6/10
·198 syf.··
2026 31. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 11:11
Alexander Puşkin’in Yüzbaşının Kızı adlı romanı, yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda onur, sadakat, cesaret ve insanlık gibi değerleri de ön plana çıkarıyor. Roman, Pugaçev İsyanı sırasında geçiyor ve tarihî olaylarla kurguyu başarılı bir şekilde birleştiriyor. Kitabı okurken en çok etkilendiğim nokta, karakterlerin zor zamanlarda verdikleri kararlar oldu. Özellikle Pyotr Grinyov’un her şeye rağmen dürüstlüğünden ve vicdanından ödün vermemesi bana gerçek cesaretin yalnızca savaşmak değil, doğru bildiğinin arkasında durmak olduğunu düşündürdü.Romanın en dikkat çekici karakterlerinden biri de Yemelyan Pugaçev idi. Bir isyancı olmasına rağmen bazı anlarda merhametli davranması, karakterlerin sadece siyah ya da beyaz olmadığını gösteriyor. Bu durum kitaba farklı bir derinlik katmış.Benim en sevdiğim karakter ise Maşa Mironova oldu. Sessiz ve sakin görünmesine rağmen gerektiğinde gösterdiği cesaret ve kararlılık beni etkiledi. Sevdiği insan için mücadele etmesi ve umudunu kaybetmemesi, romanın en güçlü yönlerinden biriydi.Kitabın vermek istediği en önemli mesajlardan biri bence, insanın zor zamanlarda karakterini belli ettiğidir. Güç, makam ya da zenginlik geçici olabilir; ancak dürüstlük, sadakat ve onur insanın en değerli hazinesidir. Ayrıca önyargıyla hareket etmemek ve insanları tek yönlü değerlendirmemek gerektiğini de hissettiren bir eserdi.Genel olarak Yüzbaşının Kızı, akıcı anlatımı, tarihî atmosferi ve unutulmaz karakterleriyle beni etkileyen bir roman oldu. Hem tarih hem de klasik edebiyat sevenlerin keyifle okuyabileceği, düşündüren ve insana önemli değerleri hatırlatan bir eser olduğunu düşünüyorum.
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · İletişim Yayınları · 201637bin okunma
10/10
·477 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Bazı kitaplar büyük olaylarla değil, insanın içinde sessizce kopan fırtınalarla etkiler. Geçmişle Dans benim için tam olarak böyle bir romandı. Kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok karakterlerin hissettikleri kaldı. Çünkü bu roman aslında geçmişten kaçmaya çalışan insanların, ne kadar uzaklaşsalar da kendi anılarından kaçamayacaklarını anlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, karakterlerin geçmişte yaptıkları seçimlerin bugünkü hayatlarını nasıl şekillendirdiğini doğal bir şekilde göstermesiydi. Hayatta da çoğu zaman tek bir karar yıllar sonra karşımıza bambaşka sonuçlarla çıkıyor. Roman boyunca bunu birçok karakter üzerinden görmek mümkün. Yazarın psikolojik çözümlemelerini oldukça başarılı buldum. Özellikle pişmanlık duygusu çok gerçekçi aktarılmış. Karakterlerin söylediklerinden çok söyleyemedikleri şeyler beni etkiledi. Sessizliklerin, yarım kalan cümlelerin ve geçmişe duyulan özlemin bu kadar güçlü hissettirilmesi kitabın en başarılı taraflarından biri. Roman acele etmiyor. Bazı okuyucular bunu yavaş bulabilir ama ben tam tersine karakterleri tanımak için gerekli olduğunu düşündüm. Olaylardan çok insanların değişimini izlediğimiz bir kitap olduğu için bu tempo bana uygun geldi. Kitabın bir diğer güçlü yönü ise kimseyi tamamen suçlamaması. Her karakter kendi bakış açısından haklı görünüyor. Bu yüzden okurken sürekli taraf değiştirdim. Bir bölümde kızdığım kişiye birkaç sayfa sonra üzülmeye başladım. Gerçek hayatta da insanların tek bir yönü olmadığını düşündüğümüzde bunun oldukça başarılı bir anlatım olduğunu söyleyebilirim. Anlatım dili sade ama yer yer oldukça şiirsel. Özellikle doğa tasvirleri ve karakterlerin iç konuşmaları çok başarılıydı. Abartılı cümlelere kaçmadan duyguyu okuyucuya geçirebilmiş. Final kısmı büyük sürprizlerle dolu olmasa da hikâyenin
Geçmişle DansHarlan Coben · Martı Yayınları · 2020504 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 4146. kitabı
Bir anı kitabından çok daha fazlası. Auschwitz'den sağ çıkmış bir insanın, yıllar sonra yaşadıklarına daha sakin ama çok daha derin bir gözle yeniden bakışı. Okurken sürekli şunu düşündüm: Bazı acıları anlatmak kadar, onları doğru anlamaya çalışmak da büyük bir sorumluluk. Levi, kampta yaşananları sadece hatırlatmıyor; hafızanın nasıl çalıştığını, insanların suçluluk, utanç ve hayatta kalmış olmanın yüküyle nasıl yaşadığını da sorguluyor. Özellikle "gri bölge" kavramını anlattığı bölümler beni çok etkiledi. Savaşın ve zulmün insanları nasıl imkânsız seçimlerle karşı karşıya bıraktığını, olaylara siyah-beyaz bakmanın her zaman mümkün olmadığını güçlü örneklerle anlatıyor. Bu kitap kolay okunan bir eser değil. Dili sade olsa da anlattıkları ağır. Sayfaları hızla çevirmek yerine sık sık durup düşünme ihtiyacı hissettim. Yer yer insanın içini sıkan, hatta öfkelendiren bölümleri var ama tam da bu yüzden önemli. Çünkü Levi'nin amacı okuru duygulandırmak değil; unutmamaya ve sorgulamaya davet etmek. Bence bu kitabı okumadan önce "İnsan mıydı O?" eserini okumak çok daha anlamlı olur. Çünkü Boğulanlar Kurtulanlar, yaşananların hikâyesinden çok, o hikâyenin yıllar sonra zihinde bıraktığı izleri anlatıyor. Kapanışta geriye tek bir duygu kaldı bende: Geçmişi unutmak, benzer felaketlerin yeniden yaşanmasına zemin hazırlayabilir. Primo Levi'nin sesi bugün hâlâ bu yüzden bu kadar güçlü. Zorlayıcı ama kesinlikle okunması gereken, insanın belleğinde uzun süre yer eden çok değerli bir eser.
