Alim sandıklarımız üzerine…
“Alim sanma her gideni mektebe, Ahlak yoksa, yok ilimde mertebe. Ne fark eder. Tut ki cübbe giydirsen; Paye versen, kitap yüklü merkebe?” Cengiz Numanoğlu
ROMANTİK HİKÂYE ve ŞİİR DÖKTÜRENLERİN TELKİNİ...
(...) Şimdi buradan, uzaktan uzağa bize “neler dururken nelerle uğraşıyorlar” yollu burun kıvıranların hâline de bakabiliriz. Bunlar, gençliğe, bu aslî vazifesi dururken, çekilip köşesine, romantik romantik hikâye ve şiir döktürmeyi telkin edenlerdir. Ah, falanca rumuzlu kız ne kadar güzelmiş de, vah filanca mahlaslı delikanlı ne kadar derinden tutulmuş da… Bu mu mesele? Herif senin şehrini işgâl etmiş, meydanını basmış, sen hâlâ odana kapanıp “benim aşkım ne büyük”çülük oynamayı marifet sayıyorsun!.. Herif bütün güzellik ve câzibeni senden alıp kendi bâtınına ambalâj yapmış, sana bir kuru cübbe bırakmış, sen hâlâ ortalıkta “ben güzelim, ben güzelim” diye dolanıyorsun!..
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
...Her önüne gelene vermezler siyah cübbeden. Seçilmiş olmak gerekir. Özelsinizdir, size güvenmişlerdir. Neye göre guvenmek? Herkes farklı anlatır o güveni. Cübbe sahiplerine göre, keskin içgüdülerinizdir öne çıkan, cübbe alamayanlara göre tanıdıklar gerekir, cübbeden korkanlar emre boyun eğdiğinizi söylerler. Her başvuranı almadıkları gibi her cübbeli de başvuruda bulunmuş demek değildir. Bazısının önüne açılır siyah bir yol, çekilir içine, karanın büyüsüne... O yol, o kişiye neden açılır, kimse tam bir şey diyemez. Büyüye çekilmeyi reddedenlerin ise yol ortasından çekildiklerini söylerler...
Sayfa 147 - İletişimYayınları...
Bir kadına kötü davranmak için iki kez düşünmeyecek ama bir cübbe ve kutsal bir sembol korkusuyla yaşayan pek çok erkek var.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Alıntı
Körlük
Cübbe giymekle keşiş , asa taşımakla kral olunmaz .
Sayfa 209·Kitabı okudu
Şeyhin Hediyesine Hürmet
Şeyhler demişler ki: Bir şeyh müridine elbise, ayakkabı, takke veya misvağı vs gibi bir nesneyi hediye ettiğinde mürit ona hiçbir şeyi bedel görmemeli-dir. Mümkündür ki şeyh o hediye içerisinde ona erlerin ahlakından birşeyler dermiş olabilir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)'ye cübbesini hediye etmekle çok unutkan olan sahabi bir anda keskin bir hafıza sahibi olmuştur. Demiştir ki: "O günden sonra gördüğüm veya duyduğum hiçbir şeyi unutma-dım." Yine işittik ki Cüneyd (Rahimehullah), Şibli'ye bir misvak hediye etmiş, bazıları o misvak karşılığı Şibli'ye yüz dinar vermek istemişlerse de Şibli o misvağı vermemiştir. Ben de Mekke-i Mükerreme'de Hacer-i Esved'in karşısında Şeyh Şerefüddin'e bir cübbe hediye ettim. Otuz altın dinar karşılığı onu istemişlerse de o vermemiştir. Yine Ravza-ı Mutahhara'da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda Şeyh Takiyyüddin b. Mekhul'e yünden yeşil bir cübbe verdim. Elli dinar verdikleri halde onu kimseye vermedi. Şeyhul İslam Şeyh Zekeriyya şöyle der: "Şeyh müridine gömlek, ayakkabı vs bir eşya hediye ettiğinde mürit o eşyaya tazim ve hürmet etmeli, onun içinde iken Allah'a isyan etmemelidir. Bilakis o elbise içindeyken zühd, kerem, takva gibi şeyhinin güzel vasıflarıyla vasıflanmaya çalışmalıdır. Şeyhinin giydiği şeye hürmeten bütün günahları terke azmetmelidir."
Sayfa 326 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf