Mesela, "Bir dedem var idi," dendiğinde bundan, dedenin artık var olmadığı, "Bir oğlum olacak," dendiğinde ise oğlun henüz var olmadığı sonucu çıkıyordu. Öyleyse var olduğu söylenen herhangi bir şey geçmişte ve gelecekte olamazdı. "Her ne kadar uzakta olsalar da zihinde şimdi bulunan şeylere bir bak," diyen İbni Parmen'e göre, 'şimdi çocuk olduğunu' ve 'şimdi ihtiyar olduğunu' hatırlayan, dolayısıyla 'algılayan' biri yanılmaktaydı. O, aynı zamanda hem çocuk hem de ihtiyar olamazdı. Ne çocuk ne de ihtiyar olan biri de, ezeli ve ebedi bir 'şimdi' içinde yaşıyor demekti. İşte bu yüzden o kişinin ölümsüz olduğunu kabul etmemiz gerekiyordu.
Bedenini tabuttan çıkarıp toprağa koyduklarını gördüm. Çarşaf gibi görünen bir beyaz örtüye sarılmış, öylesine savunmasız, öylesine incecik, kırılgan ve cansız. Benim dedem salonda oturur, piposunu yakar, gürleye gürleye konuşurdu. Oradaki cansız beden.. Aynı kişi olabilirler miydi? Gerçekten mi?
Sayfa 247·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şeytana Tapanların Kalesi ve Ani Harabesi Şeytanın izlerine tapan anlayışı insanlığın birikimi olarak korunması pazarlanıyor ve satılıyor. Ani kimin harabesi? Şeytan kimin kalesi? Çıldır da, Kars da başka tarihi eser mi yok? Adını doğasından alan Türk yurdu kötülüğün izleri ile mi tanıtılır? Çıldır gölden, Kars kardan, Ardahan arda kandan adını almış Türk yurdudur. Doğduğum köy Suhara su nerede sorusuna ovada diye yanıt vermiş bir tabiat harikası bir cennet yurttur. Edep erkan yurdunun girişine can sağ iken yurt vermeyiz düşmana işte o şeytana tapan zulme karşı 93 harbi zamanında kahraman dedelerim tarihe adlarını yazarak sonsuzluğun Türk adına varlık ve irade ortaya koymuşlar. 1987 yılında Kars Ticaret lisesinde okuduğum yıllarda edebiyat öğretmenim Kars isminin nereden geldiğini anlatan bir makale yazmamızı tüm sınıftan istedi. Tüm sınıf içinde bir tek doğru bir şekilde o yaşta doğru bir şekilde yazdım. Kars ismini baharda eriyen sulu kara karsak denir buradan almış ve zamanla sadeleştirilmiş bir şekilde Kars olmuştur. Edebiyat öğretmenim bunu nereden biliyorsun diye sordu? Verdiğim cevap çok ilginçti. Yaşadığım yurdun sonsuza kadar sahibi olduğumu her detayını bilerek yaşayabilirim. Dedem öğretti bu bilgiyi bana. Suyu arayan atalarımın suyu ovada bulmuş arayışı Suhara su nerede diye doğal isim koyarak yaşam kurmuşlar. Böyle bir toprağın çocuğuyum ben dedim. En yüksek notu sınıfta tek başına sana veriyorum ve vatan duygusu ve bilincini bu yaşta bu kadar yüksek bilince taşımış olduğun için kutluyorum seni dedi. Ortaokul da okuduğum zaman Suhara Yakınsu ismi ile belediye hakkına sahipti. Otobüs ile bizi Ani Harabelerine götürmek istediler. Gitmedim. Sebebi Ani Harabelerinin bizim için değeri olmadığını biliyor olmamdı. On yaşında 12 Eylül 1980 askeri
Hayata Dair
Sınavdan çıkınca okul bahçesine baktım. Babaannemle dedem zaten yoktu, yani olamazlardı, ölmüşlerdi çoktan ama bank bile voktu. Hiç değilse bank olsaydı bahçede, beni gelip beklediklerine ikna olacaktım. Büfeciye gidip telefonumu aldım. “Nasıl geçti?" diye sormasını bekledim. Müşterisi çoktu, sormadı... Mehmet'e bunu anlatacaktım, o netimi sordu.
Sayfa 84 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
1000Kitap
Elektro Cemil ve firesiz yalanlar...
Cemil'di bu. Kürek gibi bir dili vardı. Ne kadar yalan dolan varsa ondaydı ama esaslı adamdı sonuçta. Yıllar önce sevdiği kızı başkalarına verdiler diye cümbüşüne elektrik döşeyip intihara kalkışmıştı. Sonuçta başarılı olamamış fakat adı Elektro Cemil'e çıkmıştı. Tuğla gibi laflar ederdi arada. Misal, bir keresinde kahvedeki radyodan maç dinliyorlardı. Selçuk'la Müjdat yine el ele verip şahane goller atmıştı o gün. Ama efendi çocuk ikisi de; golden sonra hiçbir şey olmamış gibi orta yuvarlağa yürümüşlerdi. Millet, "golü duydunuz mu golü!" diye sevinirken, Elektro, "ben de sporcunun ahlaklısını severim," demiş ve susmuştu. Kim ne derse desin, kim hangi cümleyi kurarsa kursun, bütün cümlelerin yüklemini Elektro buluyordu. Hayri Abi, bir akşam dayanamayıp işin aslını sormuştu Elektro'ya. Bu tuğla gibi lafların sebebini merak etmişti. Elektro Cemil, boynundaki damarları iyice şişirerek, "bu yetenek dedemden bana miras," demişti gururla. "Nasıl yani?" demişti Hayri Abi. "Basbayağı miras," demişti Elektro, "yani genetik miras. Dedem ölünce onun yeteneği önce babama, sonra da bana geçti." "Ne iş yapardı senin dede?" "Şairdi." "Harbiden mi?" "Harbiden ya!" "Ne oldu peki dedene?" "İntaar etti," demişti Elektro. Elektro'nun hiçbir sözüne güven olmazdı ama bu kez ona inanmak zorundaydı Hayri Abi. Firesiz yalanın ne demek olduğunu ancak Elektro'yu onlarca kez dinledikten sonra anlamıştı çünkü.
Sayfa 69 - Everest Yayınları, Elektro, Hayri Abi·Kitabı okudu
Roman
"İngiliz'e bak sen, çok akıllı bunlar çok, ama dedem hep İngiliz kalleştir derdi. Anlattığına göre cihan harbinde bizi arkadan vurmuş." ... "Son padişahımız bile İngiliz gemisine binip kaçtı İstanbul'dan."
Sayfa 42·Kitabı okudu
Tarih