Zaman Çarkı döner, Çağlar gelir geçer, bıraktığı anılar efsaneye dönüşür. Efsane solar, mit olur ve onu doğuran Çağ tekrar geldiğinde mit bile unutulmuştur. Bazılarının Üçüncü Çağ dediği, daha gelmemiş, uzun zaman önce geçmiş bir çağda, Imfaral’ın sisli zirvelerinde bir rüzgar doğdu. Rüzgar başlangıç değildi. Zaman Çarkı dönerken ne başlangıçlar vardır ne de bitişler. Ama bir başlangıçtı.
Geceyarısı Kuleleri'ni Fırtına Toplanıyor kadar beğenmesem de yine de çok iyi bir kitaptı. Kitapta Rand'dan neredeyse hiç bahsedilmedi; daha çok Mat, Perrin, Galad ve Elayne üzerine düşülmüş olan bir kitaptı. Hatta çok ağırlıklı olarak Mat ve Perrin diyelim. Yine fazlasıyla şey gördük ve artık sona bir kalada olduğumuz için çokça sonuçvari şeyler görüyoruz, taşlar yerlerine oturuyor yani. Perrin'in kurt düşüne bu kadar hakim olmasını ve kendini geliştirmesini sevdim, özellikle düşlü kısımları okumak eğlenceliydi. Düşteki o kubbeyi oluşturan ter'angrealin(?) ne olduğunu çok merak ettim ve son kısımlarda o kubbe Siyah Kule'de oluşturuluyor anladığım kadarıyla çünkü Siyah Kule'de kapıyol açılamamaya başlamıştı. Kubbe neden Siyah Kule'ye gitti soru işareti ve M'Hael'in kendi eğitimi olarak verdiği eğitim ne? Çok fazla soru işareti var aslında ve sadece bir kitap kaldı. Bence genel olarak şu ana kadar 13 kitap üzerinden eksi olarak söyleyeceğim şey Siyah Kule'ye yeteri kadar düşülmemiş olması. 14. kitapta ne göreceğimi bilmiyorum fakat buraya kadar çok konuşulmadı. Mesela M'Hael ne yapıyor? Bunlara daha çok değinilmesini isterdim. Kitapta Siyah Kule kısımları vardı ama buralarda da çok az şey gördük. 14. kitap biraz Patrick Rothfuss'un Taştan Kapılar kitabı havasına sahip :D Çok fazla teori var ama sadece bir kitap kaldı. Geceyarısı Kuleleri'ne dönecek olursak yine Mat'in Aelfinn ve