Ateş yolunda bir şair
6/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:34
Adam derin bir soluk almak istedi ancak aldığı soluğu vermek nasip olmadı. Mahalleli ancak akşama doğru burada yatan adamın öldüğünü anlamıştı. Bu, adını sanını bilmedikleri adamın üzerine örtülen eski bir gazetedeki haber de ne yazık ki dikkatlerini çekmemişti. "Mehmed Akif'in mahdumu Emin Akif yokluk içinde çalıştığı Karacabey Harası'ndan meydana gelen deprem sebebiyle ayrılmak zorunda kalmıştır. Şu anda neler yaptığı, nerede yaşadığı hakkında herhangi bir malumat edinilememiştir." ___ Mehmet Akif Ersoy'un evladı Emin Akif ile onun gözünden başlayan kitap yine onunla nihayete eriyor. Mehmet Akif'in yolculukları, sebilürreşad dergisi için mücadelesi, yarısından fazlası sansürlü çıkan gazeteler ve yılmadan devam eden bir şair. Kayseri'deki vaazının ardından Ankara'ya geçişindeki yolculuğu ele alıyor ve kitabın üçte ikisini bu yolculuk kaplıyor. Kitapta en dokunaklı kısmı bütün o zorluklara tahammülden, ailesini geride bırakmasından ve daha nice zorluktan öte, Emin Akif'in fakirlik ve yokluk yüzünden hayatının nihayete ermesi. Kitabı açıkçası bitirmek için okudum. Bunda roman tarzını sevmemem de etkili bir rol oynamıştır muhakkak lakin çocuk romanı gibi geldi bana. Biraz basit ve düzeyde, daha çok Mehmet Akif hakkında öz altyapıyı ve Ankaraya gitmek üzerine temel edilmiş zor kararı alışındaki, hayatında rol oynayan ümit ve dava inancını aşılamak üzere yazılmış. Akıcı bir üslubu var. Olayların bağlantısı okuyucuya geçişi gayet güzel ki yer yer şiirlerle giriş yapması coşturuyor ama bir süre sonra durağanlık ve bitsin artık noktasına da getirebiliyor. Mehmet Akif hakkında bilgi almak için daha donanımlı kitaplar okunabiir. Bu kitapta oğlunun hayatını ve davaya çıkış yolundaki ilk adımlarını nasıl attığını okuyabiliriz. Selâmetle..
1000Kitap
Ankara'nın Ateştir Yoluİsmail Bilgin · Timaş Yayınları · 2016109 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 78. kitabı
Aşkın,yalnızlığın,umudun ve pişmanlıkların farklı yüzlerini anlatan dört etkileyici öykü..Cevdet Güner,kimi zaman bilimkurguyla kimi zaman insan ruhunun derinlikleriyle okuru düşündürmeyi başarıyor.Her hikâye bittiğinde bir süre durup hayatı sorgulatan,farklı ve akıcı bir kitap. Bana Bakma:Dünyayı etkisi altına alan bir “aşk salgını” ortaya çıkar.Bu salgına yakalanan insanlar hayatlarını kaybetmektedir.İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu olağanüstü durumda,birbirine âşık iki gencin hem aşklarını hem de yaşamlarını koruma mücadelesi anlatılır. Başka Bir Yol:Hafızasını kaybetmiş ve yaşlanmayan bir adamın hikâyesidir.Geçmişini hatırlamaya çalışırken hayatında nelerden vazgeçtiğini,hangi seçimlerin onu bugünkü yalnızlığına sürüklediğini keşfeder. Kimlik,zaman ve insanın kendini bulma arayışı üzerine konular işlenmiş. 16 Milyar:Başka bir gezegende kral olan bir karakter,insan kılığında Dünya’ya gelir.İnsanları,yaşam tarzlarını ve zaaflarını gözlemler.Yaşadıkları sonucunda insanlık hakkında kararlar verir ve dostu Odin ile birlikte kendi dünyasına döner.Bilimkurgu unsurları taşıyan öykü;güç,adalet ve insan doğası üzerine sorgulamalar içerir. Son Adım:Yaşlı bir adamın geçmişine dönüp hayatını,kayıplarını ve pişmanlıklarını değerlendirdiği duygusal bir yaşam muhasebesi. Dört farklı hikâye,dört farklı hayat…Ama hepsinin ortak noktası insanın kendini,sevgiyi ve yaşamı yeniden sorgulaması.. Cevdet Güner’in kalemiyle tanıştığım bu kitap bende güzel bir iz bıraktı.Dört farklı öyküyle hem düşündüren hem de duygulandıran bir okuma deneyimi sundu.Özellikle memleketimin deprem olayına değindiği yerde çok duygulandım.Gerçek bir hikayeyle güzel bir kurgu ortaya çıkarmış.Kalemine,emeğine ve hayal gücüne sağlık. Umarım bizleri yeni hikâyelerle buluşturmaya devam eder
Bana BakmaCevdet Güner · Gri Yayınevi · 202455 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·202 syf.··
2026 10. kitabı
✯ 𝐒𝐞𝐧𝐝𝐫𝐨𝐦𝐬𝐮𝐳 𝐛𝐢𝐫 𝐒𝐚𝐥ı 𝐠𝐮̈𝐧𝐮̈𝐧𝐝𝐞𝐧 𝐡𝐞𝐫𝐤𝐞𝐬𝐞 𝐬𝐞𝐥𝐚𝐦𝐦𝐦 ✯ Bugün size @ritimsanat.yayinlari ‘ndan çıkan @human.books_ ‘un şahane kaleminden #yuşa kitabının yorumu ile geldim... #kitapözeti Evren, dünyamız, galaksiler ve onca yaşam hepsi bir düzen içerisinde ahenk ile dans ediyorlar. Yaratıcının yazdığı kader çizgisinde kendi amaçlarını yaşıyorlar. Herkesin bir amacı var ve Yuşa’nın amacı ailesi ile mutlu bir yaşam sürmekti. Yuşa’nın dünya hayatında isteyebileceği her şey yanındaydı. Ancak bir gün İstanbul’da uzun zamandır beklenen büyük deprem gerçekleştiğinde gerçeklerin ve amacının ne olduğunu aslında bilmediğini öğrendi. Daha büyük bir amacın bir parçası olduğunu, hiçbir zaman bilemezdi. Gerçekleri bulabilmek için bir yolculuğa çıktı. Peki bu yolculukta Yuşa’yı neler bekliyordu? #kitaphakkındadüşüncelerim Fantastik bilim kurgu sever misiniz? İşte bu kitap tam sizlik. İlk sayfalarda acıklı çocukluk hikayesi olan birinin hayatını okuyacağım sanmıştım ama yanılmışım. Sayfalar ilerledikçe okuyucuyu ters köşe yapan bir konusu var kitabın,tabiki bunu anlatacağımı düşünmüyorsunuz değil mi? Hepsi ve daha fazlası için Yuşa’yı okuyun der şiddetle tavsiye ederim. Birde seri seven okur dostlarım Yuşa seri olacakmış bilginiz olsun. Şimdiden herkese keyifli okumalar pişman olmayacaksınız emin olun Semra sözü... Kaleminiz daim okurunuz bol olsun sevgili @human.books_ ...
YuşaEyüp Savaş · Ritim Sanat Yayınları · 202220 okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2026 25. kitabı
Sahafların o kendine has kokusunu içine çekerek kitap arayanlar o eşsiz heyecanı çok iyi bilir. Bugün size o tozlu rafların arasından bulup çıkardığım, benim için yaşanmışlığıyla çok kıymetli olan bir ilk baskıyla geldim: Eflatun Cem Güney’in kaleminden Tahir ile Zühre. Hepimizin bir şekilde kulak aşinalığı olduğu bu trajik ve köklü sevda destanı, "Masalcı Baba"nın elinde adeta bambaşka bir büyüye kavuşmuş. Sultan kızı Zühre ile vezir oğlu Tahir’in sihirli bir elmayla başlayan yaşamları ve bir pîrin elinden içtikleri aşk badesiyle alevlenen sevdaları öylesine masalsı bir dille anlatılmış ki... Kitabın o sararmış sayfalarını çevirirken sadece bir halk hikâyesi okumuyor; yabancı kelimelerden tamamen arındırılmış, su gibi akan, şiirsel ve pırıl pırıl bir Türkçenin tadını çıkarıyorsunuz. Eflatun Cem Güney, kültürel hafızamızı o samimi ve duru üslubuyla adeta nakış gibi işlemiş. Eski basımların, daha önce kim bilir kimlerin dokunduğu o sayfaların verdiği hissiyatla bu destanı okumak bambaşka bir dinginlik verdi. Geleneksel hikâyelerimizin köklerine, temiz bir Türkçe ile inmek isteyen herkese yürekten tavsiyemdir.
