"De ki Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
Biz bu ayet-i kerimeyi çok okuyoruz, sık sık tekrar ediyoruz ve biliyoruz. Seyyid Kutub bu işi biraz daha irdeleyip bu ayet-i kerimenin öncesini bize söylüyor. Ne buyuruyor Allahu Teala: "Bunlar mı? Yoksa gece saatlerinde secde ederek kıyama durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini umanlar mı daha hayırlıdır?" . Gerçek ilim sahibi kimdir? Gece saatlerinde kıyama duran, rükuya varan, Rabbinden korkan, rahmetini uman, ahiretten çekinen insanlardır. Bu özellikler varsa bir insanda, ilim sahibidir. Bu özellikler yoksa; Allah'tan korku yoksa, secde yoksa, kıyam yoksa, rüku yoksa, ibadet yoksa bu adam ilim sahibi değildir. Bu adam malumat sahibidir. Bu adamın bir bilgisayardan hiçbir farkı yoktur. Malumat depoluyor. İlim ile malumat arasında ne fark vardır? İlim hayatta uygulanan bilgidir. Malumat hayatta uygulanmayıp ansiklopedi sayfalarında, bilgisayar ekranında, zihninde, hafızasında kalan ve tozlanan kimsenin görmediği bilgilerdir. Türkiye'de -isim vermeye kesinlikle gerek yok- birçok insan var biz bunları ilim sahibi zannediyoruz ve diyoruz ki o adamın çok ilmi varmış ama nasıl oldu da böyle konuştu? Aslında yanlış bir ifade. O adamın çok malumatı varmış. Malumat çok, bilgi çok, ama ilim yok.
Amel etmediği zaman ona ilim denmez. O yüzden Allahu Teala, mutlak anlamda bilenlerle bilmeyenler bir olur mu demiyor. Şeytan da çok büyük bilgiye sahip. İnsan yaratılmadan önce cinler var ve melekler var, şeytan hem cinlerden hem meleklerden müteşekkil ordunun başkomutanı, Rabbul Alemin Allahu Teala bizzat şeytana bu makamı vermiş, bu şerefi vermiş, onu hem meleklerin hem cinlerin komutanı yapmış. Sonra şeytan bütün o bilgisine rağmen Allahu Teala'nın emrine muhalefet etmiş. Tekebbürde bulunmuş ve o makamını