Ferlinghetti yüz yıl yaşayıp, beat kuşağı üzerinden bir görünüm inşa ettikten sonra, tam da her şeyi unutmadan önce Küçük Çocuk eserini oluşturabilmişti. Blanchot bunu yarı sürede yapabilmiş, belki de daha hiçbir şeyi unutmadan.
Bilinçakışındaki sürekliliği bile parçalaması havalı geldi. Sayıklamalarını seviyorum biraz daha okumak istiyorum ama Karanlık Thomas'a cesaret edemedim hiç.
Son İnsan korkuyla, tedirginlikle, güvenle, dostlukla, şüpheyle, sevgiyle, yabancılıkla, kuru kalabalıkla, yalnızlıkla, tutunmayla, umutla, karanlıkla yani zıtlıklarla ve yoğunlukla yoğurulmuş. Sakindi yani. Bekleyiş ve unutuşa değinmeyi de unutmamış tabii. Bir noktadan sonra sen, ben ve o siliniyor. Sen siliniyorsun. Ben kalıyor, benden sana kalıyor. Bundan hoşlandım. Tatlı dille yok etmişiz ötekini.
Ara vererek okunacak bir rus romanı değildi. Böldükçe anlamanın imkansızlaşacağı, olayların parça parça eklendiği bir düşünce akışı yapbozuydu. Hızlı ve aniden, keyifli başlayıp, sonlarda da dejarjöre basıp ateş ederek bitirdi.
Başladıktan sonra "anlamıyorum" dedim, erteledim. Sonunda da "anlamam gerekeni anladım" diyip kapadım bu sevdayı. Zordu da bir yandan. Sonu yok gibiydi, her anı son an gibiydi.