Bir Fransız vesikası der ki: "Lübnanlı Hiristiyanlar Fransız dostudurlar. Hıristiyanları sevmedikleri için Lübnanlı Müslümanlar da İngiliz taraflısıdırlar. Beyrut Araplarının çoğu Fransa'yı sever. Fakat Ortodokslar Ruslara bağlanmışlardır. Niçin? Hiç... Kendilerine göre Osmanlı bayrağından daha şerefli ve nüfuzlu herhangi bir bayrağa bağlanmış olmak için..."
İnanılmayan bir doğru adama bir yalandan çok daha fazla zarar verebilir. Zamanımızın kabullenemeyeceği bir doğruyu desteklemek büyük cesaret gerektirir. Bir cezası vardır, genellikle de çarmıha gerilmektir bu ceza.
Ben çocukken bir öğretmen şapkamı çıkarmamı söylediğinde çıkarırdım. Bugün bir öğretmen öğrenciden Şapkasını çıkarmasını istese annesinden bir e-posta gelir; şocuğun aslında şapkasıyla kendini daha rahat hissettiğini açıklayan bir e-posta.
Şu lanet şapkayı çıkar işte.
Öğrencilerim derste müzik dinler, ben de nazikçe kapatmalarını rica ederim, ama anında havaya kâğıtlar savrulur:
Resmi teşhisler, psikolog raporları, bu özel öğrenci için derste müzik dinlemesine izin verilmesi gerektiğini destekleyen belgeler. Tartışmanın anlamı yok, uğraşmaya gerek yok; modern eğitim sistemi böyle ve öğrenci her zaman haklıdır.
Hangisinin daha korkunç olduğunu kestiremiyorlardı: Snowball'la birlik olan hayvanların ihaneti mi, yoksa az önce tanık oldukları acımasız misillemeler mi?
Lambamı kaybetmemin sebebi adamın uykusuzluğa benden daha dayanıklı olmasıydı. Ancak o lamba için ödediği bedel de hırsız olmayı ve inancını kaybetmeyi kabul etmek demekti.