10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
Bu kitap geç tanışılmış ama geç kalınmış hissi bırakanlardan. Zaten dünya da bu metinle geç tanışmış; yazıldıktan yaklaşık kırk yıl sonra okurla buluşabilmiş. Sebebi malum: Stalin Rusya’sında, ince ince ama rahatsız edici bir yerden sorular soruyor olması. Bir yandan sosyalizmin vaat ettiklerini gösterirken, diğer yandan insanın ve toplumun bu vaatler karşısındaki kırılganlığını saklamıyor yazar. -Hikâye Orta Asya bozkırlarında başlıyor. Nazar Çağatayev, çocukken annesi tarafından çölde bırakılmış, sonra devletin elinde büyümüş bir adam. Yıllar sonra bu kez görevle, terk edildiği topraklara dönüyor. Görevi çok “yüce”: bir halkı sefaletten kurtarmak. Ama kitap asıl meselesini burada açıyor; çünkü kurtarılması gereken şey sadece açlık değil, umutsuzluk. Ve belki de en zoru bu. -Can’ı okurken insanın içi sıkışıyor. Çünkü anlatılan yoksulluk, alıştığımız türden değil; yaşamakla ölmek arasındaki çizginin çoktan silindiği bir hâl. Öyle ki insanlar, doğacak çocuk için bile yaşamı değil ölümü daha merhametli görüyor. Sessiz bir anlatımı var, ama bu sessizlik sayfalar ilerledikçe ağırlaşıyor. -Metnin en güçlü taraflarından biri imgeselliği. Platonov neredeyse her sahneyi bir görüntüyle kuruyor; okurken bir roman değil de ağır ağır akan bir sanat filmi izliyormuşsun gibi. Nazar’ın geçmişiyle bugünü, halkla olan ilişkisi, yükler, hayvanlar, bozkır… Hepsi bir yerde Nazar’ın zihnine bağlanıyor. Hiçbiri süs olsun diye değil; hepsi bir şeyi sezdiriyor. -Kitapta sosyalizmin övüldüğü yerler de var, eleştirildiği yerler de. Belki de tam olarak bu yüzden zamanında yasaklanmış.Mesela şu cümle belki bir şeyi açıklar:“Kıştı; zenginler çay içiyor, koyun yiyorlardı. Fakirlerse sıcağı ve bitkilerin büyümesini bekliyorlardı.” Bu satırda bağıran bir slogan yok ama insanın içini rahatsız eden çok
CanAndrey Platonov · Timaş Yayınları · 20241,318 okunma
Santiago'nun Spiritüel GPS’i:
Puan vermedi·192 syf.··
2025 25. kitabı
Santiago'nun Spiritüel GPS’i: Simyacı Üzerine Mizahi Bir İnceleme Kitap: Simyacı Yazar: Paulo Coelho (ruhunuzu yakalayıp sizi çölde yürütmeye and içmiş bir Brezilyalı) Kahramanımız: Santiago – koyun çobanı, hayalperest, çöl yolcusu, mistik gezgin, biraz da "o kadar yol gittik, ne bulduk ya?" diyen adam. Tema: Kendi Kişisel Menkıbeni Yaşa --- Konuya Gelmeden Önce… Simyacı nedir? Bir roman mı? Bir meditasyon mu? Yoga dersinin sözel sınavı mı? Hayır. Simyacı, “Git, ara, bul, dön ama aslında zaten sendeydi” mesajını 180 sayfa boyunca sana sabırla anlatan bir evrensel hayat koçudür. --- Koyunları Bırakıp Kendi Yoluna Bakmak Santiago, koyun çobanı. Ama sadece koyun değil, "hayal" güden bir çoban. Bir gün rüyasında bir piramit görüyor. Yani rüyasında bile geometrik şekillerle uğraşıyor. Diyor ki: “Ben bu hazineyi bulacağım!” Biz olsak “Güzel rüyaydı” deyip simit alırız ama Santiago rüyayı ciddiye alıyor. Ve yollara düşüyor. Tabii koyunlar "Abi nereye?" diye bakıyor, ama o gitmiş bile.