Tahir ile ZühreEflatun Cem Güney · Yeditepe Yayınları · 196020 okunma
OKUNMALI
10/10
·152 syf.··
2026 25. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Mümkünmüş demek...Yas tutabilir, ağlayabilirmiş şehirler de." "Eskiler 'Yetim ölür,yağmur yağar.Gök bile dayanamaz.'derdi, arkasından ağlayanı olmayana doğa ağlarmış." "Koca bir toplumsal yastı içinde kaybolduğumuz, yaralarımızdan tutunduk birbirimize." Merhaba kitap dostlarım.@inkilapkitabevi'nin yayımladığı, @av.zekeriyacetin hocam tarafından kaleme alınan çok duygu yüklü, samimiyet kokan bir eserle geldim.Zekeriya hocamdan daha önce 'Uzun Zaman Önce' isimli eseri okumuş çok sevmiştim.Bu eseri ile de gördüm ki hocam toplumsal sorunları her şeyin üstünde tutan,toplumcu bir yazar. Hepimizin kanayan yarası,yakın tarihimizin en büyük acısı 6 Şubat depreminden yola çıkarak yazmış eseri.Her ne kadar kurgu olsa da yaşananlar, hissedilenler aynı. Yazar, insanlık dramını sınırları aşarak anlatıyor, empati ile insanlığın birbirini daha iyi anlayacağı bir yaşamın altını çiziyor. 147 sayfalık eserde anlatıcı 6 Şubat depreminde Hatay'da yaşayan teyzesinin oğlu,çok sevdiği kuzeni Ferit'i bulmak için yola çıkar,zorlu bir İstanbul-Hatay yolculuğundan sonra enkaza ulaşır. Orada beklerken Ali adlı Iraklı bir mülteci ile tanışır. Ali'de enkaz altında kalan eşini ve kızını beklemekte, umudu yavaş yavaş sönmektedir.Anlatıcı Ali ile bir diyalog kurar ve Ali anlattıkça o kahrolur. İran, Van, İstanbul,Hatay arasında yaşadıkları akıl alır gibi değildir Ali'nin. Acının dili,dini,coğrafyası olmaz derler ya gerçekten öyle...Saddam dönemi baskıcı otoriteden kaçış,ailesinin gözleri önünde yok oluşu, yoksulluk, toplama kamplarında uğradığı şiddet, mülteci olarak yaşadıkları,tam her şey yoluna girdi derken meydana gelen deprem.. Kitapta deprem sonrası kimsesiz bırakılmış bir toplumun yaşadığı travmatik süreci olduğu kadar Ortadoğu'nun kimsesizliğini de görüyoruz. Bu kitabı gözyaşı
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026110 okunma
8/10
·80 syf.··
2026 46. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 07:54
Sabah 5 sularında okumaya başladım, birkaç saat içinde bitirdim... Gözlerim dolu dolu kapattım son sayfasını. Bu kitap bana bir kez daha hatırlattı ki deprem birkaç dakika sürüyor; ama geride bıraktığı sessizlik, acı ve özlem yıllarca bitmiyor. Her sayfasında yüreğim sıkıştı. Okurken sadece bir hikâyeye değil, gerçek hayatlara tanıklık ettim. Çok etkilendim. İyi ki okumuşum... Orada Kimse Var mı? Ergül Laçinel
Orada Kimse Var mı?Ergül Laçinel · Ares Kitap · 202411 okunma