10/10
·328 syf.··
2022 206. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2022 22:04
"Yalnız kalmak bazıları için ödül, bazıları için ise bir hapishane olabiliyordu." " Keşke yargılamayan bir zihne sahip olabilseydik.” "Her ölüm erken ölüm derler. Aslında her ölüm geç kalmış bir kavuşmadır kaynakla. " Selam Öyle tatlı bir kitap okudum ki !! İçindeki duygular çağlayan olup taştı okurken. O duyguları, içeriği açık etmeden size anlayabilmek o kadar zorluyor ki beni . Her şeyi anlatmak istiyorum aslında Deniz ... Kendi tabiri ile olgun bir ruh olarak doğmuş. Henüz üç yaşında iken ailesini şaşırtan ve annesini söyledikleri ile korkutan bir çocuk. Korkutan derken yanlış anlamayın. Çocuğu ve onun geleceği için korkan , söylediklerini kabul edemeyen, gerçekliğini sorgulayan bir anneden bahsediyorum. En yakın arkadaşı Nazlı. Hatta aralarındaki ilişki arkadaşlıktan da öte. Birbirlerini en iyi onlar anlıyor... İki farkı ülke, farkı zamanlar ve zamanın çok ötesinde yaşananlar ... Sanki bir masalın içinde ilerliyoruz okurken. Bazı olayları tahmin ediyor, hatta tahminler de doğru çıkıyor ancak yine de dalga dalga gelen duygulara kendimizi hazırlayamıyoruz . Olacakları önceden bilmek ve kendimizi hazırladığımızı zannetmek ile o anda yaşanılanlar o farklı oluyor ki! Evet , tahmin ettim , böyle olacak dedim , olduğuna ise gözyaşlarım sel olup aktı gitti . Nazlı, Deniz ve Annette ... Üç farklı insanın kaderi bir arada örülüdür aslında, ilk anda fark etmeseler de . Sadece Deniz ... Hatırlayan ve olacakları hisseden odur. Söyledikleri çoğu insana uçuk kaçık gelse de doğru olduğunu çok geç anlarlar maalesef. Yarın ne olacağımızı bilmeden bugünümüzü harcamak israf değil mi? Kırgınlıklarla dolu olacağımıza, pişman olacağımıza birbirimizi gerçekten dinlesek ... Sevgiye vurgu yapan , reenkarnasyon ile bize anlatmak istediğini çarpıcı biçimde veren , sade anlatımı ,
Deniz’in OrmanıNihan Uycan Özen · Doğan Solibri · 202225 okunma
9/10
·140 syf.··
2021 32. kitabı
Yazar bu kitabında Taliban yönetiminden kaçan Afganlıları ele almış. Göçmen bir ailenin dramı var kitapta. Bir de balıkçı Mustafa'nın evlat acısı. Sadece bunlar anlatılmıyor elbette. Altın var diye siyanür kullanılarak zehirin sulara karışmasını, Süveyş kanalının açılmasıyla istilacı balıkların akın akın bizim denize karışmasını, bazı şirketlerin ormanı talan edip maden çıkarma derdine düşmesini ve devletin tüm bunlara göz yummasını da kurguya yedirmiş. Yunan adalarına geçmek için botları alabora olan göçmenlerin yaşadıkları çok üzücüydü. Aynı şekilde çalışmaktan elleri nasırlaşmış, fazla konuşkan olmayan ve yalnızlığı seven balıkçı Mustafa'nın hayatı da. Yedi yaşındaki oğlunu denizde kaybetmiş mesela. Evdeki evlat acısıyla yanan kederli karısından uzak durmak için vurmuş kendini denize. Deniz onun için hem ekmek kapısı hem de dert ortağı. Ara ara denizin öfkeli dalgalarına maruz kalsa da, bir sevgili gibi kucak açmış Mustafa'ya. Kitap 130 sayfa ama inanın dolu dolu. Kesinlikle tavsiyemdir.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·264 syf.··
2021 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 13:35
Babanızın anlattığı masallarla ,efsanelerle büyürken onların gerçek olduğunu öğrenseniz ne hissederdiniz? . . “Yarın dolunay olacak, Etraf kaybolan gezginlerle kaynayacak, Kaçak Kapıları bulursan zamanında sorun yok, Ama kaçırırsan onları o zaman başın fena yanacak.” . Kaçak Kapılar binlerce yıldır aslında çok ama çok az görünmüştür .Son zamanlarda sık sık belirmeleri ,başta Bekçi -Deniz’in babası-olmak üzere herkesi tedirgin etmiştir.Çünkü kapılar açık kalırsa kötü ruhlar dünyada rahatça gezinecek ve karanlık bir dünya hüküm sürecektir. . . Ve tüm bunlar olurken ,on iki yaşındaki Deniz,fantastik rüyalarla sabaha uyanırken Alt ve Üst İstanbul’un bekçisi olacağını öğrenmesiyle tüm hayatı yeniden şekillenecektir.Aslında acı bir olay yaşasa da bu maceranın içinde “kendini bulmak” ve Arayış Ormanı’na ulaşarak adını kazanmak için bir yolculuğa çıkacak. . . “Yola çıkmadıktan sonra ne gerçek bir tılsımcı ne de gerçek bir hayalperest olabilirsin.Yolculuk,hayalperest ruhların gelişim tapınağıdır.” . Seri şeklindeki kitabı çok beğendim.Özellikle fantastik hikayelerle tanışmak isteyenler ve halihazırda okuyan minik dostlarımın lezzetli bir okumayla kitabı sonlandıracaklarına eminim.