1000Kitap
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Reklam
"Can" Çekişen Bir Halk
7/10
·152 syf.··
2025 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 22:10
Üniversiteden yeni mezun Nazar Çağatayev, Sovyet yönetimi tarafından doğduğu topraklar olan Karakum Çölüne, Can halkına geri gönderilir. Amaç sosyalizmi tanıtmak, öğretmek o bölgedeki insanların yaşam seviyelerini arttırmaktır. Bir de artık Sovyetlerde din diye bir kavram kalmamıştır. Yayılacak olan şey bir tür yeni bir din olan sosyalizmdi. “ Oraya git bakalım. Bu kayıp halkı bul; Sarıkamış vadisi boş” “ Gideyim…Ne yapacağım orada? Sosyalizm mi? “ “ Başka ne var?...Halkın cehennemde yaşamış, şimdi de cennette yaşasın, bütün gücümüzle yardım edelim…” S.26-27 Ancak kendisinden önce başka biri gelmiştir. Bölge yürütme komitesi yetkilisi Nur-Muhammed. Nur-Muhammed çoktan ümidi kesmiştir bu halktan. Bir an önce hepsinin ölüp gitmesini beklemektedir. Hatta halkın bu zayıflığı, çaresizliğinden faydalanıp bu halkın içinden para edenleri köle olarak satmayı planlamaktadır. Nur-Muhammed Can halkının durumunu şu şekilde görmektedir: “Ölüleri diriler gömmeli, oysa burada diri yok, ölmemişler var, vakitlernin dolmasını uykuda bekliyorlar, onlara mutluluk veremezsin, kendi acılarını bile bilmezler, bütün ıstırapları çekip tüketmişler, artık ıstırap çekmiyorlar.” S.57 Nur-Muhammed halkın bitaplığı konusunda haksız da değildir. Başta annesi olmak üzere konuştuğu her kişide aynı ümitsizliği görmekteydi. Bu perişanlığı, çaresizliği betimleyen olağaüstü cümlelerle doldurulmuş kitap: “…yüreği çoktandır duyguyla değil alışkanlıktan çarparken…” S.55 “…çünkü hırs yapmaya da yetmiyordu içindeki insan kuvveti.” S.55 “Yaşamak bize göre değil…Her gün denedik, olmadı.” S.75 “Ruhumuz yaşamaktan uyuştu.” S.75 “Çağatayev herkesi topladı ve onlara, “Yaşamaya niyetleri var mı? diye sordu. Kimse cevap vermedi.” s.106 Ancak kendisinden önce başka biri gelmiştir. Bölge yürütme komitesi yetkilisi
Rus Edebiyatı
CanAndrey Platonov · İthaki Yayınları · 20221,318 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 173. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabiydi. Eyvallah serisini okuduktan sonra okusam daha iyi olacaktı sanki. Hataya düşmüş "açık" bir günahkar olaraktan, kitabi okurken ötekileştirildiğimi hissettim. Fesleğen gibi yarı melankolik, depresif bir arkadaşım olsa ona katlanabileceğim maksimum gün sayısı üç.. Kitabın dili 20 li yaşlarının başında bir kıza pek uygun değil. Zaman zaman polat alemdarın babası ömer baba, bazende devlet bahçeli konuşuyormuş gibi hissettim. Bunu söyle yap kardeşim, sütüne tarçın koyup öyle iç kardeşim gibisinden nasihat temelli yazılardan pek hoşlanmıyorum. Ben fesleğen karakterini asiri burnu buyuk buldum. Haram mi helal mi bilmem yargilamak bana da düşmez ama herkesin aşki kendine kutsal ve biriciktir. Herkes aci çeker. Kavusur, barışır, özler. Zaten kitabın sonu çok belli bile bile okuyorsun, benim anlamadıgim bazi noktalar oldu. Köyde oturduklarını söylerken, bir kaç sayfa sonra mahallelerinden bahsediyor. Köylerin artık mahalle olarak geçmesinden olabilir. Ama geniş bir avludan bahsediyor, ama odası konyanın meşhur "yeşil kubbesi" manzaralı. Anlamadım. Ayrica köyde oturuyorsa mahallede nasıl sahaf işletiyorlar. Birde eylül ayınin sonarina dogru sobalar yanmaya basladiginda ıhlamur agacinin çiçeklerinin kokusundan mest oldugu bir sahne