"Evet, neler oluyor burada?" diye sordum kendi ses tonuma hayret ederek, o kadar sakin ve kendinden emindi ki.
"Ters doğum," diye hemen cevap verdi Anna Nikolayevna hazırladığı solüsyona iyot eklemeye devam ederken.
"Tamammm," dedim uzata uzata kaşlarımı çatarak, "Bir bakalım..."
"Aksinya, doktorun ellerini yıka!" diye bağırdı Anna Nikolayevna oracıkta. Yüzünde resmi ve ciddi bir ifade vardı.
Akan suda el fırçasından dolayı kızaran ellerimdeki köpüğü yıkarken Anna Nikolayevna'ya kadını getireli çok olup olmadığı, nereden geldiği gibi önemsiz sorular soruyordum.
Pelageya İvanovna elinin tekiyle kadının üzerindeki battaniyeyi kaldırdı, bense yatağın kenarına oturup, hafifçe dokunarak kadının şişkin karnını yokladım. Kadın inledi, gerindi ve parmaklarını sıkıca geçirdiği çarşafı büzdü.
"Sakin ol, sakin ol... Dayan..." dedim kadının gerilmiş, sıcak ve kuru derisinin üzerinde ellerimi dikkatlice gezdirir ken...
Sayfa 60 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İçler Dışlar Çarpımı
"Ve her şey dönüştü işte,
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye."
Edip Cansever
İçindeki sıkıntıyı saklarcasına bakımlı olacak Melda'nın elleri. Apartman kapısı arkasında kapanırken torbaları yere bırakacak. Atkısının ucu toz olacak. Posta kutusundaki zarfa uzanacak; üzerinde yazılı ismi görünce ağlamaya başlayacak. Karşıdaki kapının deliğinde beliren gözü ve merdivenin ortasında donakalan kapıcıyı fark etmeyecek. O serin loşlukta hepsi, hıçkırıklar su sayaçlarının arasında yitene kadar bekleyecekler. Daha değil ama. Henüz vakti gelmedi.
***
Murat Bey'in solgun fotoğrafı, yüzündeki on yıllık tebessümle, üçlü kanepenin ötesindeki gri binalara bakıyordu. Gözleri biraz kısıktı. Murat Bey sağken hep bu ifadeyle dışarı bakardı, o zaman dışarıda ağaçlar vardı. Elinde çay bardağıyla pencerenin önünde durur, uzaktaki tepeleri göstererek, "Ne güzelmiş şu çamlar Melda" derdi, "Seninle evlenmeden önce böyle güzel değildi buralar."
Senden sonra da güzel değil, diye düşündü Melda duvardaki fotoğrafa dalmışken. Televizyonun altındaki çekmeceyi açtı. Kocasından kalan emekli maaşını, katlanmış dantellerin en altına koydu. "Kiri belli etmez abla" demişti bohçacı bu danteller için, daha neleri belli etmezdi kimbilir?
Melda çekmeceyi kapadı, televizyonu açtı.
"Şampiyonluğa kanat açan kara kartalların yıldızı Metin, Tan'da parlıyor. Siyah beyaz gollere imza atan Sarı Fırtına'nın hayatı bu pazar Tan'da!" dedi televizyon.
Bir maç kuyruğunda Murat Bey'le yediği is kokan köfteler geldi Melda'nın aklına. Dolmabahçe'den İnönü'ye hafif bir rüzgâr esiyordu o gün, ikisinin de boynunda siyah beyaz atkılar vardı. Sarı Fırtına, "Çocukluğumu, gençliğimi, hayatımı Tan'a anlattım" derken Melda kanalı değiştirdi.
Tık.
"Bazen Büdü bir sayı
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kente hangi yüzle bakılır
ayamda şehvet. kara
sökük. oynadıkça büyüyen
kaldırımsız caddeler. hükümsüz
kimlikler taşıyorum
hükümsüz atlar ceplerimde
kente hangi yüzle
parklar saçkıran. dere
ıslah edilmemiş solucan
larva kuleleri üst
üst üst ve özerk
kente hangi
hangi ağaç gösterecek
çıkış yönünü
kente