Edebiyat
Arayış Ormanı 1Göktuğ Canbaba · Doğan Egmont Yayınları · 201561 okunma
ATOMA KARŞI KÜREKLE SAVAŞANLAR
10/10
·232 syf.··
2020 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 18:43
Çernobil faciası yaşandığında biz çocuktuk. O güzel Karadeniz şehrinde dik bir tepenin üzerindeki evimizde geceleri hırçın dalgaların kayaları döven sesleriyle uykuya dalarken, başımızı nemli yorganın altına sokar, güvende olduğumuzu hissetmenin rahatlığıyla uykuya dalardık. En büyük derdimiz, sabah olunca o tepeden epeyce aşağıdaki bakkala ekmek almaya kimin gideceğiydi. O sırada mutfakta demlenen mis gibi çayın ne kadar kıymetli olduğunu bilecek yaşta değildik. Bir de Havva Teyze’nin kocaman tabakta getirdiği fındıkların değerini... Tabiat karşısında çaresiz olduğumuzu henüz bilmiyorduk. Sonra biz çocuklar bile korkuyu öğrendik. Havadan korktuk, sudan, topraktan, yiyeceklerden... Üstelik Çernobil ve bizi ayıran koskoca bir denizin ötesinde bu kadar çok korktuk. Orada bu felaketi yaşayanların ne halde olduklarını hayal bile edemezdik. Sonra biz duyduk, dinledik, gazetelerde okuduk, televizyonlarda izledik. Daha çok korktuk. Evlerimizde artık çay demlenmiyordu. Çevremiz balık ve fındıkla doluydu ama biz artık yiyemiyorduk. Ne kadar da mağdurduk! Neyse ki büyük adamlardan biri çıkıp televizyonda çay içti de içimiz rahat etti. Oh, neyse ki korkacak bir şey yoktu! Sonra yıllar geçti, ailemizde, çevremizde kanser olmaya başladı insanlar. Bir kuzenim doğdu, hiç göremedik, iki hafta içinde öldü. Yıllar geçtiği halde annesi o travmayı hiçbir zaman atlatamadı. Nasıl bir canlı dünyaya getirmişti bilmiyorum ama ailede bizden gizli yapılan yorumlardan korkutucu bir şey olduğunu anlayabiliyorduk. Net olarak anlayabildiğimiz şey, toprağın, havanın ve suyun yıllarca zehirli kalacağıydı. Şimdi bu kitabı okurken o zamanlara geri dönmüş gibiyim. Zaten bugün de başka korkularla uğraşıyoruz. Bu defa sadece Çernobil değil, bütün dünya... Tabiat kafamıza kafamıza vuruyor; haddini
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
4/10
·408 syf.·
2020 12. kitabı
Üstnot: (İncelemeyi buraya atmayı unutmanın rezilliği.. neyse.) Biliyorum çok geç ama... sevdiğim bir kitaba bile yorum yapmaya üşenirken Merlin'e yapmak... (yapacağım benzetmeyi hak etmediğine karar verdiğim için bu kısmı yazmaktan vazgeçtim. Hiçbir şey o kadar kötü olamaz ) Merlin benim yıllarca merak ettiğim bir seri oldu. Her fuar parodi standından Merlin'e bakarak geçerdim. Sonra geçen tüyap fuarından ilk iki kitabı alma fırsatım oldu ve ben epey heyecanlıydım. Kocaman, güzel bir fantastik dünya okuyacağım, sonra da dizisini izleyeceğim ve benim de çok sevdiğim fantastik bir dünya olacak.. Planım buydu. Bu yüzden Merlin'i daha az yoğun olduğum bir dönemde tadına vararak okumak istemiştim. Kendisinin Yüzüklerin Efendisi gibi bir dünyaya sahip olduğunu düşünüyordum çünkü.. Sonra okumaya başladım. İlk sayfalarda yazılış tarzından ilk