Puan vermedi·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 22:58
Currently being the only reader and the first reviewer of this book is thrilling! Alright, let's start. So, this book is literally a conspiracy theory itself. Silas Orven is a man, a supposed time-traveller, who appeared in a private Facebook group in about 2024-2025 if I remember correctly. In that group he claimed that he came from the future to try and edit the timeline because humanity in his era of the future is having massive problems. If you can "edit" the timeline, it creates a new variable. Our current actions, if they are different, can create a new result and new future timeline. At first, people mocked him, trolled him, dismissed him completely. But when he began accurately predicting specific events, people were stunned and began taking him far more seriously. Some even started idolizing him and treating him like some kind of divine figure, even though he repeatedly said he wasn’t a prophet or anything divine and that no one should worship him. The guy became a sensation, basically. So in 2025 he published this book and then completely disappeared. No one knows where he is. No one can identify him. His name doesn’t even show up in any global database. Some of his most devoted followers genuinely believe he went back to the future, where he came from. I read the book, and it’s incredibly well-written. Some parts are genuinely disturbing; his descriptions of the future and the era he comes from are pretty terrifying. It's pretty dystopian. It’s impressive how he explains how time travel supposedly works, and he even touches on several taboo topics like Hitler, aliens and their origins, why they abduct humans, as well as God, the Bible, the Qur’an, who built the pyramids and why, whether humans will achieve eternal life, what happens after death, and so
Edebiyat
The Hidden SimulationSilas Orven · Independently Published · 20261 okunma
Ruhumu gözardı etmə, ey yoldaş!
8/10
·180 syf.··
2026 11. kitabı
Bu volume çox da bir hadisə olmadı. Ancaq obrazların arasında olan əlaqələrə daha çox toxunmağa başladılar. Bu da hekayəni növbəti volume-larda kompleksləşdirməyə kömək edəcək. Bu manganın getdikcə həyat və canlı olmaqla bağlı daha da çox düşündürməsi xoşuma gəldi. Ona görə bir neçə "quoto" paylaşacam sizinlə. "If he wants his wounds to heal, they will heal, but he doesn't feel any pain. So he doesn't think of healing them. If it's a life threatening wound then of course it will be healed" — Bu hissədə, məncə, həyatdakı ağrı və əzablarımızın sadəcə bizim öz əməyimiz və fərqindəliyimizlə düzələcəyini yaxşı vurğulayıb mangaka. Bilirəm mən də bu çoxda bilinməyən bir şey deyil, ən azından xoşdur oxumaq. "Life... being dead and being alive. Ain't they the same thing? What matters is to be living?" — Valla mənə də arada bu düşüncələr gəlir və özünəqəsd seçimini gözdən keçirirəm. Am js kiddin' "What does it mean to have life? It is not like ya disappear from this world when you die. The form of yer soul just changes. It is not like you become seperated. They go through birth and death but souls won't be lost. They're always by your side." — Bu çox romantik bir baxış bucağıdır. Hər bir insan unudulmağa məhkumdur, əgər nəsə edən tarixi bir fiqur deyilsizsə. Hər kəs unudulur və önəmsənmir. Yaşayarkən belə bəzən bunu sizə qarşı edilir. Ruhunuzu gözardı etməyəcək şəxsləri tapmalısız.
The Summer Hikaru Died, Vol. 3Mokumokuren · Yen Press · 202444 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·112 syf.··
2022 41. kitabı
Kırmızı Pazartesi, Gabriel García Márquez’in 1981 yılında yayımlanan kısa romanıdır. Orijinal İspanyolca adı Crónica de una muerte anunciada (İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü / Chronicle of a Death Foretold) olan eser, Türkiye’de Can Yayınları tarafından bu isimle basılmıştır ve İnci Kut çevirisidir. Roman, Kolombiya’nın küçük bir kasabasında geçen gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmıştır. Hikâye, Santiago Nasar adlı genç bir adamın öldürüleceğini herkesin bildiği, ancak hiçbirinin (ya da çok az kişinin) engellemeye çalışmadığı bir namus cinayetini anlatır. Yazar, olayı gazetecilik/araştırma tekniğiyle (röportaj, tanık ifadeleri, geriye dönüşler) kurgular. Romanın ilk cümlesinden itibaren kimin, ne zaman ve nasıl öldürüleceği bellidir. Bu yapı, okuyucuyu “neden engellenmedi?” sorusuna odaklar. Kitap, kader, toplumsal sorumluluk, namus kavramı, kolektif vicdan ve Latin Amerika toplum yapısını sorgular. Márquez, bu romanı çocukluğunun geçtiği kasabada yaşanmış gerçek bir cinayetten yola çıkarak yazmıştır. Kitap, bir yandan gerilim yaratırken bir yandan da “herkes biliyordu ama kimse bir şey yapmadı” paradoksunu güçlü bir şekilde işler. Eğer Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık veya Aşk ve Öbür Cinler gibi daha epik ve büyülü gerçekçi eserlerini sevdiyseniz, Kırmızı Pazartesi onun daha sade, keskin ve toplumsal eleştirel yanını gösterir. Kısa olduğu için hızlı okunur ama etkisi uzun sürer.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Death Note