var. Eylül ayında konyada ıhlamur çiçeği ara bul ki koklayasin. En nazlı bitkilerden biri olan ihlamur, eylül sonuna bırakilmaz. Yani biz bırakmiyoruz, iki gun gec topla yagmur yerse sümükleniyor, ya da dalda böcekleniyor. Bizimkilerden biliyorum. Konya'nin ıhlamurları cins olarak farkliysa bilemem. Hangi kurdu beslersen o kazanir ve çölde hirsiz tarafindan gaspa ugrayan"bunu kimseye anlatma" diyen derviş hikayesine zaten daha önce denk gelmissinizdir. Çay, kahve ve kitap üclemesinin kullaniminda ahmet batmani
1000Kitap
FesleğenHikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 201717,2bin okunma
Kırık Kadeh Sineması İftiharla Sunar
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Küçük İskender'le tanışmama vesile olan bu kitap, Kırık Kadeh Sineması İftiharla Sunar"... Kitabı alışım rastgeleydi üstüne düşünmedim ,araştırmadım sadece tanışalım diye aldım. Aldıktan sonra kitaba dair birkaç inceleme okudum ama içlerinden beni kitaba karşı heyecanlandıran ; onu, okuma sıramda yukarılara çıkartacak bir incelemeye ben rastlamadım. Belki iyi ki de rastlamamışım çünkü kitabı elime alıp okumaya baş koyduğum şubat ayı ortalarında ben yoğun bir Zeki Müren dinleyişindeydim. Daha önce böyle bir kitap okumadım , incelemesini de nasıl yazacağımı bilmiyorum ama kitabı bitirmenin sıcağıyla klavyenin başına oturdum. olur da kitap hakkında inceleme bakınan biri rastlar da bu kez" ben "kitabı onun listesinde daha yukarı sıralara çıkarabilirim diye. bu kitabı okumak meyhanede fiziken tek olsam da ruhen bana yalnızlığı hissettirmeyen hüznü dozunda yaşatan beniyse cam kenarı konumlu bir masaya oturtmuş her dalışımda dışarı bakıp "o güzel yüzü"aradığım geçmek bilmeyen dakikalarda arka masamda oturan "Şener Şen, Ayşen Gruda, Sadri Alışık, Tarık Akan, Ferhan Şensoy ve nicelerinin oturduğu bir masaya kulak misafiri olup onlarının sohbetleri, kahkahalarıyla keyiflenmek gibiydi. vesikalı yarim film sahnelerinden zeki Müren şakılarına Orhan Veli şiirlerinden çölde çay filmine dolu dolu, sanatseverine şölen gibi gelecek bir şaheserdi kendisi bu kadar kısa zamanda elimden düşmezim oldu ve en sevdiklerimde kendine bir yer buldu. öyle bir kitaptı kı beni otuz iki diş okuttu gene öyle bir kitaptı ki beni efkara boğdu çok keyfliydi , çok güzeldi... öylesine bir kitap ki okumayı bitirdiğim gibi etrafımdakilere onu anlatmam için beni kıpraştırıyor rakı şişesinde balık olsam dedirtiyor, bana kendisini ezberletiyor. kendisi ki artık benim kıymetlim... Kırık Kadeh Sineması İftiharla Sunar Küçük İskender
Edebiyat
Kırık Kadeh Sineması İftiharla SunarKüçük İskender · Can Yayınları · 2017239 okunma
Puan vermedi·408 syf.·
2024 7. kitabı
Erika foster serilerini okumuş ve devamının çevrilmesini bekleyen biri olarak bu kitap bana çölde vaha gibi gelmişti. Hatta kitabın ilk 30 sayfası falan kitap hakkında bana umut verdi ama olmamış ya. Hele son sayfa 50 sayfa, çeviriden dolayı mı anlamadım ama o kadar basit bir dille yazılmış ki zor bitirdim diyebilirim. Açıkçası karakter erika foster karakterinin tam zıddı. Biri kahve sever biri çay. Birinin eşi ölmüş çocuğu yoktur diğerinin vardır. Biri mesleği başarıyla devam ettirip bir ekibi varken diğeri meslekten uzaklaştırılmış ve bir asistanı vardır. Yazardan ötürü hiç bu kadar sıradan bir roman olacağını tahmin etmezdim. Açıkçası hiç beğenmedim.
Nine ElmsRobert Bryndza · İthaki Yayınları · 2024105 okunma
Reklam
Reklam