Haydar Ustanın anlamadığı, hiçbir zaman da anlayamayacağı bir şeyler olup bitmişti. Insanlar, Çukurova, sihirbazın çubuğu değmiş gibi bir değişmiş, ak kara, kara ak oluvermişti. Ama bu iş bir anda oluvermişti. Kimse kimseyi tanımıyordu. Sular, ağaçlar, tepeler, ormanlıklar da degişivermişti. Bir bakmışsın uçsuz bucaksız bir gölün, bir bataklığın, bir büklüğün yerinde bir orman gürlemiş çıkmış. Göz açıp kapayıncaya kadar, ekini biçip döven, çuvallayıp tarlanın ortasına atan dev böcek-ler... Demirden, ateş yutan böcekler. Vesuphanallah... Süphanal-lah, süphanallah!
Hayat diye aklımıza kurdukları oyunu bozduk biz. Koşar adım tırmandığımız cinnetin ve cehennemin son basamağındaydık. Tabiatın bütün güneşleri batıyor, karanlık büyüyordu. Aşkımızdan olacak, el ele tutuşmayı ve derin bir nefes almayı akıl ettik. Tersine işleyen bir vaftiz gibi, bize verdikleri her şeyi çıkarıp orada bıraktık. Şimdi dönüp arkamıza baktığımızda dev bir yıkıntı görüyoruz. Yaşadığımız o yıkıntıyı yaratanlar, babasını öldüren çocuklardan, çocuğunu öldüren analardan çok, bunları hayatın gerçeği diye önümüze koyan ve kolumuz karıncalanmadan bakıp geçmemizi bekleyenlerdi. Her ölenle öldüğümüzü, ağacın, kuşun acısını topal bir bacak gibi içimizde sürüdüğümüzü anlamadılar. O zamanlar vicdanımız kuyruklu bir böcek gibi kalbimizi yiyordu.
Reklam
Bir de hiç ölmeyen babalar vardır. Oğullarının hayatında bir heyula gibi dururlar. Kafka'nın babası Hermann Kafka, mükemmeliyetçi ve otoriter kişiliğiyle tam da böyle bir babadır. Acımasız eleştirileri, alaycı tavrı ve güçlü cüs-sesiyle Kafka'ya kendini değersiz bir böcek gibi hissettirir. Dönüşüm romanını okuyanlar, kahramanın neden bir sabah uyanıp da yatağında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunu, babasıyla ilişkisini öğrendikten sonra daha iyi anlayacaktır. "Bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin bu haritanın üzerine boylu boyunca uzandığını dü-şünüyorum. O zaman benim hayatımda yalnızca senin ört-mediğin ya da ulaşamadığın bölgeler kalıyor Yalnızca oralara gidebilirim»
En azılı paranoyaklarla yarışabilecek kadar kendimi kışkırtığım günlerin birinde, cehennemde dünya üzerinde üzülmelerini istemediğim iki insan olan anne ve babamın yaptığım bütün pislikleri dev bir ekrandan seyredebileceklerini hayal ettim. Tabii ben de yanlarında. Bakışlarının tonlar çeken ağırlığının altında bir böcek gibi ezilmek için. Ve kalpleri ile beyinlerinin arasından çıkan, benden istedikleri halde nefret edememelerinin sesi kemiğin etten ayrılma sesi.
Alıntı
En azılı paranoyaklarla yarışabilecek kadar kendimi kışkırttığım günlerin birinde, cehennemde dünya üzerinde üzülmelerini istemediğim iki insan olan anne ve babamın yaptığım bütün pislikleri dev bir ekrandan seyredebileceklerini hayal ettim. Tabiî ben de yanlarında. Bakışlarının tonlar çeken ağırlığının altında bir böcek gibi ezilmek için.
Alıntı
NASIL TEKELLEŞTİLER?
Yeşil Devrim gelişmekte olan piyasalarda yeni hibrid tohum­ların üretilmesine dayanıyordu. Hibrid tohumlar üreyemedikleri için çiftçilerin her sene tohum alması gerekiyordu. Hibrid tohum patentlerinin DuPont-Pioneer Hi-Bred'in ve Monsanto'nun başını çektiği bir avuç dev tohum şirketinin elinde toplanması daha sonra GDO'lu tohum darbesi için yolu açtı. Hibrid tohumlar ve bu to­humların ihtiyaç duyduğu kimyasal gübreler, çiftçileri tarım ve petro kimya şirketlerine bağımlı hale getiriyordu. Bu gübreler Roc­ kefeller kontrolündeki büyük petrol şirketlerinin ürünüydü. Ot ve böcek ilaçları da petrol ve kimya devleri için ek pazarlar oluşturu­yordu. Yeşil devrim aslında bir 'kimyasal darbeydi'. Gelişmekte olan ülkelerin yüksek miktardaki gübre ve ilaç girdisini finanse et­meleri mümkün değildi. Bu nedenle Dünya Bankası'ndan kredi notu alarak ve ABD hükümetinin garantisi altındaki Chase Bank ve diğer New York bankaları aracılığıyla özel borçlar aldılar. *** Sonuç? Bankalara ve tefecilere borçlanan çiftçiler genellikle topraklarını kaybettiler. İş aramak için şehirlere göç ettiler; fabri­kaların ucuz işçi açığı da kapanmış oldu. Peki ya bugün? Bugün de Gates ve Rockefeller Afrika'da Yeşil Devrim adı altında bir projeye daha milyonlar yatırıyor. Amaç yine GDO tohumların ve kimyasalların yaygınlaştırılması. Bunun için pek çok teşvik ve kampanyalara başvuruyorlar.
Sayfa 181 - Bilge Karınca Yayıncılık: Birinci Baskı, İstanbul - 2024·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam
Reklam