Lâle dediğin çiçeğin ömrü topu topu birkaç gündür beyim. Devlet-i Aliyye de bir rüya gördü, adına Lâle Devri dediler. Lakin uyanışımız ne yazık ki kılıç sesleriyle ve dökülen kanlarla oldu.
"Ne diyeyim, biraz sen acı, merhamet et hastalara." "Ne merhameti, sen yeni gördün ölen insanı, biz ayda kaç tane görüyoruz, biliyor musun, bazen beş, bazen on! Hem bunun ölümü ne ki, yaşamış yaşayacağı kadar." "Ne yaşamış, savaştan savaşa gitmiş, bizim için, bize bu yurdu bırakmak için. "Hah, bırakmış da iyi halt etmiş, ne olacaktı bırakmasaydı? Ha belki ben doğmayacaktım, değil mi, bu meret dünyada iki paralık ekmek için sabahtan akşama dek pislikle uğraşmaya-caktım... Bu yurdu bırakmış ha?.. Ne var bu yurtta be bücür, fakirlik, sıkıntı, pislik! Merhamet ha, niçin? Kimse bana merhamet etti mi? Niye hemşire oldum ben? Bilmezsin değil mi, söyleyeyim, parasız okutuyorlardı da ondan. Doktor da olabilirdim değil mi, doktor! Belki o zaman merhamet dediğin șeyi öğrenirdim. “Yoo," dedi Dursun, "merhamet dediğin şey doktoruna, hemşiresine bakmaz, insanlığına bakar! Bir hastaya acımayı bilmedikten sonra ister doktor ol, ister hemşire, ne fark eder?'" "Kimse bana acıdı mı ki, ben kimseye acıyayım, ha bücür?" "Bedava okumuşsun işte, devlet okuttu değil mi, şu gazinin sana verdiği yurdun devleti." "Boş versene sen onu, okutmuş da ne yapmış, şimdi eşek gibi hizmet istiyor benden." "Ya ne yapacaktı, buyur keyfine mi bak diyecekti, tabii hizmet isteyecek. Gazi de hizmet etti, savaşlarda.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak kısa boylu bir kadınım ben bundandır boyumdan büyük ne yazsam ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç başıma bakarsınız oysa, gülünçtür belki durup narin nazenin bir elif miktarı evet evet ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia olmasaydı sonumuz böyle ** çocuklar kalır bölünmelerden geriye yetim çocuklar; ana dilleri öfke ** besmeleni çek ve başla! tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için ** biyoloji soğukkanlı: insan doğar, büyür, yaşar ve ölür sosyoloji: arada bir yerde de okula gider ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan varlığını armağan etmeyi bir de ** eğitim şart, okullar mühim tam böyle dört bin isteyen bir dershaneyle dershane isteyen bir düzen arasında anneyim diyecektim kapısı takılmamış sınıflar sınıflar boyası yapılmamış yakacak için ödenek var da
İzdiham
Hem sanat dediğin, herkesin işine geleni arayıp bulması için icat edilmiştir değil mi?
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Devlet dediğin herkesin eşit şartlara sahip olduğu bir temele oturmalıydı ama aynı zamanda adaletin, liyakatın esas alındığı bir yapıya sahip olmalıydı. Saadet içinde yaşayan bir toplumla kaos içinde yaşayan bir toplumu ayıran en önemli fark o devletin sağlam bir ahlak anlayışının olmasıydı. Öyleymiş gibi yapmayan, ikiyüzlü olmayan bir ahlak anlayışı. Ve bu ahlak anlayışı dini temellere değil, insanın varoluşuna dayanmalıydı. 
Tragedyada gördüğümüz çeşit budur. Demek, şiirin iki türlü anlatma yolu varmış: Biri, dediğin gibi tragedya ve komedyadaki taklit yolu, öteki, şairin olan biteni kendi anlatması. Bu çeşit de dithyram bos'larda görülür sanırım. Her iki çeşidin de bir araya geldiği olur, destanlarda ve başka şiirlerde olduğu gibi
Sayfa 104·Kitabı okudu
Reklam
Reklam