bütün hayırlar bir ev içindedir. o evin alçak gönülden başka anahtarı yoktur. şerler de bu ölçüde bir dam içinde birikmiştir. onarın kilidi de bizlik ve benlik davasıdır. tedbirli olmaya bak ki hayır yolundan ayağın kayıp da kendini şer tarafına saptırmayasın.
Barışmaz unsurların (kokteyl) vâri çalkantısı içinde, kraliçelerin ellerini öpecek kıratta bahriye zabiti yetiştirmek hayali daima yerinde...
Dans ve muaşeret edebi dersleri, T atlısu freng’i hocalar elinde ve ön plânda...
En iyi (vals) yapan benim ve daima (kavalye) mevkiindeyim... (Dam) rolünü oynayan yine benim gibi bir talebe... Erkek erkeğe dans... Ne komik değil mi?
Siz ağlatıcı komikliğin derecesine bakın ki, İsveç veliahtı İstanbul’u ziyarete geldiği zaman, onu, Bahriye Mektebine de davet ettiler. Bu, boz renkli ceketinin göğsü nişanlarla dolu ve şapkası sorguçlu Prens’e müthiş bir Avrupalılık vesikası olarak, erkek erkeğe dansımızı seyrettirdiler.
Jimnastikhanede, ayak üstü, heykel gibi, bizi ciddi ciddi seyreden ve sonunda beyaz eldivenli ellerini sessiz sessiz birbirine çarpıp alkışlayan Prens acaba ne düşündü?
– Nerede İsveç tahtının timsali (Demirbaş Şarl) zamanındaki haşmetli Türkiye, nerede şimdiki tımarhanelik (manyak)?..
Böyle mi?..
ama hiçbir şey, yeryüzünde hiçbir şey çaresizliği, kendinden ümidi kesmişliği, daha hayattayken ölmüş olmayı bu hareketsizlik, şakır şakır yağan yağmurun altında bu durgun ve duygusuz duruş, ayağa kalkamayacak kadar, korunacak bir dam altı bulmak için birkaç adım atamayacak kadar yorgun olmak, kendi varlığına karşı bu olağandışı ilgisizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemezdi.
Kâfirlerin, müslümanlara ve ehl-i Kur'ana düşman olmaları küfrün iktizasındandır. Çünki küfür imana zıddır. Maahâzâ Kur'an, kâfirleri ve âba ve ecdadlarını i'dam-ı ebedî ile mahkûm etmiştir.
Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle âlemlerin rızkın veren var
Yaptığın hatadan habersiz sanma
K ara karıncayı gece gören var
Hakkın toprağına mülküm var deme
Dam ile harmanda hakkım var deme
Güçlü kuvvetliyim arkam var deme
Sırtüstü insanı yere vuran var
Yoksul düşmüşsen de deme fakirim
Zenginliğin sonu nedir okurum
Ben güzelim deyü halı dokurum
Nice Züleyha’lar Yusuf Kenan var
Âşıklık satarsın beyhude gözüm
Olura olmaza yoktur bir sözüm
H er seher dergâha tutarım yüzüm
Âşıkların sonu Âşık Noksan var