Düşerken tutunacak bir dal değil de, Hep sığınacak bir kalp aradık. Belki de hep bu yüzden yalnız kaldık. Ya da taşıyamayacak kişilere fazla anlam yükledik. Oysa su akar yolunu bulurdu değil mi? Biz niye suyun yönünü değiştirmeye çalıştık ki? Olmayınca da suya taş attık, Belki hayallerimiz gerçekleşir diye.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Alıntı
Batılılar , kendilerini tutmasını bildikleri için büyük başarılara ulaştılar değil mi? Ölsen bir yudum su vermezler/ Hiçbir şeyin aslını öğretmez onlar. Sonra bizi pazar olarak kullanamazlar. Onların yanında yetişsek bile işin esasını öğrenemeyiz. Temel bilgileri büyük bir titizlikle saklarlar.
Sayfa 412·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"De ki Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Biz bu ayet-i kerimeyi çok okuyoruz, sık sık tekrar ediyoruz ve biliyoruz. Seyyid Kutub bu işi biraz daha irdeleyip bu ayet-i kerimenin öncesini bize söylüyor. Ne buyuruyor Allahu Teala: "Bunlar mı? Yoksa gece saatlerinde secde ederek kıyama durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini umanlar mı daha hayırlıdır?" . Gerçek ilim sahibi kimdir? Gece saatlerinde kıyama duran, rükuya varan, Rabbinden korkan, rahmetini uman, ahiretten çekinen insanlardır. Bu özellikler varsa bir insanda, ilim sahibidir. Bu özellikler yoksa; Allah'tan korku yoksa, secde yoksa, kıyam yoksa, rüku yoksa, ibadet yoksa bu adam ilim sahibi değildir. Bu adam malumat sahibidir. Bu adamın bir bilgisayardan hiçbir farkı yoktur. Malumat depoluyor. İlim ile malumat arasında ne fark vardır? İlim hayatta uygulanan bilgidir. Malumat hayatta uygulanmayıp ansiklopedi sayfalarında, bilgisayar ekranında, zihninde, hafızasında kalan ve tozlanan kimsenin görmediği bilgilerdir. Türkiye'de -isim vermeye kesinlikle gerek yok- birçok insan var biz bunları ilim sahibi zannediyoruz ve diyoruz ki o adamın çok ilmi varmış ama nasıl oldu da böyle konuştu? Aslında yanlış bir ifade. O adamın çok malumatı varmış. Malumat çok, bilgi çok, ama ilim yok. Amel etmediği zaman ona ilim denmez. O yüzden Allahu Teala, mutlak anlamda bilenlerle bilmeyenler bir olur mu demiyor. Şeytan da çok büyük bilgiye sahip. İnsan yaratılmadan önce cinler var ve melekler var, şeytan hem cinlerden hem meleklerden müteşekkil ordunun başkomutanı, Rabbul Alemin Allahu Teala bizzat şeytana bu makamı vermiş, bu şerefi vermiş, onu hem meleklerin hem cinlerin komutanı yapmış. Sonra şeytan bütün o bilgisine rağmen Allahu Teala'nın emrine muhalefet etmiş. Tekebbürde bulunmuş ve o makamını
Sayfa 321·Kitabı okuyor
Çingene benleri,ne dersiniz,pembe olmalıydı,değil mi? Ama dünyada her şey olması gerektiği gibi olmuyor ki..
Sayfa 50·Kitabı okudu
Bende böyleyim
Momo'nun hiç kimsenin yapamayacağı şekilde başardığı şey dinlemekti. Belki şimdi pek çok kimse, bu da bir şey mi, herkes dinlemesini bilir, diyecektir. Oysa hiç de öyle değil. Çok az insan gerçekten iyi bir dinleyicidir. Dinlemek konusunda Momo'nun eşi benzeri yoktu. Momo karşısındakileri, aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi. Bunun için karşı tarafı düşünmeye iten bazı şeyler söylemez ya da zekice sorular sormaz, aksine yalnızca sessizce oturur ve anlatılanları pür dikkat dinlerdi. Karşısındakine kocaman,
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Mükemmel•
Sabahları kalkmayı canın istemedikçe şunu hatırla: “İnsanlık görevi için kalkıyorum.” Eğer bunun için doğduysam, bunun için dünyaya gönderildiysem neden huysuzlanıyorum? Çarşaflara örtülere sarılıp kendimi ısıtayım diye mi yaratıldım? “Fakat bu daha keyifli.” Öyleyse keyif çatmak için mi dünyaya geldin, eyleme geçmek, çaba harcamak için değil mi yani? Bitkilerin, küçücük kuşların, karıncaların, örümceklerin, arıların üstlerine düşen her şeyi yaptıklarını, ellerinden geldiğince dünyanın düzenine katkıda bulunduklarını görmüyor musun? Ve sen insanların görevlerini yerine getirmesini istemiyorsun öyle mi? Kendi doğanın sana buyurduklarını yapmakta acele etmeyeceksin öyle mi? “Fakat dinlenmem gerek.” Tabii ki, benim de dinlenmem gerek. Yine de doğa yemek, içmek gibi bunun da ölçülerini ve sınırlarını belirlemiştir, oysa sen yararlı dinlenme ölçüsünü aşıyorsun. Fakat eyleme gelince gereğinden azını yapıyorsun, hatta payına düşen ölçünün altında kalıyorsun
Sayfa 41