Yeniden yalnız kalınca, dinlenmekle geçmeyecek bir ruh yorgunluğu çöktü üstüme; hiçbir şeye inanacak, umut edecek gücüm kalmamıştı. Uyumsuzun biriydim ve hayat, yetişmeye çalıştığım her vagondan beni dışarı atıyordu. Kollarımdaki derman tükendiğinden tutunmayı da bıraktım, içimdeki düşmanla boğuşmaktan usanmıştım.
Milletin bunlardan hiç haberi yok. Ancak sinemanın, tiyatronun, kahvenin yolunu biliyorlar. İnsan kendi canının düşmanıdır. Kendini helâk etmek için birinci düşman kendisidir.
Cebbar; iradesinin sınırı olmayan, istediğini her durumda yapabilen, hükmüne ve etkisine karşı konulamayan, yaratılmışların halini iyileştiren, yaralarını saran, dertlere derman olan, asla kendisine erişilemeyen, yüceler yücesi, güç ve azamet sahibi anlamlarına gelmektedir.
Her pamuk yorganın da kendine göre bir ömrü var. Bir gün, yaşımız elverince, gözümüzde fer dizimizde derman kalmayınca, bizi de yavaş kara toprağa koyacaklar.
Sen de dünyaya kazık bağlayacak değilsin, günün birinde seni de kefenleyip gömecekler.
yıllarca uzak düştüğümüz, aramıza bir hayat girmiş olanlar, hele bir vakitler kalbimizi çalanlar karşımıza çıkıverince böyle aniden soruverdikleri sorulara verecek cevaplarımız ne kadar güdük.
yıllar önce olanların ağırlığı sıradan gündelik cümlelerin altında, denizin dibindeki batık bir gemiden farksız. ne o eski konuları açacak derman var insanda ne geçmişi dürtecek, uyuyan devi uyandıracak cesaret.