7/10
··
21 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:57
“Farkındalık • Şefkat • Uyanış” Berrak Yurdakul’un Ev Yapımı Bir Paraşüt kitabı, farkındalık, zihnin işleyişi ve kendine şefkat üzerine düşündüren, akıcı dili sayesinde kolayca okunan bir eser. Yazarın vermek istediği mesajlar oldukça değerli; özellikle düşüncelerimizle kurduğumuz ilişkiyi sorgulatması ve hayatı biraz daha bilinçli yaşamaya davet etmesi kitabın güçlü yanlarından biri. En sevdiğim detaylardan biri ise Yurdakul’un önceki kitaplarından tanıdığımız bazı karakterleri bu hikâyede yeniden karşımıza çıkarması oldu. Bu küçük sürpriz, yazarın kurduğu evrene aşina olan okurlar için oldukça keyifli. Ancak kitabın en büyük eksisi, aynı fikirlerin farklı şekillerde sık sık tekrarlanması. Anlatılmak istenen mesaj etkileyici olsa da, bazı bölümlerde konu gereğinden fazla uzatıldığı için tempo düşüyor ve bu durum zaman zaman okuru hikâyeden uzaklaştırabiliyor. Biraz daha kısa ve derli toplu olsaydı, etkisinin çok daha güçlü olacağını düşünüyorum. Yine de farkındalık ve içsel dönüşüm temalarını sevenler için okunabilecek, samimi ve düşündürücü bir kitap.
Duygu ve Düşünce
Ev Yapımı Bir ParaşütBerrak Yurdakul · Destek Yayınları · 20191,131 okunma
Louis Lambert'in Acıları
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:05
Louis Lambert'de 118 sayfa boyunca okuduğum şey bir roman mıydı, bir felsefe metni miydi, yoksa bir zihnin yavaş yavaş kendi ağırlığı altında çöküşü müydü, hâlâ emin değilim. Honore de Balzac Louis Lambert'i İş Bankası Kültür Yayınları çevirisinden okudum ve çeviriyi oldukça başarılı buldum. Fakat şunu söylemeliyim ki bu kitap kolay okunmuyor. :) Honore de Balzac burada okuru hikâyeden çok düşüncenin içine davet ediyor. Öyle ki bazı sayfalarda insanın zihnini gerçekten yakıyor. "Dahilik ile delilik arasında ince bir çizgi vardır." Eğer bu cümle bir roman kahramanı için söylenecek olsaydı, sanırım en çok Louis Lambert'e yakışırdı. Lambert; huzursuz, sorgulayıcı, olağanüstü zeki önsezileri kuvvetli bir karakter. Dünyaya sığmıyor. Belki de trajedisi tam olarak burada başlıyor. Çünkü Honore de Balzac yalnızca bir insanın hikâyesini anlatmıyor; dehanın toplum içerinde neden barınamadığını da sorguluyor. Para her şeyin önüne geçmişken düşüncenin bile yoksulluk karşısında çaresiz kalışını gösteriyor. Kitabı okurken zaman zaman Franz Kafka'yı düşündüm. #306275115 Lambert'in dünyaya yabancılığı ve çıkışsızlığı bana Kafka'nın kahramanlarını hatırlattı. Onun toplum tarafından anlaşılamayışı ise Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını çağrıştırdı. İnsan ruhunun derinliklerine inişiyle de yer yer Fyodor Dostoyevski'yi anımsattı. #306113644 :) Özellikle dayısına ve sevgilisine yazdığı mektuplar beni çok etkiledi. Bu bölümde yine Kafka'nın mektuplarındaki kırılganlığı hissettim. #306369765 Lambert'in hastalığından sonra sevgilisinin onu ölümüne kadar terk etmeyişi ise romanın en hüzünlü ve insani yanlarından biriydi. Belki de Louis Lambert'in gerçek acısı, dünyaya fazla gelmiş bir zihnin yalnızlığıydı. Ağır, zorlayıcı ve yer yer yorucu bir eserdi. Ama yine de iyi
Louis LambertHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 2025555 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Değişmeyen iktidar ve din ilişkisi
Puan vermedi
Teulé 1518 de Strasbourg'da yaşanan "dans vebası" olarak geçen sıra dışı bir olayı edebiyatın malzemesine dönüştürür. Teulé, bu olağanüstü olayın ardında yatan toplumsal, ekonomik ve psikolojik koşulları araştırırken, aynı zamanda Orta Çağ sonu Avrupa'sının iktidar ilişkilerini, dini kurumlarını ve insanın felaket karşısındaki kırılganlığını da sert bir biçimde sorgular. Roman, Troffea Hatun'un bebeğini nehre attıktan sonra sebepsiz görünen bir dansa başlamasıyla açılır. Bu sahne, eserin bütününe yayılacak olan çürümenin ve umutsuzluğun ilk işaretidir. Açlık nedeniyle sütü kesilmiş bir annenin çocuğunu ölüme göndermesi, bireysel bir trajediden çok daha fazlasını temsil eder: Toplumsal düzen artık yaşamı koruyamaz hâle gelmiştir. Dans, bu noktadan sonra bir eğlence biçimi değil, varoluşsal bir çığlık hâline gelir. Romanda sorulan "Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?" sorusu, aslında bütün anlatının merkezinde yer alır. Teulé, dans salgınını açıklamaya çalışan farklı otoriteleri karşı karşıya getirir. Din insanları olayı şeytanın veya azizlerin gazabının sonucu olarak yorumlarken, hekimler fiziksel ve psikolojik nedenler ararlar. Belediye yöneticileri ise çözüm üretmek yerine kendi iktidarlarını koruma telaşı içindedir. Bu çatışma, akıl ile dogma arasındaki tarihsel mücadeleyi görünür kılar. Özellikle belediyenin cerrahı Hieronymus Brunschweig'ın dansı yoksulluk, korku ve toplumsal baskının sonucu olarak açıklaması, romanın en güçlü yorumlarından biridir. Ona göre insanlar, dayanılmaz gerçeklikten kaçmak için dans etmektedir. Böylece Teulé, dans salgınını mistik bir olay olmaktan çıkarıp toplumsal bir semptom olarak yorumlar. Romanın en sert eleştiri okları ise Kiliseye yöneltilmiştir. Halk açlık ve sefalet içinde kıvranırken piskoposların zenginlik içinde
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Puan vermedi·752 syf.··
2026 33. kitabı
"Kahredici bir istibdada karşı, ancak ihtilal ile cevap vermek ve köhneleşmiş çürük idareyi yıkmak, milleti hâkim kılmak, kısacası vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet ediyorum!" Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK (1906) Kahredici istibdadın karşısında birlik beraberlik içerisinde millet olmayı öğrenen, sefalete, baskıya, düşmanın bolluğuna rağmen kanının son damlasına kadar vatanı için pes etmeyen insanların kurtuluş mücadelesini okurken kaç sayfaya gözyaşlarım döküldü bilmiyorum.
