Üniversiteden yeni mezun Nazar Çağatayev, Sovyet yönetimi tarafından doğduğu topraklar olan Karakum Çölüne, Can halkına geri gönderilir. Amaç sosyalizmi tanıtmak, öğretmek o bölgedeki insanların yaşam seviyelerini arttırmaktır. Bir de artık Sovyetlerde din diye bir kavram kalmamıştır. Yayılacak olan şey bir tür yeni bir din olan sosyalizmdi.
“ Oraya git bakalım. Bu kayıp halkı bul; Sarıkamış vadisi boş”
“ Gideyim…Ne yapacağım orada? Sosyalizm mi? “
“ Başka ne var?...Halkın cehennemde yaşamış, şimdi de cennette yaşasın, bütün gücümüzle yardım edelim…” S.26-27
Ancak kendisinden önce başka biri gelmiştir. Bölge yürütme komitesi yetkilisi Nur-Muhammed. Nur-Muhammed çoktan ümidi kesmiştir bu halktan. Bir an önce hepsinin ölüp gitmesini beklemektedir. Hatta halkın bu zayıflığı, çaresizliğinden faydalanıp bu halkın içinden para edenleri köle olarak satmayı planlamaktadır.
Nur-Muhammed Can halkının durumunu şu şekilde görmektedir:
“Ölüleri diriler gömmeli, oysa burada diri yok, ölmemişler var, vakitlernin dolmasını uykuda bekliyorlar, onlara mutluluk veremezsin, kendi acılarını bile bilmezler, bütün ıstırapları çekip tüketmişler, artık ıstırap çekmiyorlar.” S.57
Nur-Muhammed halkın bitaplığı konusunda haksız da değildir. Başta annesi olmak üzere konuştuğu her kişide aynı ümitsizliği görmekteydi. Bu perişanlığı, çaresizliği betimleyen olağaüstü cümlelerle doldurulmuş kitap:
“…yüreği çoktandır duyguyla değil alışkanlıktan çarparken…” S.55
“…çünkü hırs yapmaya da yetmiyordu içindeki insan kuvveti.” S.55
“Yaşamak bize göre değil…Her gün denedik, olmadı.” S.75
“Ruhumuz yaşamaktan uyuştu.” S.75
“Çağatayev herkesi topladı ve onlara, “Yaşamaya niyetleri var mı? diye sordu. Kimse cevap vermedi.” s.106
Ancak kendisinden önce başka biri gelmiştir. Bölge yürütme komitesi yetkilisi