Kur'an-ı Kerim Satır Arası Kelime Meali Çalışmasının Önemi
Sevgili okuyucular, Kur'an-ı Kerim'e bu seviyede bir çalışma, küçük bir kayıkla denize açılmaya benzer. Bu kişi kayıkla da olsa denizden bir şeyler istifade edecektir. Ancak vasıtası küçük ve imkanı az olduğu için kendini deniz gibi bir riske de atmıştır. Onun için bu kimsenin kıyıdan uzaklaşmaması lazımdır. İşte tıpkı bunun gibi böyle bir meal okuyarak istifade etmeğe çalışan da imkanının kıt olduğunu bilerek bundan derin manalar ve hükümler çıkarmağa çalışmamalıdır. İşin henüz ilk adımında olduğunun şuurunda olmalıdır. Eğer Kur'an denizinin derinliklerine açılmak istese, hedefine göre zamanla vasıtasını güçlendirmeli ve kendini ona göre hazırlamalıdır; yani altyapısını daha sağlamlaştırmalı ve imkanını genişletmelidir. Fakat bu ilk çalışmasını da küçümsememelidir. Çünkü hemen hemen bu tabii ve normal yoldur. Bu dalda en sağlam başvuru eserini veren İmam Rağıb el - İsfahani, el Müfradat fi Garibi'l-Kur'an kitabının önsözünde şöyle demektedir: Allah Teala nasıl peygamberliği bizim Peygamberimizle sona erdirmiş; bütün şeraitleri onun şeriati ile bir bakıma nesh etmiş ve bir bakıma tamamlamışsa, kitabı da bütün kitapları içine almıştır. Bir mucizesi olarak hacmi küçük olan bu kitabın içine birçok manalar sığdırmıştır. Öyle ki insan aklı bunu kavramaktan, dünyevi imkanlar bunu teminden aciz kalmıştır. Onun nurlarını ancak sağlam gözler görür ve onun güzel meyvelerini ancak temiz eller toplar ve şifasına ancak arı nefisler nail olur. Nasıl içinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmezse, içinde kibir ve hırs olan kalbe de Kur'an'ın o açıklayıcı manaları girmez. **Kur'an ilimlerinden ilk uğraşılması lazım gelen şey, lafızların, yani tek tek kelimelerin manalarını bilmektir. Bu bakımdan bu manalar; bina yapmak isteyen bir kimsenin ilk önce kerpiç ve tuğla temin
Kitap Alıntısı
Reşat Veli, – Sabotaj, daha çok patlatma işleri... dedi. Adam, – O dalda bütün kadro dolu, hatta kadro fazlamız bile var. Size iş veremeyeceğiz... dedi. Onca yılın soğukkanlı casusu sinirlenmişti, sesini yükselterek, – Casus olduğumu söylüyorum size! dedi.
Reklam
Karıncalar gözlerini yuvalarında açarlar ve orada kaparlar ve bu, onlara kararlı ve inatçılıklarından dolayı büyük bir onur verir. İnsan ise gelgeç gönüllü, bir dalda durmayan yaratıktır. Belki de satranç oyunları gibi amaca ulaşmayı değil, amaca giden yolu severler.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Güne Cicozlar
1 ayna yoruldu her gün yabancı yüzler taşımaktan içindeki sır dökülüyor şimdi bakan kendini görüyor ayna ise sadece yokluğu 2 toprak uyandı üstünde yürüyen ayakların yüküyle bizi taşıdığını sanıyoruz oysa o bizi sabırla biriktiriyor 3 bir nar açıldı içinde dünya kadar kan biz meyveyi değil kırılmayı yiyoruz 4 kapı gıcırtısı evin yaşlandığını söylüyor duvarlar daha az dayanıklı insanlar gibi her şey eskimeyi öğreniyor 5 kapı çalındı
İnsan hercai, bir dalda durmaz bir yaratıktır ve belki de satranç oyuncuları gibi gayeyi değil, gayeye giden yolu sever. Kim bilir belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir.
Alıntı
türkü
Soruyorlar bir de nerdeyim Minibüs şarkılarında güllerdeyim Bilirim az buçuk ne istediğimi Aykırı dalda açmışsa da çiçeğim Doruklara tırmanıyor patika Doyumsuz bir sarmaşık gibi, İte kaka yürüyorum kalabalıkta Sesim tanımaz bir çocuk sesi Yaram derine düşer gün günden Avutmalık tende çoğa oturdu Seyircidir ovanın büyücüsü hekimi Can tahtamda iştahlı bir çoban soluğu Yakılar kavrulmuş kök bitkileri Anlatmak uzun sürer şimdi Sırlarını alıp gitti bir çocuk Dönmesin geri dönmesin geri Sırıkla araladım sulardaki pisliği Soruyorlar bir de nerdeyim Belki de ölümcül bir sevinçteyim Sesim tanımaz bir çocuk sesi
Sayfa 149 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Reklam