi “an”ın içinde hapsolmuş bir zihni göstermektedir. Belki kurduğu gerçek bir bağ sadece çalışmak ve para kazanmak arasındaki bağdır. “Yaşanmışlık” ve “yaşanacaklar”ın, “şimdi”nin içerisinde bir farkı yoktur ona göre. Girift duygulara bir anlam veremez. Bu yüzden intikam, öfke, kıskançlık, vefa vs. “Yabancı”nın bedeninde imgelerden öteye geçemez. Ama çok nadir olmak üzere, anlam veremediği bu duygular onu yönlendirmişlerdir. Kavurucu bir güneşin sıcağında, gelecek hakkında çok düşünmek istememesi ve bazı şeylerin canını çok sıkması onu bir tepkiye yönlendirmiştir. Yine bunu o “an”da hissetmiştir. Kendini, kendince anlamlandıramadığı, bir olaylar silsilesinde bulur sonrasında. “Güneşe ve geleceğe” karşı gösterdiği “tepki”yi bir metafor olarak düşünecek olursak; bu tepkiye genel anlamda, toplumsal normların “Yabancı” gibi bireylerin üzerindeki yoğun baskılar kurması durumunda (toplumun etkisi) bu normlara karşı oluşabilecek bireysel bir tepki diyebiliriz. Toplumsal normlar etki göstermiş ve o’da tepkisini bireysel olarak vermiştir. Bu tepkinin, yine “Yabancı” ya göre, anlamı olmayacak sonuçları olacaktır. Peki gerçekleştirdiği bu olay neden karşı tarafa yöneliktir? Neden kendine ateş etmemiştir? Oysaki “an” içerisinde böyle bir seçenek de vardır. Bu soruların cevabı sanırım okurun kitabı okuduktan sonra kendi süzgecinden
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Reklam