“Karı gardiyanı Ayşe Ana, çok uzun boylu, çok şişman bir kadındı. Gençliğinde dünya güzeli olduğunu, ‘Rum diyarı’nda Ayşe’den beyaz karı bulunmadığını eskiler söylüyordu. Günahı vebali boynuna biraz da oynak olduğunu, yüreğinin merhametinden yalvaranları boş çevirmeye kıyamadığı anlaşılıyordu. Bu yüzden kocası Davulcu Mehmet dayı sopa koymaz sırtında paralarmış… ‘Lakin bazı karıya haramla sopa tevâtür yarar. Bu Ayşe rezili, hovarda yenildikçe güzelleşirdi bey, sopa yedikçe parlarlardı. O zamanın devrinde oğlu olanlar bunu tanırdı."
Sayfa 8 - İTHAKİ·Kitabı okudu
Adıyaman'da Safvân b. Muattal kabri ile, Kıbris'ta Ümmü Haram validemiz ile, İstanbul'da Ebû Eyyûb el-Ensâri ve Ebû Şeybe el-Hudri ile, Mersin'de Mikdâd b. Amr makamı ile, Bartın'da Ebü'd-Derda makamı ile, Siirt'te Abdurraman b. Avf makamı ile Çıkın Anadolu' dan Azerbeycan'a, Ermenistan'a doğru gidin; Abdullah b. Sübeyl ile Ebû Mihcen es-Sekafi ile sizi karşılasın. Gidin ta Semerkant'a, Özbekistan'a Hz. Hasan'ın süt kardeşi, Efendimiz'in (sas) amcasının oğlu Kusem b. Abbas sizi ağırlasın. Özbekler, ona Şah-ı Zind diyorlar. Yaşayan Sultan ne kadar doğru değil mi? Sizi daha daha ötelere götüreyim, Çin'e Guanzo'ya gidin, dayı tarafindan Hz. Peygamber'e (sas) akraba olan Vehb b. Ebi Kebşel ile sizi selamlasın.
Sayfa 495·Kitabı okudu
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Misver b. Mahreme, dayısı Ebû Cehil'e Soruyor:
- "Dayı! Daha onun iddiasını bile dinlemeden siz Muhammed'i yalancılıkla mı itham ediyorsunuz?" - Ebû Cehil şu cevabı vermişti: "Ey bacımın oğlu! Muhammed bizim aramızda "emin" diye anılan bir gençti. Hiçbir vakit onun bir yalan söylediğini görmüş değiliz." - Peki neden ona uymuyorsunuz? Yeğenim! Biz ve Haşimoğulları bir onur yarışı içerisindeydik. Onlar da yemek yedirip su içirirlerdi biz de... Onlar da koruyup himaye ederlerdi biz de... Her yönden birbirimizin dengiydik. Tam onlarla kulak kulağa giden iki yarış atı durumuna gelince onlar kalkıp 'Bizden bir peygamber çıktı' dediler. Şimdi biz bunun benzeri bir meziyeti nereden buluruz.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Alıntı
Treplev :Bazen de sıradan bir ölümlünün bencilliğini duyuyorum içimde; annemin ünlü bir aktrist olmasına üzülüyorum, herhangi bir kadın olsaydı daha mutlu olurdum gibi geliyor bana. Kimi zaman ünlü kişilerle tepeleme dolu olurdu evimiz; aktörler, aktristler, yazarlar... Aralarında hiçbir değeri bulunmayan bir ben olurdum sadece, sırf onun oğlu olduğum için varlığına katlanılan... Dayı, insanı bundan daha çok ezen, bundan daha aptalca bir durum olabilir mi?.. Kimim ben? Neyim? Üniversitenin üçüncü sınıfından, hani derler ya, elde olmayan nedenlerle ayrılmak zorunda kalmış, yeteneksiz, meteliksiz, nüfus kâğıdıma göre de Kiev doğumlu, aşağı orta tabakadan biri... Gerçekten de, ünlü bir aktördü, ama Kiev'in aşağı orta tabakasındandı babam... Böyle işte... Annemin konuk salonunda tüm bu sanatçılar, yazarlar, yücegönüllü ilgilerini bana yönelttiklerinde, bakışlarıyla hiçliğimi ölçüyorlarmış gibi gelir, düşüncelerini okur, alçalmışlığımın acısı altında ezilirdim.
Helal olsun dayı oğlu :)
Çokeşliliğin tartışılacak bir yanı yoktur. her yerde karşılaşılan bir olgu olarak kabul edilmelidir, çözülmesi ge­reken sorun bu konunun nasıl düzenleneceğinden iba­rettir. O halde, gerçek tekeşlilik taraftarları nerededir? Hepimiz en azından bir müddet çoğumuz ise her zaman çok eşli yaşarız. Dolayısıyla. her erkek çok kadına ihtiyaç duyduğundan, ona bu konuda izin vermekten, hatta çok kadın bulmayı ona yerine getirilmesi gereken bir vecibe olarak yüklemekten daha doğru bir şey yoktur. Bu suret­le kadın boyun eğen bir varlık olarak eski doğru ve doğal konumuna geri döndürülecektir
Anneannemin en büyük oğlu Cevat dayımı ise hiç görmemiştim. Onun hakkında bildiğim tek şey, Ege sahillerinde Bodrum adında bir balıkçı köyünde yaşayıp,”Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla yazılar yazdığı idi. Onun hakkında soru sormamıza izin verilmezdi. Bundan ötürü biz çocuklar aramızda ona” esrarengiz dayı” derdik.
Edebiyat