Tiran (turannos), Yunanlar tarafından anayasal bir haktan ziyade güç kullanarak iktidarı elinde tutan otokratik yöneticiler için kul lanılan bir sözcüktü.
Alman-Rus ilişkilerinin geliştirilmesi için özel girişimi her şeyden önce Alman girişimciler geliştirdiler. Mart 1995’te Moskova’da “Rusya’da Alman Ekonomisi Birliği”ni kurdular. Halen bu birliğe 800 Alman firması kayıtlıdır.
Almanya her şeyden önce “ıkı artı bir antlaşması” Rusya ile “iyi komşuluk, dostluk ve işbirliği antlaşması” yapmıştır. Almanya, her iki antlaşmada da, kendi anayasası ve Birleşmiş Milletler Şartı gereğince, anayasaya aykırı ve cezayı gerektiren bir savaş saldırısı hazırlığı ve uygulaması gerçekleşmedikçe, silahlarından hiçbirini ateşlemeyeceğini garanti etmektedir. Aynı zamanda Almanya, bütün Almanya’nın NATO’ya dahil olmasından sonra, eski Demokratik Alman Cumhuriyeti bölgesinde hiçbir yabancı askeri birliğin ve hiçbir yabancı NATO birliğinin üsllendirilmeyeceğim onayladı. Özellikle “iki artı dört antlaşmasına eklenen protokol notuyla mutabakat halindeki bu karara göre, aslında antlaşmanın esasına göre, orada üslenmemesi gereken birlikler bir süreliğine bu bölgede konuşlandırılabilecektir ve bu da yalnızca her iki antlaşma tarafının (yani Rusya’nın da) güvenlik yararlarının dikkate alınması durumunda gerçekleşebilecektir. Bu karar, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin, diğer anlaşma taraflarının düşüncesine göre de, büyük ölçüde Rusya’nın menfaatlerine dokunduğu nun önemli bir işaretidir. Gerçi anlaşmada, NATO’nun doğu ya yayılmasını dışlayan böyle doğrudan bir kararı yoktur, fakat her yönden, bu hareket anlaşmaların ruhuna ters düşmektedir.
Rusya için daha sakıncalı olan ise, süper güç olarak Rusya’nın yalnızlaştırılıp, izolasyonu ve zayıflatılmasının Batı tarafından izlenen rotasıdır. “Rusya’nın uluslararası arenada dünya devi pozisyonunu yitirişi” kanımca kuşkusuz Batı’nın Rusya politikasının bir başarısıdır. AB ’nin doğuya doğru genişlemesiyle Rusya geleneksel ticaret ortağını yitirdi. NATO’nun doğuya doğru genişlemesiyle, Rusya bu alandaki nüfuz ve çıkar ortamından uzaklaştırıldı. Sonunda Yugoslav ya’ya karşı yapılan NATO hareketiyle Rusya iyice küçük düşürülmüş ve zayıflığı iyice pekiştirilmiş oldu. ABD’nin, Rusya’nın Kafkaslar’daki ve Orta Asya’daki nüfuz bölgesinden çıkartılması politikasının aynısını uyguladığı hesaba katılırsa, o zaman, Rusya’daki eleştirel gözlemcilerin, ülkelerinin ulusal güvenliklerinin esaslarının zarar gördüğünü düşünmeleri anlaşılabilir bir şey olur.
Sovyetler Birliği 1979 Aralık'ında Afganistan'a girdiğin de, Filistinli alim Abdullah Azzam "inançtan Sonraki İlk Ödev, Müslüman Toprakların Savunması" adlı bir fetva yayımladı. Azzam, Müslümanları Afganistan'ı savunmaya çağırıyordu. Pakistan İstihbaratı tarafından memnuniyetle karşılanan bir çağrıydı bu (General Hamid Gül "ilk uluslararası İslami orduyu" kabul etmek üzere kollarını açmış beklemekteydi). General Gül, Suudi kraliyet ailesinin güvendiği ve onların Afganistan ' daki kilit adamı haline gelen Afgan din adamı ve savaşçı Abdul Resul Sayyaf'la yakın bir mesai yürütecekti. Sayyaf'ın Afganistan'ın Kurtuluşu İçin İslami Birlik adlı örgütü, deniz aşırı ülkelerden Kral'a yönelik öfkeleriyle beraber gelen Afgan Arapların yöneldiği temel kanal haline geldi. Bunların arasına Usame Bin Ladin de katılacaktı.