Puan vermedi·200 syf.··
2026 11. kitabı
En sevdiğim mangayı analiz etmezsem hep bir şeyler eksik kalacakmış gibi hissediyorum bu yüzden uzun uzadıya yazıyorum; Merkezdeki Death Note defteri yazının gerçekliği belirlediği bir ontolojik kırılma yaratır normalde isim sadece bir etikettir ama burada isim varlığın kendisine bağlanır bu da insanı insan yapan şeyin bedeni değil tanımlanabilirliği olduğu fikrini öne çıkarır, bu tanım kontrol edilebilirse gerçeklik de kontrol edilir yani defter bir silah değil tanımın mutlaklaşmış halidir Light Yagaminin dönüşümü klasik bir kötüleşme hikayesi değil aydınlanmanın çöküşüdür Light ismi bile semboliktir ışık, bilgi, düzen ve akıl anlamı taşır ama manga bu ışığın gölge üretmeden var olamayacağını da gösterir, adalet anlayışı benimseyen karakter daha sonra kendisini tanrı kompleksinin içinde bulur, gerçek hakikat sandığımız gibi olmayabilir, mutlak doğru yoktur L karakteri bu yapıda bir karşıt kahraman değil bir denge bozukluğudur kesinlik sunmaz sürekli ihtimal üretir bu yüzden L hukuk düzenini temsil etmekten çok hukukun eksikliğini temsil eder onun varlığı sistemin asla tamamlanamayacağını hatırlatır L'in amacı kazanmak değil mutlak yargıyı sürekli geciktirmektir Ryuk ise insan merkezli ahlakın dışında duran bir tanıktır o iyi ya da kötüye bakmaz sadece sonucu izler bu da hikayeye kozmik bir soğukluk kazandırır çünkü insanın adalet savaşı evrensel ölçekte bir anlam taşımayabilir Mangayi ilgi çekici kılan sebeplerinden biri hiçbir karaktere tam haklılık verilememesidir Lightın idealizmi anlaşılır ama tehlikelidir Lnin adaleti güven vericidir ama eksiktir Ryukun tarafsızlığı gerçektir ama rahatsız edicidir Bu yüzden eser tek bir doğru sunmaz doğru üretme fikrinin kendisini sorgular Son olarak Death Note un en güçlü yanı güç bozulur klişesini anlatmak değil güç ve
1000Kitap
Ölüm Defteri 1 - Can SıkıntısıTsugumi Ooba · Akılçelen Kitaplar · 20116,8bin okunma
Puan vermedi
Death Note | Kısa Kitap İncelemesi Bir defter düşün… Adını yazdığın herkes ölüyor. Death Note, sadece bir manga değil; adalet, güç ve ahlak kavramlarını sorgulatan müthiş bir zihin savaşı. Light Yagami’nin “daha iyi bir dünya” yaratma isteği ile L’nin zekâ dolu hamleleri, sayfaları durmadan çevirmene neden oluyor. Her bölümde gerilim biraz daha artıyor ve kimin haklı olduğuna karar vermek giderek zorlaşıyor. Zekâ savaşlarını, psikolojik gerilimi ve ters köşeleri seviyorsan Death Note kesinlikle okunmalı. Puanım: 9/10 Unutulmaz bir manga deneyimi.
Death NoteTsugumi Ooba · Shueisha · 2020278 okunma
6/10
·172 syf.··
2026 29. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 19:42
Edebiyat ve Psikoloji, edebiyat eserleri ile psikoloji bilimi arasındaki ilişkiyi inceleyen; karakter çözümlemeleri, bilinçdışı, travma, kişilik yapıları ve yazarın psikolojisi gibi konulara odaklanan akademik bir çalışmadır. Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Türkçe Bölümler: 1. Sigmund Freud, Psikanaliz, Psikobiyografi, Rüyalar ve Edebiyat 2. Jacques Lacan'ın Psikanalitik Kuramı Perspektifinden Bir İnceleme: Georges Perec 'ten Uyuyan Adam 3. Pozitif Psikoloji Perspektifinde Pollyanna: Pollyanna Haklı mıydı? 4. Carl Gustav Jung'un Arketip Kuramı Bağlamında Geoffrey Chaucer'ın Canterbury Hikayeleri: "Baht'lı Kadın" İngilizce Bölümler: 5. Haunting the (Psychic) Crypt? Unearthing the Family Secret in Christa Wolf's Madea 6. Mnemonic Shadow: A Jungian Reading of "The Song of Hyndla" 7. What Caused Ernest Hemingway's Decline and Death? A Behavioral Neuroscience Exploration Güçlü Yönler Edebiyat ile psikolojiyi bir araya getirmesi ilgi çekici. Sigmund Freud, Carl Gustav Jung ve psikanalitik eleştiri gibi temel yaklaşımlara değinmesi faydalı. Bazı edebi örnekler üzerinden yapılan analizler düşündürücü. Alanlar arası bağlantıyı görmek açısından yararlı. Zayıf Yönler Konular geniş ama derinlik sınırlı; birçok başlık kısa geçiliyor. Yer yer ders notu hissi veriyor. Daha fazla roman/karakter incelemesi olsaydı daha etkileyici olabilirdi. Okuma deneyiminden çok teorik bilgi aktarımına yaslanıyor. Kimler Okumalı? Psikoloji ve edebiyat öğrencileri Psikanalitik edebiyat eleştirisine giriş yapmak isteyenler Karakter analiziyle ilgilenen okurlar Edebiyatın insan psikolojisini nasıl yansıttığını merak edenler
Edebiyat ve PsikolojiGülşen Sayın · Nobel Akademik Yayıncılık · 20251 okunma