7/10
·323 syf.·
2026 7. kitabı
"Türk kültüründen olmanın gurur duyulacak yanlarını bana ilk öğreten onlardı. Bu gurur duyulacak unsurlar içinde ne fetihler ne de savaş kahramanlıkları vardı. Onlar bin yıllar önce yapılmış fetihleri eleştirmiyorlar ama benim bakış açımı insanlıkla ilgili başarılara çevirmemi sağlıyorlardı. Örneğin büyük dedem, Osmanlıların yüzyıllar boyu birçok ulusu bir arada idare edişlerindeki siyasi zekayı överdi. Gerçek yurtseverliğin, insanın yaşadığı ülkenin gelişmesine katkıda bulunması olduğunu ben onlardan öğrendim." Biri Anzak; İngiliz sevdalısı bir asker, diğeri iyi bir İstanbullu aileden yetişmiş Türk teğmen. İki askerin Gelibolu'da karşı karşıya savaşması. Sevdiklerine mektupları. Cephenin iki tarafında iki ayrı yürek, çok güzel bir kurgu ile anlatılmış. Yeni Zelanda'dan Anzak dedesinin mezarını arayan Victoria ve Çanakkale gazisi Alican Çavuş'un kızı Beyaz Hala'nın Gelibolu'da buluşmasıyla ortaya çıkan geçmişteki olayları tatlı bir dille ama biraz basit bir Türk dizisi kurgusu ile okuyacaksınız. Kitabın 2/3 ü çok güzel gitse da bilinen sonlar, basit aşk kurguları, klasik huysuz nine ve ona kendi sevdiren yabancı kadın senaryoları kitaba verdiğim puanı düşürdü. Bir de özellikle İngilizce konuşmaların basit olanlarının İngilizce verilmesi. Uzun olanların Türkçeye çevrilmesi ve bu çeviride Çanakkaleli ama native İngilizce konuşan pamuk teyzemizin yerel ağzının verilmesi ya da yabancı kızımızın İngilizce konuşmaları içinde Ali Osman'a El-yi Oth-man! Beyaz Hala'ya Bey-azh Ha-la! şeklindeki hitabının verilmesi beni oldukça rahatsız etti. Rehber Mehmet'e saran "milliyetçi" mafyavari tipleme, torun Ali Osman karakterinin Viki ile son sayfalardaki kitabı özetleme ve anafikir çıkarma diyalogları çok gereksizdi. Güzel bir kurguyu klasik Türk dizilerine çevirmeseymiş keşke.
Uzun Beyaz Bulut GeliboluBuket Uzuner · Everest Yayınları · 202411bin okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 14:40
İlkokul, ortaokul öğrencilerine uygun bir kitapla geldim bugün. Hep okul öncesine uygun kitaplar paylaşıyorsun diye serzenişte bulunanlar olmuş. Ama bu kitaplara çocuk kitabı demek gelmiyor içimden. Çünkü asıl büyükler anlayarak okumalı bu tarz kitapları. Sabır Dede yle tanışıyoruz bu kitapta .94 yaşında bir bilge. Torunu Aliki ,arkadaşları Kerim ve Tümayla geliyor Sabır Dede nin yanına Onlara hayata ait bir sürü şey anlatıyor Dede. Doğanın sesini duymak ,doğada ki hareketleri okumak, gerçek anlamda okumanın önemi, insan nasıl mutlu olur ?nasıl bu kadar uzun yaşar ? sorularını tatlı tatlı cevaplıyor. Ben iki dedemi de hiç tanıyamadım maalesef .Tekne kazıntısı olmanın dezavantajı galiba bu.Çok isterdim boyle bir dedem olsun. Komşumuz vardı, aynı Sabır Dede gibi bembeyaz sakallı. Ona Dede derdim ,bayılırdım, o anlatsın ben dinleyim .. Dedeleri dinlemek lazım, neler neler yaşamışlar.. Kitapla kalın çocuklar.. Aklın Rehberin Olsun E. Ali Okur
Aklın Rehberin OlsunE. Ali Okur · Epokhe Yayınları · 20265 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 19:45
