“Beni zaman mahvetti albayım. Zamanla buluyor insan
formunu. Her şey zamana bağlı: Yetmiş beş yetmiş altı yetmiş yedi derken insan ölüyor. Zaman her şeyi hallediyor değil mi?“
Şu gökyüzündeki bulutlar gibiydi yıllar. Gözünün önünde kayıp kayıp gidiyorlardı. Daha demin buradaydı derken, bir anda kayboluyorlardı. Sonra kara bulutlar gelip kapatıyordu önlerini. Hepten görünmez oluyorlardı. Bir sağanak, bir rüzgâr, bir fırtına...
Ne de olsa tek bir doğru cevap vardı. Kendi kendine düşünerek bulduğu cevap, o anın doğru cevabıydı. Youngju hayatın doğru cevaplara sarılarak yaşamak, kimi zaman o cevapla çarpışıp, o cevabı deneyimlemekten ibaret olduğunu biliyordu. Derken bunca zaman boyunca kucakladığımız doğru cevabın aslında yanlış olduğunu fark ettiğimiz an gelirdi. O zaman, tekrar bir başka doğru cevaba tutunup yaşamaya devam ederdik. İşte bu bizim küçük, sıradan yaşamımızdı. Böyle böyle doğru cevaplarımız
sürekli değişime uğrardı.
"Yarım devrim yapan kendi mezarını kazar", demişti Fransız devrimci Louis-Antoine de Saint-Just. Sosyalist tarihçi R.H. Tawney, bir kaplanın postunu tırmalaya tırmalaya yüzemezsiniz derken aynı noktayı biraz farklı bir şekilde ifade ediyordu.
Yordam Kitap | İlk Burjuva Devrimleri Dalgası·Kitabı okuyor