Kuva-yı Milliye kıtaları, bin atlı akıncıların torunları! Galatasaraylı gençler, sultanî ve Erzurum Dadaş çeteleri, Çerkezler, Kafkasyalılar, Uşak taburları ile hapishanelerden elenmiş mahkûmlar. Gençleri, orta yaşlıları, hatta yaşlılar var içlerinde. Birbirine uzak yanan ocakların çocukları hepsi de. Onları bir araya getiren, yalnız ve yalnız memleket aşkıdır.
İstanbul'un, Konya'nın, Bursa'nın, Kırşehir'in evliyalarıyla halk türkülerinin anlattığı efe, dadaş aşkları; çocukluğuna kulak verdiği zamanlar unutulmuş senelerin içinden gelen bütün o gür, hasretle, arzuyla, kendisini tüketmek ihtiyacıyla dolu nağmelerin, Bingöl ve Urfa ağızlarının, Trabzon ve Rumeli türkülerinin kanlı ve bıçaklı maceraları bu sevme tarzında birleşiyorlardı.
Bir de "çılgın dadaş" vardı...
Nafiz Kotan.
Yurtsever bir Erzurumluydu.
Halı ticaretiyle zengin olmuştu.
Uluslararası ihracat ilişkilerini kullanarak
ve parasını kendi cebinden ödeyerek
İtalya'dan dört adet uçak satın aldı,
Ankara Hükümeti'ne bağışladı. Bununla yetinmedi...
Osmanlı Bankası'nda bulunan bütün nakit servetini milli
mücadelenin emrine verdi.