şoku yemiştim zaten. Bu ne yani falan olmuştum ama bu daha başlangıç, ilerledikçe daha iyi olacak diye kendime güvence verdim. Devam ettim, ettim, ettim ve devam ettikçe hayal ettiğimden ne kadar farklı ve berbat bir kitap olduğunu gördüm. Bu cnr fuarında geri kalan kitapları almaktan KIL PAYI kurtulmuştum.. Gerçekten okuduktan sonra almadığım için O KADAR sevindim ki size anlatamam. Kitabın üstünde 'dizi hayranları bayılacak!' tarzı bir yazı var. Ben dizi hayranı olsam bu kitabı geri dönüşüm kutusuna falan atardım. Resmen hakaret falan yani. Dizisini izlemedim ve EMİNİM Kİ kitaptan kat ve kat daha iyidir. Çünkü kitap ancak bir dizinin senaryosu olabilecek kadar bir derinliğe sahipti. Her şey çok saçmaydı. Kitabın konusu genel olarak Emrys mi artık neydiyse adlı bir çocuğun boğulmaktan son anda kurtulup bir kıyıya çıkmasıyla başlıyor. Ancak çıktığında geçmişine, kim olduğuna ya da nereden geldiğine dair hiçbir fikri yok. Adını bile
Merlin 1 - Kayıp YıllarT. A. Barron · Parodi Yayınları · 20161,297 okunma
6/10
·261 syf.··
2020 49. kitabı
Atam bombasıyla vurulması sonucu bir adaya düşen çocukların öyküsü... Sarışın çocuğun ismi  Ralph, on ikisini yeni bitirmiş, adaya düşen uçaktan sağ çıkmayı başarmış. Neye uğradığını şaşırmışken, Domuzcuk lakaplı kilolu gözlüklü hantal bir çocukla karşılaşır. Ralph, düşen uçağa aldırmaksızın deniz kuvvetleri de binbaşı olan babasının gelip kendilerini kurtaracağından emindir, domuzcukun ise bir babası bile yoktur. Kader.... Bir şeytan minaresi buluyorlar ve önceki gözlemlerine dayanarak ses çıkartmak suretiyle adada başka kimse var mı diye bir işaret vermek istiyorlar. Başardıklarında, ormandan bir çocuğun kendilerine doğru yöneldiğini fark ediyorlar. 6 yaşlarında Johnny isimli bir çocuk çıkıp geliyor. Ayrıca arkasından yine onun yaşlarında da üç çocuk daha daha çıkıp geliyor. Bunlardan ikisi ikizdi, isimleri Sam ve Eric.. Daha sonra pelerinli çocuk korosu geldi. Jack Merridew, koronun başındaki çocuk. Diğer koro üyeleri Maurice, Roger, Bill, Robert, Harold, Henry, yorgunluktan  bayılan koro üyesinin adı ise Simon'du. Tanışıp kaynaştıktan sonra aralarından bir lider seçmeye karar verdiler, herkes söz alıp konuşmaya başladı, şeytan minaresi kimde ise söz hakkı onundur kararı alındı. Jack kendisini öne sürerken oylama da Ralph lider seçildi. Hemen yanına Jack ve simonu seçerek burası bir adamı yoksa karaya bağlantısı var mı diye keşfe çıktılar. Dağın tepesine vardıklarında uçağın nereye düştüğünü ve bu bulundukları bölgenin bir ada olduğunu görüp geri dönüş yoluna girdiler. Bir ara domuz bile avlamaya kalkışsalar da bıçağı saplamaya çekinip korktular. Yeni bir toplantı yapıp belli başlı kararlar aldılar, burada hayatı idame ettirecek her şeyin olduğunu ve mutlaka kendilerinin büyükler tarafından bulunacağını söylediler. Ve geçen gemilerin kendilerini görmesi için tepede
Edebiyat
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma