-Adaletsizlik karşısında öfkelenmek, zulüm karşısında öfkelenmek, göz göre göre işlenen bir vahşet karşısında öfkelenmek, göz göre göre işlenen bir vahşete, binlerce yıllık insan medeniyetinin tırnakları ile kazıya kazıya ter, gözyaşı ve oluk oluk kan dökerek elde ettiği bütün değerli kazanımları ayaklar altına alarak, göz göre göre sessiz, bile isteye taraf ve destek olanlar karşısında öfkelenmek, çocuklar, yakıcı fosfor bombalarıyla öldürülürken öfkelenmek elbette iyidir. Öfkelenmemek ise, bütün bu cinayetlere kayıtsız kalarak bir bakıma onlara ortak olmak gibi kötüdür. Vicdansızlıktır,kişiliksizliktir,merha- metsizlik, korkaklıktır...
Sayfa 18 - Filozof·Kitabı okuyor
Eğitim vermek bir hizmettir; Çocuğa eğitim vermek ise ebeveyn-çocuk ilişkisinde dengeleri bozabilir. Çünkü anne babaların rolü çocuğa hizmet etmek değil. Ona hayatın içinde doğruyu göstererek bağımsız bir birey olmasına destek olmaktır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cumhuriyet`in önünde, savaştan yara bere içinde çıkmış ve işgücünü savaşlarda yitirmiş ülkeyi kurtuluşa erdirme sorumluluğu vardı. 1923'ten 1930'a kadar liberal piyasa ekonomisi denendi. Sanayileşmeyi destek için çıkarılan Teşvik- i Sanayi Kanunu, kalkınmaya da yoksulluğun yenilmesine de çare olmadı. Zaten dünya, ABD'de 1929da başlayan ekonomik krizle sarsılmaktaydı. Ünlü ekonomist Keynes'e göre, dizginsiz kapitalizmin uçuruma sürüklediği toplumu, "piyasanın gizli eli" değil, devletin ekonomiye müdahalesi kurtarabilirdi. Başkan Roosevelt, "New Deal" politikasını hayata geçirerek, devlet yatırımları ve tüketimin arttırılması yöntemiyle krizden çıkışı sağladı. 1917de kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği ise 1928'den itibaren kalkınma planlarıyla sanayileşmekteydi.
Sayfa 28 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Anlatı­cıların mübalağa, mütalaa, bilinç akışı ve çamur atma gibi kadim anlatım teknikleriyle zenginleştirerek, gerçek bir sanat eserine yaraşır şekilde ustaca yeniden yorumladığı hikâye, zamanın, ih­tiyarlığın ve destek vermesi gereken aktüel bağlamlarında et­kisiyle, her anlatılışında biraz daha, biraz daha, biraz daha eğilip bükülse de, işte bu bizim hikâyemizdir neticede. Ama yanlış an­laşılmasın. Öyle saf, öyle temiz filan değildir.
Hayata Dair
Sağlıklı çocuk oyun oynar, oynadıkça daha da sağlıklı olur. Bu, sadece beden değil hem duygu hem de zihin sağlığı anlamına gelir. Oyun ciddi bir iştir, hafife almamak gerekir. Zira oyun sadece eğlenmek , haz almak gibi ihtiyaç duyulan duygusal desteği sağlamakla kalmaz ; uyum , anlaşma, düşünme, araç kullanma ve hareket etmek gibi çok boyutlu gelişimsel destek de sağlar. Özellikle çocukların kendilerinin yönettiği, gönüllü olarak dahil oldukları, kazanmak ya da kaybetmek gibi herhangi bir yönlendirilmiş hedeflerinin olmadığı ve spontan gelişen "serbest oyun" tipindeki oyunlar vasıtasıyla ruhsal olarak daha huzurlu, mutlu ve fiziksel olarak daha sağlıklı oldukları bilinmektedir.
Sayfa 123 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Kıbrıs davasında hemen her devlet, dost ve müttefik sandıklarımız bile aleyhimizde olmasına rağmen işte 100.000 Türk, 400.000 Rumla boğuşuyor. Bu oransız vuruşmada yenilmeyişinin sebebi anayurdun kendisini desteklediğini bilmesidir. Hele bu destek, kritik anda Erenköyü'nde yapılan hava saldırısı gibi olunca Kıbrıs Türkünün savaşı daha yıllarca sürer: Türk birlikleri Kıbrıs-a çıkıncaya veya Selânik'e girinceye kadar... Kerkük Türkü'nün de desteğe ihtiyacı var. Üstelik Kerkük Türkü daha da talihsizdir. Nasıl talihsiz olmasın ki Barzânî adında bir Kürt eşkıyası devlet kurmaya ve Kerkük Türklerine azınlık hakkı vermeye kalkıyor. Kurtu-luş Savaşı'ndaki bir türkü, Yunan gibi aşağılık bir düş-manın Türkiye topraklarına ordu sokmasını: Ankara'nın taşına bak, Gözlerimin yaşına bak. Biz Yunan'a esir olduk, Şu feleğin işine bak. mısralarıyla anlatılıyor ve talihin böyle hain bir tecelli-sine karşı Türk Milleti'nin öfkeli şaşkınlığını belirtmiş oluyordu. Bu acı hâtıra yetişmiyormuş gibi, şimdi bir de Kürt devlet kuracak da 1.000.000 Türk'e azınlık hakkı mı verecek? Bu küstahça iddialar karşısında Türkiye'nin kültür ve fikir hayatında söz sahibi olan, söz sahibi olduğunu iddia eden bunca kalem sahibi arasından, Sedat Simavi gibi biri çıkıp da Kerkük Türkleri'ni millî bir dava haline getire-mez mi?
Sayfa 35 - Ötüken, 17 Temmuz 1965·Kitabı okuyor