Çeviri farkı
Şimdi bu iki yayınevi de gayet güvenilirdir çeviri konusunda ve Mutat Belge de Celal Üster de muazzam cv'lere sahip çevirmenler. Ancak eğer ben bu kitabı Murat Belge çevirisinden okusam hiçbir şey anlamazdım. Hem cümle ve kelime seçimleri çok bana hitap etmiyor hem de hiç dipnot kullanmamış Murat Belge. Dipnotun bazen akıcılığa zarar verdiği eleştirileri olsa da bazı kitaplarda gerekiyor. İş Bankası Yayınları'ndan çıkan Celal Üster çevirisi bu anlamda da zaten daha tercih edilesi bir iş olmuş bence. Bu iki paragrafa rağmen şimdi bambaşka bir şey diyeceğim ama. Bu kitabın son hikayesi İngilizce yazılmış en güzel hikayelerden biri kabul edilir ve bence kitabın da en güzel cümlesi olan final cümlesi -kitabın da son cümlesi aynı zamanda- Murat Belge çevirisinde çok daha vurucu. İki cümleyi de koyuyorum; Celal Üster: Gabriel, karın tekmil evrene usul usul yağışını, son yolculukları sökün ediyormuş gibi tekmil yaşayanların ve ölülerin üstüne usul usul yağışını dinlerken öleyazdı. Murat Belge: Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihai sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayvan Çiftliği; Bir Peri Masalı - George Orwell
Kitabı okurken, "Güvercinler havaya uçuştular, Napoleon dışında bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar..." cümlesini biraz garipsemiştim çünkü George Orwell'dan, politikalarından dolayı Stalin'i konu aldığı kitabında Stalin'i iyi gösteren bir cümle beklemiyordum. O cümleden sonra hemen sonuna bakmıştım belki bir açıklama vardır diye ve çevirmen Celâl Üster bu cümleyi çok güzel bir şekilde açıklamış; "Güvercinler uçuştular, Napoleon da dahil bütün bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapadılar..." Orwell, Çapski'nin söyledikleri ışığında bu tümceyi şöyle değiştirir: "Güvercinler havaya uçuştular, Napoleon dışında bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar..." Orwell bu küçük değişikliği, bir mektubunda şöyle açıkladı: "Böylelikle, Alman saldırısı sırasında Moskova'dan ayrılmayan Stalin'e haksızlık etmemiş oldum..." -CELÂL ÜSTER Hayvan Çiftliği George Orwell
1000Kitap
Mario Vargas Llosa'nın dediği gibi, edebiyat, bireylerin, yaşamlarının tüm özellikleri içinde, tarihi aşmalarını sağlar. Başka bir deyişle, belirli bir zaman ve mekândan yola çıksa da, zamanı ve mekânı aşarak birbirimizi tanımamızı ve aynı türün üyeleri olduğumuzu duyumsamamızı olanaklı kılar; tüm insanları hısım akraba yapar. Nitelikli ve gerçek bir edebiyat yapıtını okurken, insanlar olarak neyi paylaştığımızın, bizi birbirimizden ayıran pek çok farklılığın yanı sıra ortak yanlarımızın farkına varırız. Evet, işte o zaman, ne tarih kalır, ne coğrafya. Don Quijote'yle de, Hamlet'le de, Prens Mişkin'le de, Şvayk'la da, Gregor Samsa'yla da, Sciascia'nın Sicilyalılarıyla da bir oluruz. Biricik milliyetimizin insanlık olduğunu duyumsarız. CELAL ÜSTER
Edebiyat
Klasikleri Niçin Okunmalı?
Klasikleri okumak, hayatında bir tek kitap bile karıştırmayanların dahi ‘iyi’liğini reddetmediği bir insani etkinliktir. Italo Calvino’nun İtalya’da ilk basımı 1991 yılında yapılan aynı adlı kitabındaki Klasikleri Niçin Okumalı? makalesi bu konuda hayli zihin açıcı. Türkçedeki basımı nedeniyle bu kadim mesele üzerinde bizi de bir kez daha düşünmeye sevk eden derleme, kitaba başlığını veren metnin yanı sıra, büyük bölümü 1970-1980 yılları arasında yazılmış olan (yalnızca dört metin 1950’li; iki metin 1960’lı yıllara ait) otuz beş yazı yer alıyor. Calvino bu yazılarında kendisi için önemli olan yazarlar hakkındaki görüşlerini toparlamış. Klasikler hep klasik mi olacaklar? Her ne kadar çubuğu edebiyat lehine bükmeye çalışmışsa da, Calvino’nun bu makalesinde ‘neden okumalı’ sorusuna maddeler halinde verdiği yanıtlar ilk Türkçeleştirildiği günlerde büyük ilgi görmüş, internet sitelerinde sıklıkla kullanılmış, klasiklere duyulan inanç bir kez daha tazelenmişti. Italo Calvino'nun bu yazısı, ilk kez 28 Haziran 1981'de, Roma'da yayımlanan L'Espresso gazetesinde çıkmıştır. Celâl Üster'in çevirdiği bu yazıyı kısaltarak yayınlanmıştır. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını okursunuz, sonra onu 'öğrencisi' Franz Kafka'yla birlikte okursunuz, hatta Dostoyevski için 'en çok etkilendiğim' yazarlardan diyen Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ının Türk işi bir Suç ve Ceza olabileceğini bile düşünürsünüz. Dostoyevski, insanlığın en karanlık yanını anlatırken, edebiyata yeraltının seslerini de ekler. Kafka, açıkça hamamböceklerinin yaşadığı yeraltı dünyasından dem vurur; Atay ise iki yazardan da aldığı derslerle yeryüzünün şenlikli sofrasından mahrum kalmışları anlatır. Calvino da zaten Turgenyev'in Babalar ve Oğullar'ının yanına Dostoyevski'nin Ecinniler'ini eklemekten bahseder; ona göre, klasik
Tıpkı Shakespeare ve Dostoyevski gibi Çehov da, kendi toplumlarında ve kendi çağlarında yazmış olsalar da her zaman hemşerimiz ve çağdaşımız olan yazarlardandır. - Celâl Üster Aralık 2004
Düşünce