Hele Erivan Radyosu' nun Kürtçe yayını başladığında, Silvan' da hayat dururdu, Saati geldiğinde, mandallar heyecanla çevrilir; cızırtılar arasından O efsunlu cümle duyulurdu: "Evder Denge Erivane ye!" (Burası Erivan'nın Sesidir!) Bu kısacık anons, yasakların altında nefes almaya çalışan bir halkın gögüs kafesinde bir özgürlük muştusu gibi titrerdi. Ardından kavalın piri Egidế Cimo'nun bilûru baslardı. O ses ki insanı Albat Dağları'nın doruklarından alır, Mezopotamya'nın derin vadilerine, oradan sevdalı yüreklerin en kuytusuna bırakırdı. Sunucunun Şakiro'yu anons etmesiyle "Klamların Şahı" devreye girer, Şeroyê Biro'dan Aram Tigran a, Ayse Şan'dan Mihemedê Şexo'ya kadar tüm dengbêjler, dört parçanın acısını sevdasını aynı halayda birleştirirdi.
"Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, 'Rabbim! Beni geri gönder de geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım.' der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır."
(Mü'minun, 99-IOO)
Ji esman hatin em,
-Wek kurd-
An
Ji erdê hêşîn bûn bi awakî?
Kengê... çawa... çilo...
Peyda bûn li vî xakî?...
Kes nîne bersiva vê pirsê bide
O bîra tarixê jî ji heq dernayê.
Tiştê tê zanîn
Ji destpêka zemanekî nebinavkirî
Em li vê deverê ne.
Me gêra vî xakî kire war
Û vî warî kire milk
Me xwe jê re feda kir
Ji silqê safî.