Sabah demek içinde hiç olmazsa küçücük bir umut barındıran zaman demektir. Umut yoksa da heves vardır. İkisi de yoksa o vaktin adına neden sabah diyelim, gecenin devamı deyip geçeriz.
Genetik benzerlik, türün devamı için çeşitli riskler barındırır. İnsanların eş seçiminde, kapalı bir toplum içinde kalarak kendi kültürel ve etnik gruplarından bireyleri tercih etmesi, sonraki kuşakların bağışıklık sistenmlerinin zayıflamasına yol açar.
Rüyalara neden olan bilinçdışı dürtünün uyanık yaşama dair yoğun ilgi sonucunda, günden geriye kalanların bir bölümü ile bağlantı kurduğunu açıklamıştık; bu bağlantı ile rüya, analiz çalışması için iki kat değerli hale gelir. Bir yandan analiz edilmiş olan bir rüya bastırılmış bir arzunun giderilmesi olarak kendini gösterir; ancak diğer bir yandan önceki günün bazı bilinçöncesi faaliyetlerinin bir devamı olacaktır ve bir belirlenmeyi, bir uyarıyı, bir fikri ya da bir kez daha bir arzunun giderilmesini ifade etse de bir tür konuya sahip olacaktır. Analiz rüyadan iki yönde de faydalanır, rüya aralığıyla hastanın hem bilinç hem de bilinçdışı süreçleri ile ilgili bilgi edinir. Aynı zamanda rüyalar unutulmuş çocukluk malzemelerine de giriş sağlar ve böylece çocukluk amnezisinin üstesinden büyük oranda rüyaların yorumlanması ile gelinir. Bu açıdan rüyalar daha önce hipnotizmanın yerine getirdiklerinin bir kısmını gerçekleştirir. Bunlara ek olarak, tüm rüyaların cinsel bir içeriğinin olduğunu ya da tüm rüyaların cinsel güdülerin etkisinden doğduğunu rüya-yorumu ile ispatladığımı hiçbir zaman savunmadım, ancak bu iddia bana çok sık atfedildi. Açlık, susuzluk ya da dışkılama ihtiyacının, herhangi bir bastırılmış cinsel ya da bencil dürtü gibi, doyum rüyaları üretebileceğini görmek basittir. Küçük çocukların vakaları rüyalarla ilgili teorimizin geçerliliğini test etmek için oldukça uygundur. Küçük çocuklarda farklı psişik sistemler henüz keskin şekilde birbirinden ayrılmamıştır ve bastırmalar henüz derinleşmemiştir; böylece çoğu zaman açıkça, uyanık yaşamdan kalmış dürtülerin giderilmesi olan rüyalara rastlarız. Zaruri ihtiyaçların etkisi altında, yetişkinler de böyle çocuksu tarzda rüyalar üretebilirler.
Her günümüz bazı günlerimizin devamı,
bazı günlerimizin gelişmesi,
bazı günlerimizin duraksaması,
bazı günlerimizin de sonudur - oysa, her günümüz,
olanak (ve olasılık) olarak,
mutlak son günümüzdür zaten...
Günlerimiz, 'sayılı' bile değildir:
zaten sayılmış- ve bitmiştir.
Her günümüz
son günümüzdür.
Kavalalı, Mısır’ı 1847’ye kadar yönetti. 1847’nin sonlarına doğru bunama alâmetleri baş gösterince oğlu İbrahim önce vekâleten yerine geçti. 1848 Eylül’ünde ise asaleten Mısır valisi oldu. Ancak 1848 Kasım’ında babasından önce vefat edince Mısır’ın başına Ahmed Tosun Paşa’nın oğlu I. Abbas Hilmi Paşa geldi. I. Abbas Hilmi, dedesi Kavalalı döneminde takip edilen Batılılaşma politikasını terk etti. Avrupalı uzmanların işine son verdi. Böylece Kavalalı’nın başlattığı modernleşme hamlesi yarım kaldı.
Kavalalı’nın kurduğu hanedan 1945’e kadar Mısır’ı yönetti. Kavalalı’nın reformları İslam dünyası için bir umut olabilirdi. Ancak devamı gelmedi ve Mısır, İslam dünyasının temsilcisi olamadı. Hâlihazırda görünen Türkiye’den başka alternatif olmadığıdır.
“+ Filistin direnişi artık İsrail'e karşı üst üste askeri zaferler elde ediyor. Sizce bu zaferin sırrı nedir?
- Şeyh şöyle derdi: "Zayıf hiçbir zaman zayıf olarak kalmaz; güçlü de hiçbir zaman güçlü olarak kalmaz" Siz eğer sadece Allah'a güvenerek ve sadece Allah'ın ismini yüceltmek için cihad ederseniz mutlaka Allah'ın yardımı gelir. Mücahidlerin Israil'e karşı zafer kazanmalarının bence iki sebebi var: Birincisi mücahidlerin düşmanlarına karşı güç biriktirmeleri ikincisi de namaz ve sabırla Allah'tan yardım istemeleri. Bu zaferler Allah tarafından lütfedilen büyük zaferlerdir ve inşallah bu zaferlerin devamı da gelecektir. Kuvvet silahta, parada değil; iman ve akidedir. Ayrıca bu savaş sadece Filistin'le sınırlı bir savaş değil... Bu savaş Müslümanların zulme uğradığı heryer de süren bir savaştır.”
Sayfa 108 - Abdülhamid Yasin, Filistin Direnişi, Şubat 2009.