Tarih
Şu Çılgın TürklerTurgut Özakman · Bilgi Yayınları · 202324,6bin okunma
şehrinaz
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kadim Sezginin Modern Dili: Diriliş İzleğinde Şehrinaz Yazar: Ebru Asya Şehrinaz, yazar ve şair Hayrettin Taylan’ın imzasını taşıyan üçüncü şiir kitabıdır. İlk baskısı 2019 yılında Çınaraltı Yayınları tarafından yayımlanan eser, 23 şiirden oluşur. 57 sayfalık hacmiyle ilk bakışta mütevazı bir görünüm sunsa da şiirlerin anlam yükü sayfa sayısıyla ters orantılı biçimde artar. Eserdeki çalışmalar dil üzerinde kurulan titiz bir denetimle serbest şiir formunda kaleme alınmıştır. Mısraların çoğunlukla uzun tutulması, şiirsel ritmi sabit bir ölçüye bağlamaktan çok, anlamın yayılma ve derinleşme biçimine göre kurulmasını sağlar. Kıtaların harf ve sayı sistemleriyle ayrılması metnin içsel bölünmesini görünür kılarak, düşünsel duraklar oluşturur. Kitaba adını veren Şehrinaz, şiirlerin genelinde somut bir figür ya da tekil bir muhatap olmaktan öte; şairin aşk, metafizik yöneliş ve tarihsel bilinç hâllerini kendisinde toplayan çok katmanlı bir sembol olarak belirir. Şairin kendi tanımıyla “Bütün büyük aşkların telmihler eşkâli” ve “Mistik duygulanışların gönül ummanı” olan Şehrinaz, metinler boyunca bazen bir inancın dili, bazen vuslatın adı, bazen de bir hatırlayışın odağı olarak dolaşıma girer. Şiirlerin sonlarında sıkça yinelenen hitap biçimi, Şehrinaz’ı hem özne hem de anlamı toparlayan bir bilinç merkezi hâline getirir; böylece şiirler, tekil bir muhataba değil, çoğul anlamlara açılan bir sesleniş etrafında bütünlenir. Kitap genel itibarıyla tasavvufî-modern şiir çizgisinde konumlanan, mistik ve metafizik bir poetik hattın sürekliliğini ortaya koyar. Şair, eser boyunca klasik tasavvuf düşüncesini öğretici bir söyleme yaslanmadan, çağdaş bir bilinçle yeniden kurar; şiirler yer yer irfanî bir hitap, yer yer içe yönelmiş bir iç monolog olarak şekillenir. Metinlerde;
Şiir
ŞehrinazHayrettin Taylan · Çınaraltı Yayınları · 20191 okunma
Yalansız Bir Hayat
Puan vermedi·200 syf.··
2026 6. kitabı
Yalansız olmak, her şeyi anlatmak değildir. Bazen insan en büyük sırlarını bile sevdiğinin kalbinde saklar. Şermin Yaşar’ın “Söyleme Bilmesinler” kitabı bana bir kez daha gösterdi ki; aile dediğimiz şey yalnızca kan bağı değil, birlikte taşınan yükler, susulan cümleler ve yıllarca kalpte saklanan duygularmış. Hepimizin hayatında kimseye anlatmadığı kırgınlıkları, vicdan azapları, özlemleri ve sırları var. Kimi zaman aynı evin içinde yaşayan insanlar birbirine yabancılaşırken, kimi zaman kilometrelerce uzaktaki biri aileden daha yakın olabiliyor. Bu romanı okurken sık sık şunu düşündüm: İnsan gerçekten ne kadarını anlatabilir? Ve anlattıklarımız mı bizi biz yapar, yoksa içimizde sakladıklarımız mı? Şermin Yaşar, karakterlerin kalplerine cesurca dokunurken okuru da kendi geçmişiyle yüzleşmeye davet ediyor. Bazı sayfalarda gülümsedim, bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm. Çünkü hayatın en ağır yükleri bazen söylenenler değil, yıllarca söylenemeyenlerdir. Benim için Söyleme Bilmesinler, sırların değil; insan olmanın, affetmenin ve kendimizle yüzleşmenin hikâyesi oldu. Elif Gamze Bozo
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma