10/10
·1358 syf.··
2026 111. kitabı
İstiklâl şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy'un kaleme aldığı muazzam eseridir. Kitabın giriş bölümünde Şair Mehmet Akif Ersoy'un hayatından bahsedilmektedir daha sonraki bölümlerde ise eserleri, ahlâkı, fikirleri, şahsiyeti ve sanat anlayışı gibi konular ele alınmıştır. Bu değerli eseri bütün gençlerin okuması gerektiğini düşünüyorum hatta mümkünse okullarda ders olarak da okutulmalıdır.
SafahatMehmet Âkif Ersoy · İz Yayıncılık · 20167,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,403 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Han Kang – Işık ve İp
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:35
Işık ve İp , Han Kang 'ın Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını, şiirlerini, notlarını ve çeşitli metinlerini bir araya getiren; yazarın edebiyat anlayışını ve iç dünyasını daha yakından tanımamızı sağlayan özel bir kitap. Romanlarından alışık olduğumuz o sakin ama sarsıcı ses, burada doğrudan Han Kang'ın kendi düşünceleriyle karşımıza çıkıyor. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri Nobel konuşması. Han Kang burada yalnızca yazarlık serüveninden değil, edebiyatın insanları birbirine bağlama gücünden, acı karşısında nasıl bir tanıklık alanı açtığından ve insan olmanın kırılganlığından söz ediyor. Özellikle romanlarında sıkça karşılaştığımız hafıza, şiddet, yas, yalnızlık ve insan onuru gibi temaların onun hayatındaki karşılığını görmek oldukça etkileyiciydi. Şiirler ve kısa metinler ise Han Kang'ın dilinin ne kadar incelikli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Onun eserlerinde sıkça hissettiğimiz sessizlik, kırılganlık ve merhamet duygusu bu metinlerde de kendini hissettiriyor. Ancak kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, yazmanın onun için taşıdığı anlam oldu. Notlarında ve konuşmalarında yazının yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda umutla kurulan bir bağ olduğunu anlatıyor. Dünyanın acılarına ve karanlığına rağmen yazmaya devam etmenin, insanlarla görünmez bir ip aracılığıyla bağ kurmanın mümkün olduğuna inanıyor. Han Kang'ın eserlerini severek okuyan biri olarak, bu kitap sayesinde romanlarının arkasındaki düşünsel ve duygusal dünyayı görmek benim için çok kıymetliydi. Özellikle Vejetaryen , Çocuk Geliyor ve Beyaz Kitap gibi eserlerinde karşılaştığımız temaların hangi duygusal ve düşünsel kaynaklardan beslendiğini görmek, metinlerini yeniden değerlendirmeme neden oldu. Ayrıca Han Kang'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Asyalı kadın yazar olması da bu
Işık ve İpHan Kang · April Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 13. kitabı
Çocukluk bazen bir sokakta başlar ve insanın içinde bir ömür devam eder. Mahalleden Arkadaşlar da tam olarak bunu anlatan, insanı geçmişe götüren ve birçok unutulmuş duyguyu yeniden hatırlatan bir kitap. Selçuk Aydemir’in kaleminden çıkan bu hikâye, sadece bir grup çocuğun yaşadıklarını anlatmıyor. Aynı zamanda mahalle kültürünü, dostluğu, paylaşmayı, dayanışmayı ve zamanın bizden yavaş yavaş alıp götürdüğü değerleri de anlatıyor. Kitabı okurken sık sık kendi çocukluğuma döndüm. Sokakta oynanan oyunları, eve geç kalınca duyulan telaşı, mahallede kurulan arkadaşlıkları ve o günlerin samimiyetini hatırladım. Yazarın en güçlü yanı, anlatımı gereksiz süslemelere boğmadan okuyucuya geçirebilmesi. Karakterler o kadar gerçekçi ki bir süre sonra onları bir kitabın kahramanı olarak değil, yıllardır tanıdığınız insanlar gibi görmeye başlıyorsunuz. Her biri hayatın içinden, her biri bizden biri. Bu yüzden hikâyenin içine girmek hiç zor olmuyor. Kitap boyunca bazen yüzümde bir tebessüm oluştu, bazen de içimde hafif bir burukluk hissettim. Çünkü anlatılanlar sadece geçmişe duyulan özlem değil; aynı zamanda büyümenin, değişmenin ve bazı şeyleri geride bırakmanın hikâyesi. Çocukluk yıllarının ne kadar değerli olduğunu ve insanın karakterini şekillendiren en önemli dönemlerden biri olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Mahalleden Arkadaşlar, nostaljiyi yalnızca bir duygu olarak kullanmıyor. Aynı zamanda dostluğun, sadakatin ve insan ilişkilerinin zamanla nasıl değiştiğini de gösteriyor. Bu yönüyle sadece çocukluk anıları anlatan bir kitap değil; geçmişle bugün arasında kurulan samimi bir köprü. Kitabı bitirdiğimde geriye güzel bir hikâyeden çok daha fazlası kaldı. Kendi çocukluğumdan izler, unuttuğumu sandığım anılar ve içimde tatlı bir özlem duygusu kaldı. Bazı kitaplar sizi başka
1000Kitap
Mahalleden ArkadaşlarSelçuk Aydemir · Sayfa 6 Yayınları · 20155,6bin okunma
7/10
·72 syf.··
2026 65. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:01
Eric Emmanuel Schmitt Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu Eserde; Yunhai kasabasındaki bir otelin bodrum katındaki temizlikçi Bayan Ming ile Paris'ten gelen bir işadamının gerçekleştirdiği ilginç sohbetlerin derlemesini okuyor; doğru ile yalanın karakterler aracılığıyla ve Bayan Ming'in on çocuğunun hikayesinin gizemi çerçevesinde gerçekleşen sohbetlerin detaylarını öğreniyoruz. • "Mutluluk her şeyin gerisinde saklanmıştır, onu oradan söküp almayı başarmak gerek. ..." (Sayfa 16) • ... allak bullak olmuş halde, kendimi tutmadan hıçkıra hıçkıra ağladım. Aslında, çok hoştu. Tükenmiştim... (Sayfa 16) • "... eğer değerli bir insanla karşılaşırsan, ona benzemeye çalış; sıradan bir insanla karşılaşırsan, onun hatalarını kendinde ara." (Sayfa 33) • "İnsanın hatalar yapması ve bunları düzeltmemesi, işte kusurun kaynağı buradadır." (Sayfa 34) • "... Olgunluk çağında insan hâlâ ayıplanıyorsa artık ondan beklenebilecek hiçbir şey yok demektir." (Sayfa 39) • "... Bazen, acıya kapıyı açmak gerek." (Sayfa 39) • "... Çünkü hakikat yaralar. ..." (Sayfa 57) • "Hakikat, bizim en fazla hoşumuza giden yalanın ta kendisidir, öyle değil mi?" (Sayfa 65) Fransız iş adamının her şeye rağmen soluğu Bayan Ming'in yanında alması, Bayan Ming'in de her defasında onunla gerçekleştirdiği sohbetler keyifliydi. Eserin sonunda iş adamımızın kişisel hayatına bir bakış atıp eseri noktalamamız da merakları gidermiş oldu. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
️ Seçkinler- Can GÖZEK Tek kelimeyle efsane bir kitapla geldim. İçinde; örgütlerin, masumların, kurbanların, kölelerin, şeytanlaşmış insanların, çeşit çeşit ayinlerin bulunduğu bir kitapla. Her köşesinden beklenmedik gerçekler çıkıyor, adeta sizi dünyasına hapsediyordu. Kitabı nefessiz şekilde okudum. Hayal dünyamın sınırlarında gezindim. Kitabın mükemmelliği yetmezmiş gibi finali muazzam bir gerçeklikle bitirilmişti. İkinci kitabını dört gözle bekleyeceğim. An itibariyle dakika sayıyorum. Gelelim, yazarın kalemine, sade ve akıcıydı. Yeri geldiğinde yapılan betimlemeler sıkmadan olaylara bağlı kalacak şekilde ayarlanmıştı. Bu yüzden okurken sıkılmadım, çok eğlendim. Güneş karakteri en sevdiğim karakter oldu. Onun haricinde her karakterde kendimden bir şeyler bulduğum oldu. Hepsi titizlikle düşünülmüştü. En masum karakter kesinlikle Alp'ti. En nefret ettiğimde sanırım Levent. Adamın adını duyunca bile kendimi kaybediyorum. Akay ailesinde, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, hatta öyle ki aile demeye bin şahit isterdi. Deneyler, denek çocuklar, korkunç zehirli sıvılar; büyük, görkemli bir ailenin gücü altında paravan ediliyordu. Akaylar namı değer Gümüşkuyu'nun en güçlü ve en asil ailesi, şeytana tapan bir tarikatta gözlerini ölümler bürümüş kusursuz görünen örgüt üyeleri... İnsanlığın acımasızlığını, korkunçluğunu, vicdansızlığını apaçık ortaya koyan bir kitaptı. Kitapta tek eksik şey, gerçek olaylardan esinlenmiştir yazısı, kitap o kadar gerçekçiydi ki, Allah sizi bildiği gibi yapsın dedim çoğu yerde. Nefreti iliklerime kadar hissettim. Her şey bir yana, isimler de çok özenle seçilmişti. Şehir isimleri, karakter isimleri çok özeldi. Çiftler de özenle oluşturulmuştu. Sadece romantikliğin bir tutam daha fazla olması taraftarı olarak, Çağın ve Güneş aşkının biraz daha
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20266 okunma