Tabii ki pazann "büyüklüğü" karşılaştırılırsa bu gayet normal karşılanabilir. Kahinin devamı olmaya çalışan yüzlerce insanın varlığı aslında bize kalplerdeki yerinin zaman içinde azalmak yerine arttığını, onu bir nevi kahraman, hatta efsaneye dönüştürdüğünü göstermektedir
Sayfa 238·Kitabı okudu
Müzik, devamı gelmemiş bir olasılık gibidir.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biraz uzun ama açıklayıcı, aykırı bir de.
Güney Fransa “Avrupa’da Yahudi aleyhtarlığının yükselişe geçtiği sıralarda Yahudiler için âdeta bir sığınaktı, burada Kathar ve Yahudi düşüncesinin kaynaşması Yahudi mistisizm geleneği olan Kabala'yı doğurmuştur" (Spencer 1995b: 171). Katharlar aynı zamanda evliliğe ve çoğalmaya da karşıydılar. Hem hayvanları öldürmeyi reddettiklerinden hem de yumurta ve et gibi cinsel birleşme sonucu oluşan her türlü yiyeceği tüketmekten uzak durmak istediklerinden, katı vejetaryendiler. Katharların çoğalmaya karşı sergiledikleri bu olumsuz tutum, Pavlusçular (ruhu maddi dünyaya bağladığını düşündükleri için üremeyi reddeden ezber bozucu mezhep) gibi doğulu düalist mezheplerin ve daha da önemlisi 10. yüzyılda Balkan köylüleri arasında yandaş bulan Bogomillerin bu mezhebin üzerindeki etkisine bağlanmaktadır (Erbstosser 1984: 13-14). "İçinde bulundukları fiziksel sefalet sayesinde şeylerin kötülüğünün farkına varan köylülerin içinden doğan" bir halk hareketi olan Bogomiller, görünen dünyanın Şeytan'ın işi olduğunu (çünkü Tanrı'nın dünyasında her zaman iyi önce gelir) vaaz ederek bir risalelerinde belirttikleri gibi "bu keder dünyasına" yeni köleler getirmemek için çocuk sahibi olmayı reddediyorlardı (Wakefield ve Evans 1991: 457). Bogomillerin Katharlar üzerindeki etkisi açıktır.²⁴ Katharların evlenmekten ve çoğalmaktan kaçınmalarının nedeni bir "ölüm arzusu" ya da hayatın hor görülmesinden ziyade "hayatın yalnızca sağ kalmaya indirgenmesinin" reddine dayanıyordu (Vaneigem 1998: 72). Çünkü hayatı ve bedeni küçümseyen felsefelerde gözlemlenen değersizleştirilmiş kadın ve cinsellik anlayışı ile Katharların çoğalma karşıtlığının bir ilgisi yoktu. Bu mezheplerde kadınların önemli bir yeri vardı. Katharların cinsellik anlayışına gelecek olursak, "kemâle ermiş olanlar" cinsel ilişkiden uzak
Türkiye Cumhuriyeti, Marshall Planı'nı kabul ettiği sıralarda çok tartışılan bir karar alarak Rus tehdidine karşı Amerikalı danışmanların Türk ordusunu modernize etmesine izin verdi. Fakat Türkiye'nin parası yoktu. Amerika'dan aldığı silahları yine Amerika'dan aldığı krediyle ödeyebilmek için 10 milyon dolar borç istedi. 27 Şubat 1 946'da kredi talebi onaylandı. Ancak vadesi geldiğinde borçlarını aksatan Türkiye, Amerika'nın Fulbright eğitim teklifini de onaylamak zorunda kaldı. 1947 tarihli yasayla kurulan komisyon, ilk Türk öğrenci grubunu 1950 yılında Amerika'ya gönderdi. Fulbright bursuyla Amerika'ya giden öğrencilerden biri olan Sami, okulu bitirir bitirmez Morrison şirketinde işe başladı. 1 953 yılında Türkiye'ye döndü ve Seyhan Barajı inşaatında proje müdürü oldu. İki yıl sonra Sular İdaresi'nin başına geçti. 1960 yılındaki darbede ise Amerika'daydı. Döndüğünde Menderes'in partisinin devamı olarak kurulan Adalet Partisi'nin başına geçti. 1965 seçimlerini kazanarak başbakan olan bu gencin adı, Sami Süleyman Demirel'di.
Sayfa 247 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
NİYETİN AHMÂKÇASI...
(...) 1975 Gölge'nin çıkışından önce bir "hareket sistemi", buna nisbetle tavır koyma diye bir şey yok, "gönlümüzü düzeltirsek, canımızı bilmem ne yaparsak, gönül eri bilmem neyiysek"... Burada sahte bir iyi niyet bir yana, ahmâk iyi niyetin de kötü niyetten daha kötü olduğunu idrâk edin diye söylüyorum... Ki ben, bunların ahmâkçada olsa iyi niyetten kaynaklandığına inanmıyorum; güdücüler bakımından... Niyet hep mevcudun devamı, kendilerinin varlık şartı.
Sayfa 96 - 3. Levha, -İŞKENCE ve FİLİSTİN MESELESİ- isimli konferanstan 1988, İBDA Yayınları
Üç Işık
Şu dakika benim de içimde aynı yara, Kapıldım aynı çılgın, zehirli duygulara... Yok benim semalara açılacak kanadım, Ben o nasipsizim ki tanınmış değil adım, Kim sorar; kim öğrenir; kim anar maceramı? Şu yılları sürüyen hayatımın devamı Tesellisiz, ümitsiz bir uzun hıçkırıktır. Elimdeki rebabım kalbim gibi kırıktır. Bir yara var içimde sızlıyor derin derin... İşte bütün ruhumu kaplayan bu kederin Verdiği cesaretle huzurunuza geldim. Size gözyaşlarımdan hediyeler getirdim!
Sayfa 62·Kitabı okudu
Şiir