Aslında Charles'ın bilgili büyükbabası Erasmus Darwin, çok satan kitaplarından birinde evrim düşüncesinin ilerletilmesine önemli bir katkıda bulunmuştu. Evrim teorisinin mucidi olarak anılmayı hak edenler varsa, onlar da muhtemelen başka birçoklarının yanısıra, 18. yüzyılın büyük Fransız biyologları Cuvier, Buffon ve Lamarck'dı.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Darwin haklı mıydı acaba? Dünya insan türünün yaşaması ve güzelleşmesi için güçlülerin zayıfları yuttuğu bir savaş alanı mıydı?
Sayfa 547·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Altmış kadar oyunun yazarı, Londra Ekonomi Okulu'nun kurucularından, Fabian Derneği'nin önde gelen üyelerinden ve hem Nobel Edebiyat Ödülü'nü hem de Oscar'ı (Pygmalion eseriyle) kazanan tek kişi olan İrlandalı George Bernard Shaw, -bu terimi nasıl tanımladığınıza bağlı olarak- hem dinî inanç sahibiydi hem de değildi. Darwin'in “Hıristiyanlığa ölümcül bir darbe indirdiğini” düşünüyordu ama Bergson'un "yaratıcı evriminden" de çok etkilenmişti. The Quintessence of Ibsenism [Ibsenciliğin Özü] adlı bir kitap yazarak Ibsen'e ilişkin kendi yorumlarını ortaya koydu: Kendi kuşağını materyalizmden kurtarmaya çalıştığını, yaşamın amacının kendini geliştirmek, kendini gerçekleştirmek olduğunu; ahlâkın sabit olmayıp evrildiğini, standartların asla ebedi olamayacağını, bize nasıl yaşayacağımızı öğretme hususunda modern Avrupa edebiyatının Kutsal Kitap'tan daha önemli olduğunu ve amacın "Mozartvari neşe" olduğunu söylemişti.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Lukretius'un şiirinde Darwin'in evrim teorisi
Lukretius'un şiirinde Darwin'in evrim teorisine ve moden bilime hayret verici benzerlikte bazı bölümler vardır. İnsan bu bölümleri okuyunca 'bilimsel gelişmemiz neden daha hızlı olmadı' diye şaşırmadan edemiyor. Bunun nedeni Lukretius’un eserinin Rönesans döneminde tekrar keşfedilene kadar pek okunmamış olmasına bağlanabilir. Eğer zamanında Lukretius ciddiye alınsaymış, bugün kimbilir nasıl bir dünyada yaşıyor olacaktık.
Sayfa 124·Kitabı okuyor
Gen Bencildir - Richard Dawkins
Muhtemelen dişilerin çoğu hangi erkeklerin en iyi olduğunda hemfikir olacaklardır çünkü tüm dişilerin elindeki bilgi aynıdır. Dolayısıyla bu az sayıdaki şanslı erkek çiftleşmelerin çoğundan sorumlu olacaktır. Bunu yapmaya güçleri fazlasıyla yetecektir çünkü her dişiye vermeleri gereken tek şey bir miktar ucuz spermdir. Büyük olasılıkla deniz fillerinde ve cennetkuşlarında gerçekleşmiş olan budur. Dişiler, her erkeğin sahip olmayı arzu ettiği bencilce sömürme idealinin yalnızca birkaç erkeğin yanına kar kalmasına izin vermektedirler fakat yalnızca en iyi erkeklerin bu lükse sahip olduğundan da emin olmaktadırlar. Kendi genleriyle birleştireceği iyi genleri seçmeye çalışan bir dişinin bakış açısından bakarsak, dişinin aradığı nedir? İstediği şeylerden biri, hayatta kalma yeteneğine dair kanıttır. Açıkça görülüyor ki kendisine kur yapan potansiyel her eş en azından yetişkin olana kadar hayatta kalma becerisini göstermiştir fakat bundan daha da fazla hayatta kalabileceğini kati bir şekilde göstermiş değildir. Dişi için yaşlı erkekleri seçmek oldukça iyi bir politika olabilir. Kusurları ne olursa olsun yaşlılar en azından hayatta kalabildiklerini ispatlamışlardır ve dişinin kendi genlerini uzun ömürlülük genleriyle birleştiriyor olması olasıdır. Ne var ki kendisine çok sayıda torun bahşetmeyeceklerse dişinin kendi çocuklarının uzun ömürlü olmalarını sağlamasının bir anlamı yoktur. Uzun ömürlülük cinsel güce dair bir kanıt değildir. Hatta uzun süredir hayatta olan bir erkek tam da üremek için risk almaması yüzünden hayatta kalmış olabilir. Yaşlı bir erkeği seçen bir dişi, iyi genlere dair bir başka kanıtı sergileyen genç bir erkeği seçen rakip bir dişiye kıyasla daha çok torun sahibi olmak zorunda değildir. Peki diğer kanıtlar nedir? Pek çok olasılık vardır. Belki yiyecek
Biyoloji
Darwin'in cinsel seçilim teorisini atmasından sonraki bir yüzyıl boyunca erkek bilim insanları, kadınların cinsellik sürecinde kısmen pasif kaldıkları varsayımına dayanarak bu teoriye şiddetle karşı çıktılar. Kadınların eşlerini aktif olarak seçtikleri ve bu seçimlerin güçlü bir evrimsel güç oluşturduğu varsayımı, bilimsel bir gerçek olmaktan çok bilimsel bir kurgu olarak görüldü. 1970'lerde bilim insanları, hayvan ve böcek dünyasında dişinin seçiminin derin önemini yavaş yavaş kabul etmeye, 1980'ler ve 1990'larda ise kadınların eş seçme ve rekabet etme de izledikleri aktif stratejileri kendi türümüz içinde de belgelemeye başladılar. Ancak yirmi birinci yüzyılın ilk on yılında bazı inatçı muhalifler, kadınların tek bir ilişki stratejisine sahip, bunun da uzun vadeli bir ilişki yönünde olduğu noktasında ısrar etmeye devam ediyor.
Araştırma-İnceleme