Gospodinov'un çok okunan, listelerde üst sıralarda olan bir kaybı, bir yası paylaştığı "Bahçıvan ve Ölüm" e bir yorum getirmek çok zor. Üzerine ne söylenebilir bilemiyorum, açıkçası bilmek istediğim bir şey olduğuna dahi emin değilim sanırım. Kitabımız bir ölümün yaşanacağını başından söylüyor bize. Konu baba kaybı olunca "yarın babam ve anneme bir şey olursa ne yaparım?" sorusunu şimşek gibi çakarak tekrar gündeme geldi benim için. Yokluğuna hazır olmadığımız, olamadığımız ebeveynlerimiz göçüp gittiğinde aynı biz olabilir miyiz? Yoksa ileri ki yaşlarımızda onlara mı benzeriz? Psikolog Gökhan Çınar "ben babam gibi olmayacağım." cümlesi çok büyük bir tuzak demişti, çünkü gündelik hayatta bile bazı benzerliklerimizin farkına varıyoruz. Aslında farkımız yok ebeyvenlerimizin devamıyız hayatın içinde. Baba-anne kaybım yok çok şükür, olmasından en çok korktuğum şey yokluklarının ortasına düşmek. Çünkü eğer anne babamız göçerse hiçbir şey eskisi gibi olmayacağı için hayat hiç de anne babamız gibi korumacı olmayacak bize karşı. Bu çok üzücü, yıpratıcı, hırpalayıcı bir gerçek. Babası hayatta olmayan arkadaşlarımın yanında "baba" demeye imtina ederim, benim de kalbim kırılır. Yaklaşık 2,5-3 yıl evvel çok sevdiğim bir arkadaşım babasını kaybetti, benim de hastane sürecim olduğundan dolayı arkadaşımın yanında bulunamadım. Sanki kaybı yaşayan benmişim gibi öyle canım sıkıldı ve öyle çok üzüldüm ki o güzel insanın ve kardeşinin yanında olamadığım için, bugün bile aynı kırgınlığı yaşıyorum hâlâ... Dediğim gibi bir baba kaybı değil ama anneanne, babaanne, dede kaybım var... Annneannemin ve dedemin cenazesi bugün gibi aklımda, çok taze hâlâ. Ölüm hayatı hatırlatıyor insana, anneannemin hem kendi evinde hem de köyde bahçesi vardı. Kendi elleriyle ekip biçtikleri ondan sonraki
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Bekle...
6/10
·104 syf.·
2026 3. kitabı
Beş mi olsun altı mı derken, bu sefer çok darlanmadığım gerçeğini de göz önünde bulundurarak altı puan verdim dedem. 210 sayfa diye söz vermişsin editörüne fakat 99 sayfa anca yazabilmişsin. Aramızda kalsın ama bazı sayfaları, pilot kalemle yazıp da "arkasında izi kalmıştır" düşüncesiyle boş bıraktığımız gibi boş bırakmasaydın, bazı sayfaları da büyük büyük puntolarla, tek cümlelik veya tek kelimelik hamlelerle doldurmasaydın 99'u da göremezdin. Ayrıca bu kitabında, benim de hayranı olduğum "Tatar Çölü" romanına birkaç kez değinmen gayet hoşuma gitti. Yine de eğer henüz bu eseri okumamış okurlar varsa, bu kitabın 10. sayfasında spoiler yiyecekler sayende, uyarması benden ;) Geçmişinden hikayeler dinlemek güzeldi, e bir de yaşlı başlı adamsın, onca yılın birikimi var. Haliyle güzel kitaplar, filmler ve de şarkılar serpiştiriyorsun cümlelerin arasına. Meraklı okurlar sebepleneceklerdir illa ki. Tek cümle, tek kelime falan dedim ama koca bir sayfaya nal gibi çakılı o bir tek soru işaretinin, normalde durup düşünmeme sebebiyet vermesini dilerdin belki ama, ben kağıt israfı kısmına takıldım bilesin. Bu aralar, olur olmadık şeyler için durup düşünürken, belki de bazı bazı da düşünülmesi gereken yerlerde başka başka tavırlar sergiliyor olabilirim. Neyse, çok konuştum aynı senin gibi. Bekleyişlerimin biriktiği bir dönemde, beklemekten bahseden birkaç satır okumak bana iyi geldi mi gelmedi mi bilmem. Bir gün "Dul" kalışın hakkında da konuşacağız unutma. Haydn kendine iyi bak :)
Edebiyat
Bekleyecek Vaktim Kalmadı ArtıkJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20253,737 okunma
Türkiye Türklerindir!...