Boğulanlar KurtulanlarPrimo Levi · Can Yayınları · 2020189 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2026 3. kitabı
"küsmek kolay, vazgeçmek kolay. yenilmek kolay ama biz bu dünyaya kolay bir hayat yaşamaya gelmedik" Sıkıntılarla başa çıkmayı öğrenmenin ne kadar değerli bir tutum olduğunu sıcak bir sohbet havasında sunmakta yazar ve buna yönelik yöntemler ortaya koymakta
Sıkıntılarla Mücadele RehberiMehmet Dinç · Muhit Kitap · 2024133 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 08:58
Müjdat Ataman, bu kitabında eğitim sistemimizin aksayan yönlerini eleştirirken yalnızca sorunları değil, uygulanabilir çözüm önerilerini de sunuyor. Akıcı ve düşündürücü anlatımıyla hem velilere hem öğretmenlere hem de eğitimle ilgilenen herkese farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Okurken eğitimin nasıl daha iyi hâle gelebileceğini sorgulatan, umut veren ve farkındalık oluşturan değerli bir eser. Eğitim üzerine kafa yoran herkesin okuması gereken kitaplardan biri.
Ağlamıyorum Gözüme Eğitim KaçtıMüjdat Ataman · Doğan Kitap · 2021621 okunma
Ecdada ithafen
Puan vermedi·288 syf.··
2026 18. kitabı
İbrahim Kalın'ın ülkenin entelektüel simalarından biri olduğu aşikar. Yaşam öyküsü ve geniş bilgi birikimi ile gerçekten de okunması gereken bir şahıs. Bazı kişilerin bazı eserleri şüphesiz ki politika üstü okunması gerekir. Politik görüşlerin farklı olmasından dolayı herhangi bir yazarın eserlerine mesafeli yaklaşmak pek tabi tasvip edilecek bir durum olmaması gerekir. Dolayısıyla Kalın'ın kitaplarına da bu yönde yaklaşmak önemli. Bu esere kendimize yolculuk adı altında yaklaşmak gerekir. Nitekim kendimizi ve geçmişimizi okumadan inanın bana kişi özünü kaybeder kültürel asimilasyona da uğraması hiçten bile değildir. Gel özüne diyelim .. Kitap çeşitli formatlarda karşımıza çıkar. Açıkçası derleme bir eser olduğunu dile getirebiliriz. Kalın'ın zaman içinde vermiş olduğu röportajlardan tutun yaşamında bizzat şahit olduğu örnekleri de dile getirdiği bir eser. Velhasıl kelam kitap herhangi bir konu etrafında ilerleyen ve o konuyu açıklayan bir kitap değil . Kitabın ana düşüncesi isminden de anlaşılacağı üzere kişinin varoluşsal sancıları karşısında kendini araması ve bulmasıdır. Günümüz dünyasında insanda yoğun bir tatminsizlik mevcuttur. Ne yaparsa yapsın genel olarak bir huzursuzluk ile cebelleşmektedir. Değişen dünya ve ilerleyen teknoloji ise buna en büyük katkıyı sağlar. Katkı derken pek tabi olumlu anlamda değil. Bizzat olumsuzluk anlamında. Değişen dünya ve teknoloji karşısında kişi kendi özünü kaybedip aslına bakarsak klavye kişiliğine, instagram kişiliğine ,moda kişiliğine bürünmüştür. Bunlar tamamen karşı tarafa kendimizi, onun beğenisine susmaktan başka da bir şey değildir . İpotekli kişilik diyebiliriz belki de. O seni beğeniyorsa varsındır. Senin kendi özün seni karşılamıyor demektir . Dolayısıyla sürekli başkalarının bakışları için kişinin
Öze Yolculukİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 2023757 okunma