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 21:55
Yıllar önce Macaristan'a Mohaç meydan muharebesinin yapıldığı yere gitmiş, adım adım oraları gezmiş, ardından müzesine de girmiştik. Sabah çok erken saatte gidince müze bomboştu. Film bölümüne girince, oradaki yetkili kadın savaş ile ilgili Dokumentasyon'u açtı ve bitinceye kadar da kenarda bekledi. Biz de savaşı izlemeye başladık. Anlatıcı, bizim Türkler için "düşmanlar geldi her yere saldırdılar," deyince izlemeyi bırakıp bir an boş bulunmuş"bize düşman dedi" demişim:)) Birden kadın bana dönüp tuhaf tuhaf bakmıştı:)) Böyle komik bir anım da var. Bunu niye anlattım? Bu kitabı okurken de yine biz Türkler "düşman" olduk:) Işte ben yine bir türlü bu psikolojiden kurtulup kitaba tam anlamıyla adapte olamadım:) Neyse lafı uzatmayalım, gelelim artık kitabımıza:) Bir İngiliz askerinin yazdığı mektuplardan yola çıkılarak, onun gözünden, yani onun perspektifinden Çanakkale cephesindeki yaşanılanların aktarıldığı bir kitabı okudum. Guy Warneford, cephede annesine yazdığı mektuplarda savaşı adım adım anlatıyor. Türk askerinin kahramanlığı, mücadelesi de onun bakışı ile değerlendiriliyor. Ilk çıkarma zamanlarında kendilerinden çok kayıplar veriyorlar. Sonra savaşın seyri değişiyor, siperlerde daha az kayıplar ile günlerini geçiriyorlar. Tabii ellerindeki teknoloji çok ileride olduğu için, zaman zaman Türk askerine çok ağır darbeler vurabiliyorlar. O bölümleri okumakta inanın çok zorlandım:( Okuduğum bu mektuplarda en çok dikkatimi çeken, Guy Warneford'un devamlı annesinden, bir sürü isteklerinin olmasıydım. Özellikle çikolata,biftek, traş ve fotoğraf makinesi, ayna, kitap(hem de Ilyada), yağmurluk, iç giyim, ilaçlar, yumurta tozu protein, el feneri ve bol bol piller vb.vb.. Daha sayamadığım birçok şey devamlı posta aracılığıyla ona ulaşıyor. Zannedersem bu Avrupalıların
Anı-Mektup-Günlük
Çanakkale Cephesinden MektuplarGuy Warneford Nightingale · Ötüken Neşriyat · 201426 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 22:38
Hani kalbim paramparça oldu derler ya öyle bir kitabı bitirip geldim…Ah be Selime teyze içimi dağladın resmen,tabii Meltem’i de unutmamak lazım..Selime teyzenin hikâyesini okurken neredeyse her sayfada annemi düşündüm,yaşlılığı düşündüm,yalnızlık nedir diye düşündüm,kısacası düşündüm de düşündüm..Meltem’e gelince onun da hayatı bence neredeyse Selime teyze kadar zordu.Sevilme ihtiyacı,değer görme hissi,ait olma-ait hissedebilme aslında istedikleri sadece bunlardı ama insanlar bunu çok gördü.Ve bu iki kadın bir şekilde bir noktada buluştu,belki birbirlerine umut,belkide dayanak oldular..Ve anladım ki aslında bana bu duyguları bu kadar yoğun yaşatan benim de yaş almam(e doğal olarak annemin de yaşlanıyor olmasıydı)Kaybetme korkusu hep var ve biz bunu bilmeden çoğu zaman hunharca tüketiyoruz zamanı,sevgiyi,saygıyı ve bir çok duyguyu..Sevdiklerinin çoğunu kaybetmiş birisi olarak belki de ekstra hüzün yarattı bu kitap bende..Çünkü dedem öldükten sonra babanemin yaşadıklarını,babamdan sonra da annemin dile getiremediği hüzünleri gördüm :( ve hep şey derim keşke sevdiklerimizin kokusunu bir fanusa saklayabilsek de özledikçe koklasak .Bunu yapamayız elbette ama en azından sesini,notlarını kaydedebiliriz.Babamdan sonra öğrendiğim en hüzünlü ders bu olmuştu o yüzden şimdi annemi el üstünde tutmalarım ve onunla oldukça çok anı biriktirmeye çalışmam..Çok uzattım belki ama Selime teyze bize çok şey öğretecek bir kadın.Hikâyesi bolca hüzün dolu,Meltem de öyle..Kitabın sonunda ikisinin de finalde neler yaşadığını öğrenemesem de kitap beni dağıttı..Müsaadenizle bir kaç gün ağlayacağım :((( herkese keyifli okumalar demeyeceğim bu kitap için,hüzünlü okumalar…Ama okuyun ,tavsiye edin çevrenize…
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma